8 bin yıllık geçmişiyle Metal Döküm Sanayisi

İnsanlık tarihinin en eski mesleklerinden dökümcülük, mutfak eşyasından sobaya, ulaşım araçlarından uzay teknolojilerine çok geniş bir alanda modern çağın ürünlerine hayat veriyor.
8 bin yıllık geçmişiyle Metal Döküm Sanayisi

İnsanlık tarihinin en eski mesleklerinden olan dökümcülük, bugün mutfak eşyasından sobaya, ulaşım araçlarından uzay teknolojilerine çok geniş bir alanda modern çağın ürünlerine hayat veriyor. Türkiye bu gelişmeye üst sıralardan dâhil oluyor. Üretimde Avrupa ikincisi ve dünya dokuzuncusu olan Türk metal döküm sektörü, gelişimini sürdürüyor.

Döküm ürünleri ağır sanayinin yanı sıra günlük yaşantımızın pek çok alanında karşımıza çıkıyor. Mutfak eşyasından soba ve şömineye, mobilyadan otomobile hemen her üründe döküm parçası yer alıyor. Ham metal külçeleri ve hurda metal parçalarının eritilip kum, seramik ve metal kalıplarda şekillendirilmesiyle ortaya çıkan döküm ürünlerinin tarihi binyıllar öncesine uzanıyor.

İnsanlık tarihinin en eski mesleklerinden olan dökümcülüğün geçmişi 8 bin yıl öncesine, MÖ 6 bin yıllarına dayanıyor. Dökümcülük, Maden Çağı içindeki üç zaman diliminde (Kalkolitik Çağ, Tunç Çağı ve Demir Çağı) aşamalı olarak gelişip yayılıyor. Bulgular, Maden Çağı’nın hemen öncesinde de, MÖ 6000’lerde insanların metalleri malzeme olarak kullanmaya başladığına, Mezopotamya’da malahit mineralinden, ergitme yoluyla bakır elde edildiğine işaret ediyor.

Maden Çağı’nda yaygınlaşmaya başlayan metallerin keşfi ve kullanımı, Mısır, Babil, Hint ve Çin kültürlerinde ilk kentlerinin kurulmasını ve insanların tarım dışı işlerle uğraşmaya başlamasını teşvik ediyor. Böylece sanatsal mesleklerin gelişimi hızlanıyor.

MÖ 3000 yıllarında Mısır ve Sümer medeniyetinde bakır, arsenik, kalay, kurşun ve bunların alaşımlarından bronzun üretilip döküm yoluyla şekillendirilmesi, metalürji teknolojisini başlatıyor. Yine bu devirde Mezopotamya’da mum kalıp döküm yöntemi geliştiriliyor.

“Küçük Asya” olarak da adlandırılan Anadolu’da Hititler, yüksek nitelikli demir işçiliğiyle ve sanatıyla uğraşan ilk uygarlık olarak ün kazanıyor. Henüz Bronz (Tunç) Çağı’nda iken demir işçiliğiyle uğraştığı tahmin edilen Hitit devleti, MÖ 1600 tarihlerinde demir üretiminde tekelleşiyor ve devletin gözetiminde, belirli kuralları içeren ticari anlaşmalarla demir ticareti yapılıyor. Bulgular, Hitit devletinin Asurlulara demir ihraç ettiğini gösteriyor.

Bu dönemdeki demir işleme sanatı, demir cevherlerinin yüksek sıcaklıklarda dövme aracılığıyla şekillendirilmesine dayanıyordu. 1400’lerden sonra Kafkasya’da ergitme yoluyla demir üretimi geliştirildi. Demir döküm yönteminin ise ilk kez MÖ 300 yıllarında Çin’de uygulandığı tahmin ediliyor.

MÖ 800-500 yıllarına ait olduğu anlaşılan, Avusturya’nın Noricum yöresindeki mezar kalıntılarında bronz ve demir eşyaların bulunması, bu yörenin de bir demir merkezi olduğunu gösteriyor. Demir devrinin Anadolu’dan Balkanlar üzerinden Avrupa’ya ulaştığı anlaşılıyor.

1 GRAMDAN 300 TONA KADAR DÖKÜM ÜRÜNLER

Yüzyıllar içinde teknolojideki gelişmelere paralel bir seyir izleyerek metal döküm sanayine dönüşen dökümcülük, bugün akıllı telefondan rüzgâr türbinine, savunma sanayisinden her türlü kara, hava ve deniz ulaşımı aracına ve uzay gemilerine kadar 1 gramdan hafif veya 300 tondan ağır ileri teknoloji üretimleriyle gelişmeye devam ediyor.

TÜRKİYE DÖKÜM ÜRETİMİNDE DÜNYADA DOKUZ, AVRUPA’DA İKİNCİ SIRADA

Türkiye, metal döküm sanayisinde oldukça iyi bir noktada bulunuyor. Özellikle savunma ve ulaşım sanayisine sağladığı girdilerle stratejik öneme sahip olan metal döküm sanayisi, istikrarlı büyümesini sürdürüyor. 2012-2019 döneminde ülkemiz döküm sektörünün dünya üretimi içindeki payını yüzde 26 oranında artıran Türkiye döküm sektörü, 2019 yılında üretimde dünyada dokuzuncu, Avrupa’da ise Almanya’nın ardından ikinci sıraya yükseldi.

Mikro, KOBİ ve büyük sanayi kuruluşu ölçeğinde 932 döküm işletmesi bulunan sektörün 2020 yılındaki üretim hacmi 2,2 milyon ton, sektörün cirosu 5,3 milyar avro oldu. Bunun 4,1 milyar avro değerindeki kısmını ihraç etmeyi başaran sektör, pandemiyle geçen 2020 yılını en az hasarla atlattı. Sektör temsilcileri metal döküm sanayisinin gelecek yıllarda büyüme seyrini devam ettireceğini öngörüyor.

TÜDÖKSAD İŞ GELİŞTİRME DİREKTÖRÜ TUNÇAĞ CİHANGİR ŞEN:
DÖKÜM İHRACATI 4,1 MİLYAR AVRO

Döküm hangi metallerden üretilir? Döküm kalitesini artıran metaller hangileridir?

İnsanlık tarihinin en eski mesleklerinden olan dökümcülük, insanların yaşamları için gerekli olan metalden mamul nesneleri üretme yöntemidir. Metal döküm, ham metal külçelerinin ve hurda metal parçalarının ergitme ocaklarında eritilip, alaşım elamanları ilavesiyle istenen kimyasal bileşim elde edildikten sonra kum, seramik ve metal kalıplara sıvı metal olarak dökülmesi ve şekillendirilmesidir.

Gerektiğinde uygulama alanlarına göre parçalara ısıl işlem ve koruyucu kaplama yapılarak nitelik kazandırılabilmektedir. Demir, çelik, alüminyum, magnezyum, çinko, bakır alaşımları gibi ana metal malzemelerinin hepsi döküm yöntemiyle şekillendirilebilir.

Savunma, enerji, ulaştırma gibi stratejik sektörler başta olmak üzere otomotiv, havacılık, makine üretimi, otomasyon, sağlık, inşaat, maden, beyaz eşya gibi onlarca sektöre ürün veren metal döküm sektörü, dışa bağımlılığı azaltmada, ülkemizin güvenliğinde ve kalkınmasında kilit rol oynamaktadır.

Döküm en çok hangi sektörlerde kullanılıyor?

İçinde bulunduğumuz modern çağa ait ürünler döküm sektörü olmadan var olamayacağı için, sürekli gelişim de sektörümüze bağlıdır. Mutfak ve ev aletlerinden boru ve vanalara, uzay gemilerinden oyuncaklara, rüzgâr türbinlerinden tanklara, mobilyadan aydınlatma ekipmanına, her türlü kara, hava ve deniz ulaşım aracından ağır sanayi makinelerine kadar hayatımızın içinde yer alan binlerce üründe döküm parçası yer almaktadır.

Dökümün inşaat sektöründe kullanımına ilişkin bilgi verir misiniz?

Ülkemizin kalkınmasında hayati ve vazgeçilmez bir konuma sahip olan döküm parçalar, yapı ve inşaat sektöründe şu ürünlerde karşımıza çıkmaktadır: Radyatörler ve ısınma kazanları; su, kanalizasyon vb. her türlü borular; yangın muslukları; pompa, vana, tapa ve su sayaçları; burç, dirsek, köşebent ve ara bağlantı elemanları; mobilya aksamı; rögar ve her türlü yer altı galeri kapakları; belediyelere ait park ve bahçe malzemeleri ile heykeller.

METAL DÖKÜM SEKTÖRÜ YÜZDE 71’LİK İHRAÇ ORANIYLA CARİ AÇIĞI AZALTIYOR

Türkiye döküm sektörünün ekonomik büyüklüğü, üretim ve tüketim rakamları nedir?

Savunma, enerji, ulaştırma gibi stratejik sektörler başta olmak üzere onlarca imalat sanayisine yaptığı üretimiyle ülkemizin gelişiminde ve kalkınmasında büyük payı olan Türk Metal Döküm Sektörü, üretim kıymeti bakımından yüzde 71’lik ihraç oranıyla ülkemizin cari açığının kapatılmasına ciddi oranda katkı sağlamaktadır.

Metal dökümhaneleri, yerli ve milli üretim hedefi doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren onlarca kuruluşumuzun ana parça tedarikçisi konumundadır. Türkiye Döküm Sanayi, Amerikan Dökümcüler Birliği’nin (AFS) Ocak 2021 tarihinde yayınladığı 2019 yılı verilerini içeren 54. Dünya Döküm Üretimi İstatistiklerine göre, toplam 2 milyon 314 bin 245 ton üretimle iki basamak yükselerek dünyada dokuzuncu ve Avrupa’da İtalya’yı geçerek ikinci büyük döküm üreticisi konumuna ulaşmıştır.

2020 yılında da döküm üretimi beklentilere paralel olarak ilk çeyrekte normal seyrinde ilerlerken, Kovid19’un etkisiyle ikinci çeyrekte ciddi kayıplar yaşanmıştır. Bilhassa yurt içinde ve Avrupa otomotiv endüstrisinde üretimde yaşanan duraklama, sektörü önemli ölçüde etkilemiştir.

Kovid-19 vaka sayısının kontrol altına alınması haziran ayında sınırlama önlemlerinin gevşetilmesini beraberinde getirmiş ve uluslararası piyasalarla birlikte “normalleşme” sürecine girilmiştir. Normalleşme döneminde 2020 üçüncü çeyreğinde yurt içi siparişlerin canlanmasıyla birlikte özellikle Avrupalı döküm alıcısı sektörlerden gelen yoğun siparişler, Türkiye metal döküm sektörünün büyük bir ivme yakalamasını sağlamıştır.

Bu doğrultuda, Türkiye metal döküm sektörü, 2020 yılını yüzde 6,2 kayıp ve toplamda 2,2 milyon tonluk üretim hacmiyle tamamlamayı başarmıştır. Sektörümüzün 2020 yılında gerçekleştirdiği 2,2 milyon ton üretimin kıymeti 5,3 milyar avro değerindedir. Bunun 4,1 milyar avro değerindeki kısmı ihraç edilmektedir. Son 7 yılda ülkemiz döküm sektörünün dünya üretimi içindeki payı yüzde 26 oranında artmıştır.

“SEKTÖRÜMÜZ PANDEMİDE KONUMUNU GÜÇLENDİRDİ”

Sektör pandemi sürecini nasıl geçiriyor?

2020 yılında döküm işletmelerinin birçoğu yeni yatırım kararları almış ve dünya çapında OEM’lerin (Original Equipment ManufacturerOrijinal Ürün Üreticisi) ileriye dönük yenilenebilir enerji ve elektrikli araç projelerinin çözüm ortağı olmayı başarmıştır. Ayrıca, iki üye kuruluşumuz Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının “Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi” kapsamında yatırım projelerini kabul ettiği 10 Türk firması arasında yer almıştır.

Avrupalı OEM’lerin hem Uzakdoğu yerine daha yakın coğrafyalardan ürün tedarik etme eğilimi hem de Avrupa’da birçok dökümhanenin mali sıkıntılar sonucu faaliyetlerini durdurma ya da azaltma eğiliminde olduğu böyle bir dönemde Türkiye metal döküm sektörünün konumunu güçlendirdiğini rahatlıkla söyleyebilmekteyiz. Türk metal dökümhaneleri sahip oldukları derin teknik bilgi birikimi ve modern tesisleriyle salgın sürecini bir fırsata çevirerek, yükselen döviz kurlarının da etkisiyle uluslararası tedarik zincirlerindeki önemini her geçen gün arttırmaktadır.

Türkiye metal döküm sektöründe yatırımların, kapasite artışının yanı sıra yüksek teknolojiye yönelik otomasyon, robotik, 3 boyutlu/katmanlı üretim ekipmanı vb. alanlarda, enerji ve üretim süreci verimliliği gibi konularda ağırlığının arttığı görülmektedir. Bu da rekabetçi yapıyı koruyarak kayda değer bir üretim kalite artışını beraberinde getirmektedir. Bu sayede, döküm sektörünün ürettiği katma değer her yıl daha da artmaktadır.

DÖNGÜSEL EKONOMİNİN VAZGEÇİLMEZ UNSURU

Ülkemizde geri dönüşümden döküm üretimi yaygın mıdır? Sektörü ekolojik açıdan değerlendirir misiniz?

Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın ve Sürdürülebilir Kalkınma hedeflerinin gündemin başındaki maddelerden biri olduğu bu dönemde, hayata geçirilen Yeşil Mutabakat Eylem Planı ve akabinde Paris İklim Anlaşması’nın onaylanması, sera gazı emisyonlarının ve karbon ayak izinin azaltılmasında tüm paydaşlara önemli sorumluluklar getirmektedir.

Metal döküm sektörünün geri dönüşüme ve sürdürülebilir ekosisteme katkısı oldukça büyüktür. Metal döküm sanayicileri başta demir, çelik ve alüminyum olmak üzere tüm metallerin yaşam döngüsü içerisinde ekonomiye tekrar kazandırılmasını sağlamaktadır. Bazı işletmelerimizde hammadde olarak yüzde 100’e varan oranlarda geri dönüştürülmüş (ikincil) metal malzemeler kullanılmakta, günlük hayatın her alanından faydalı kullanım ömrünü tamamlamış cihazlar, makineler ve akla gelebilecek tüm metal parçalar dökümhanelerde tekrar ergitilerek değer yaratılmaktadır. Ayrıca, üretim sürecinde kullanılan döküm kumu gibi malzemeler de tekrar tekrar kullanılabilmektedir. Bu çerçeveden bakıldığında metal dökümhaneleri sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonominin vazgeçilmez bir unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır.

ASYA DÖKÜM YÖNETİM KURULU BAŞKANI İLYAS CÖMERT:
2022 İHRACAT HEDEFİ 13,5 MİLYAR DOLAR

Asya Döküm Yönetim Kurulu Başkanı İlyas Cömert, Türk döküm sektörünün 2020 yılında ihracatta Avrupa’da ikinci sırada yer alarak önemli bir başarıya imza attığına dikkat çekti. 2020 yılının, gündelik hayatta ve ticaret hayatında salgının etkisinin yoğun hissedildiği bir dönem olduğuna işaret eden İlyas Cömert, döküm sektörünün bundan etkilenmesine rağmen yılın son çeyreğinde toparlanma sürecine girdiğini, bu sürecin 2021 başlarında da devam ettiğini kaydetti. Döküm sektörünün, 2020’yi sadece yüzde 6 düşüşle 7,2 milyar dolar ihracat ile tamamladığını açıklayan Cömert, 2021 Ocak-Şubat döneminde ise yüzde 12’lik artış ile 1,4 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini açıkladı.

2022 yılında Türkiye’nin ihracat artışının yüzde 9,5 olacağı beklentisini aktaran Cömert, “Sektörümüz için de paralel bir hedef koyarsak 2022 yılı için ihracat hedefimiz 13,5 milyar dolar olacak diyebiliriz” diye konuştu.

ATIK YÖNETİMİ, REKABET GÜCÜNÜ VE KÂRLILIĞI ARTIRACAK

İlyas Cömert, sektörün rekabet gücüne dair değerlendirmelerde de bulundu. Döküm sektörünü doğrudan etkileyen demir çelik sektöründe rekabet gücünün zayıflamakta oluşuna dikkat çeken ve “Sektörde rekabet gücünü ve kârlılığını artıracak önemli bir araç atık yönetimidir” diyen Cömert, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Küresel demir çelik sektöründe 2008 yılından itibaren yaşanan genel ekonomik durgunluk, fiyat istikrarsızlıkları, atık depolama ve bertaraf standartları, atıl kapasite ve yüksek girdi maliyetleri gibi nedenlerle rekabet gücü ve kârlılık olumsuz etkilenmiştir. Türkiye demir çelik sektöründe son yıllarda ürün çeşitliliğini artırma ve çevre standartlarını sağlamayı amaçlayan yatırımlar yapılmaktadır. Ancak sektörde yapısal sorunlar nedeniyle rekabet gücü zayıflamaktadır. Sektörde rekabet gücünü ve kârlılığını artıracak önemli bir araç, atık yönetimidir. Atıkların geri kazanımıyla ham madde ihtiyacı ve üretimin çevreye etkisi azalacaktır. Ayrıca, enerji tasarrufu ve geri kazanımdan elde edilecek ilave ekonomik getiriler maliyet avantajı yaratacaktır. Demir çelik sektöründe büyük miktarda atık oluşmakta, kalite standartları ve üretim kısıtları nedeniyle küçük bir bölümü üretimde tekrar kullanılabilmektedir. Bu durum atığın geri dönüşüm uygulamalarını ön plana çıkarmaktadır.”

ASYA DÖKÜM, 2022 İHRACATINI YÜZDE 20 ARTIRMAYI HEDEFLİYOR

Makine sektörüne ve inşaat sektörüne pik döküm ve sfero döküm üretimi yapan Asya Döküm, altyapı ihtiyacı için de menhol kapakları, yağmur suyu ızgaraları, polimer kanallar, paslanmaz kapaklar ve fugalar, yer ve çatı süzgeçleri vb. üretiyor.

Gebze ve Ömerli’de iki fabrikada üretim yaptıklarını ve Sancaktepe’deki genel merkezinde 100 personel ile faaliyetlerini sürdürdüklerini aktaran İlyas Cömert, 2021 faaliyetleri ve hedefleri için şunları söyledi: “Asya Döküm olarak 2021 yılında iç pazarda yoğun bir üretim performansı yaşadık, bu süreç devam etmektedir. Akabinde ihracatta da talep artışları oldu ve bu sayede hedeflediğimiz ihracat rakamlarını aşmış bulunmaktayız. Asya Döküm olarak 2022 yılı hedeflerimiz, ihracatımızı yüzde 20 oranında artırmak, üretime katacağımız yeni makinelerle üretimimizi artırıp, pazar payımızı güçlendirmektir.”