Antik çağdan bugüne Kemerdere Su Kemeri

Troya Antik Kenti'nin su ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilen 2 bin yıllık Kemerdere Su Kemeri, restorasyon çalışmalarıyla geleceğe taşınıyor.
Antik çağdan bugüne Kemerdere Su Kemeri

Troya Antik Kenti’nin su ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilen Kemerdere Su Kemeri, oldukça başarılı bir mühendislik yapısı olmasının ötesinde, Roma döneminden sağlam kalan kemerlerden biri olması nedeniyle de büyük öneme sahip. 2 bin yıllık yapı restorasyon çalışmalarıyla geleceğe taşınıyor.

Troya, uygarlık tarihinin en önemli yerleşimlerinden biri. Anadolu ozanı Homeros’un MÖ 9. yüzyılda yazdığı İlyada ve Odysseia destanlarında anlattığı ünlü Truva Savaşı’yla anılan Troya’nın tarihçesi Tunç Çağı’na; MÖ 3500’e dayanıyor. Tunç Çağı’nda güçlü ticaret ağıyla zengin bir şehre dönüşen Troya, MÖ 1200’lerde tahrip edilir. Helenistik dönem sonrası, Büyük İskender’in Anadolu seferinin ardından Troya yine ön plana çıkarak dönemin kutsal mekânı ve zengin bir kent olur. Kent nüfusunun artması, su ihtiyacını da artırır. Troya’ya yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Kemerdere Vadisi’nin içlerinden başlayarak büyük bir su kemeri tasarlanır. Böylelikle kentin su ihtiyacını yüzerce yıl boyunca karşılayacak Kemerdere Su Kemeri inşa edilir.

2 bin yıl önce, Helenistik dönemin sonu ile Roma döneminin başında inşa edildiği düşünülen yapı, oldukça başarılı bir mühendislik eseri olarak değerlendiriliyor. Geçen yüzyıllara rağmen hâlâ ayakta olması, bu görüşü doğruluyor. Farklı dönemlerde onarılan kemerde kullanılan malzemenin özenle seçilmiş olması, ana yapısının günümüze kadar korunmasını sağlıyor.

Kemerdere Su Kemeri, mimari özelliklerinin ötesinde, Batı Anadolu’da Roma Dönemi’nden bugüne ulaşmış olmasıyla da büyük öneme sahip. Geçmişten bugüne işlevini yitiren yapı, şimdi eski görkemli günlerine kavuşmayı bekliyor.

Kemerdere Su Kemeri, bugünlerde hummalı bir çalışmayla 2 bin yılın yorgunluğunu ve tahribatını üzerinden atıyor. Çanakkale Valiliği İl Özel İdaresi ve Güney Marmara Kalkınma Ajansının desteğiyle başlatılan restorasyonun, temmuz ayında tamamlanması planlanıyor. Yapının restorasyonu tamamlandığında, alanın doğal ve tarihi niteliğini koruyarak günübirlik ziyaretçiler ve kamp alanları için düzenlenmesi planlanıyor. Böylelikle titiz bir planlama ve emeğin sonunda Kemerdere Su Kemeri, uygarlık tarihindeki yerini geleceğe taşımaya devam edecek.

Çanakkale Vali Yardımcısı Abdullah Köklü:
RESTORASYONDA ÖZGÜN YAPIYA SADIK KALIYORUZ

Kemerdere Su Kemeri’nin restorasyonunda, özgün malzeme ve tekniğe sadık kaldıklarını aktaran Çanakkale Vali Yardımcısı ve İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Abdullah Köklü, çalışmaların temmuz ayında tamamlanmasının planlandığını söyledi.

Troya Antik Kenti’nde hummalı bir çalışma yürütülüyor. 3 bin 500 yıllık geçmişe sahip olan Kemerdere Su Kemeri’nin restorasyon sürecine ilişkin bilgi verir misiniz?

Kemerdere Su Kemeri Çanakkale Merkeze Bağlı Civler Köyü’ne bağlı Kemerdere Mahallesi’nde yer almaktadır. Roma Dönemi’nde inşa edilmiş olup yaklaşık 2000 yaşındadır. Çamlıca Köyü yakınlarındaki su kaynaklarından gelen su, pişmiş borular aracılığıyla kemere ulaştırılmış, buradan da yine borular aracılığıyla İlion Kentine ulaştırılmıştır.

Kemer, her iki yanı kayalıklardan oluşan derince bir vadi üzerine inşa edilmiştir. Vadideki akarsu üzerinde bir doğal gölet ve devamında bir baraj yer almaktadır. Yaklaşık 1,70 metre kalınlıkta tek sıra taş örgülü, 17 metre açıklıkta ve 35 metre yükseklikte büyükçe bir kemer ile vadi geçilmiştir. Ana kemerin devamında her iki yönde de daha küçük kemer dizisi yer almaktadır. Ana kemerin üzerinde yatayda bir taş silme hattı yer almakta ve silme üzerinde daha küçük boyutlu bir kemer dizisi bulunmaktadır. Yapıda kireçtaşı kullanılırken, büyük kemerin olduğu kısımda büyük boyutlu ve bosajlı taşlar kullanılmıştır. Diğer kısımlarda dönem onarımları ve farklı dokuda taşlar kullanıldığı görülmektedir.

Su Kemeri pek çok kez deprem geçirmiş ve doğu kısmındaki duvarların 30 metrelik bir kısmı yıkılmıştır. Yıkımın net olarak tarihi bilinmemektedir. Silme taşları üzerindeki kısımların da malzeme ve işçilik farklarından anlaşılacağı üzere farklı dönemlerde onarıldığı tahmin edilmektedir.

RESTORASYONUN MALİYETİ YAKLAŞIK 1 MİLYON 800 BİN TL

Yenileme çalışmasının bütçesi ne kadar ve çalışmalar ne zaman tamamlanacak?

Mevcut koruma projesi kapsamında yapının detaylı incelemesi yapılmış, mevcut durumu belgelenmiş ve koruma önerileri sunulmuştur. Restorasyon projesi kapsamında yapıda sırasıyla temizlik, araştırma, sağlamlaştırma, bütünleme çalışmalarının yapılması önerilmiş, yapının kütle bütünlüğünün ve mimari biçiminin korunması amaçlanmıştır. Yapı için ayrılan bütçe ise yaklaşık 1 milyon 817 bin TL’dir.

Onarım sürecinde hava koşullarının harçlı imalata uygun olmaması nedeniyle, belirli dönemlerde imalata ara verilmesi ve uygun koşullarda kaldığı yerden devam etmesi öngörülmektedir. Pandemi ve hava koşulları göz önünde bulundurularak çalışmaların Temmuz 2021’de tamamlanması planlanmıştır.

Su kemerinin aslına uygun olarak yenilenmesi amacıyla neler yapıldı, nasıl bir yol izlendi?

Mevcut restorasyon işi kapsamında önce yapıya zarar veren kök ve bitkiler Orman Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilmiş, kesim ve temizlikleri yapılmıştır. Ardından yapıya ulaşım ve malzeme tedariki için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü onayı ile servis yolu yapılmış ve ekipmanlar bölgeye ulaştırılmıştır. Yapının yıkılmış olan kısmında Müze Müdürlüğü denetiminde arkeologlar tarafından araştırma kazısı yapılmış ve raporlanmıştır. Yapılan araştırma ve raporlamalar doğrultusunda ve Koruma Kurulu onayıyla, yapının statik dengesini sağlamak amacıyla eksik olan kısımlar özgün malzeme ve tekniğe uygun olacak şekilde tamamlanmıştır. Bu kapsamda yapının yıkılmış olan yaklaşık 30 metrelik kısmı özgün malzemesi ve tekniğine sadık kalınarak tamamlanmıştır.

Taş silmeler üzerinde kalan ve taş örgüsünde malzeme kaybı olan kemerlerin onarımı yapılmıştır. Kemer üzerindeki su kanalı içerisinde araştırma yapılarak özgün kanal açığa çıkarılmış ve onarımına başlanmıştır. İşin devamında ise kemer yüzeylerinde temizlik yapılması, derzlerin bozulmuş olan kısımlarının yenilenmesi, yapının bütünlüğünü sağlamak amacıyla kireç esaslı harç ile enjeksiyon yapılması, kemerin bulunduğu alanda çevre düzenlemesi yapılması planlanmıştır.

GÜNÜBİRLİK ZİYARETÇİLER VE KAMP ALANLARI İÇİN DÜZENLENME PLANLANIYOR

Uygulamalarda prensip olarak özgün malzeme ve tekniğe sadık kalacak şekilde eksik kısımların bütünlenmesi, mevcut kısımlarda yüzey temizliği yapılması, gerekli kısımlarda ise sağlamlaştırma yapılması, yapısal problem görülmeyen kısımlarda konservatif müdahaleler yapılması planlanmıştır.

Onarım tamamlandığında yapı çevresindeki doğal alanda mevcut bulunan ziyaretçi yoğunluğunun alanın doğal ve tarihi niteliğini koruyacak biçimde günübirlik ziyaretçiler ve kamp alanları için düzenlenmesi planlanmaktadır.

TROYA KAZILARI İLE KEMERDERE RESTORASYONU BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN ÇALIŞMALAR

Troya Antik Kenti’nde süren kazı çalışmaları halen Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi tarafından devam etmektedir. Troya kenti, coğrafi açıdan çok elverişli konumuyla, MÖ 3000’den MS 500’lere kadar sürekli yerleşim görmüştür. Gerçekleştirilen kazılar sonrasında burada 10 farklı kent katmanı ve 50’den fazla yapı evresi tespit edilmiştir. Bugün restorasyonu ile ilgilendiğimiz alanın, kentin yerleşim tarihi boyunca belirli bir dönemde bölgeye su tedariki sağladığı bilinmektedir.

Kemerdere bölgesinin ve mevcut su kemerinin hangi tarihte inşa edildiği ve ne kadar süreyle aktif olarak kullanıldığı tam olarak bilinmemekle birlikte Troya Kenti için önemli bir kaynak olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle Troya bölgesindeki kazı ve restorasyon çalışması ile Kemerdere Su Kemeri’nin onarımı aslında birbirini tamamlayan çalışmalar olacaktır.

Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan:
KEMERDERE SU KEMERİ MUHTEŞEM BİR MÜHENDİSLİK ESERİ

Kemerdere Vadisi’ndeki suyu, uzun künk sistemiyle Troya’ya taşıyan Kemerdere Su Kemeri’nin ileri mühendislik içerdiğini söyleyen Prof. Dr. Rüstem Aslan, “Yapı, günümüzdeki su sistemlerini kıskandıracak bir mühendislik eseridir” dedi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, Troya’nın, Anadolu, Avrupa ve dünya tarihinin önemli bir parçası olduğunun altını çizdi.

“Yaklaşık MÖ 100 yıllarından MS 500 yıllarına kadar, o dönem antik dünyasına hükmeden ve Avrupa kültürünün öncüleri olarak kabul edilen Romalılar, soylarını birçok Ortaçağ hükümdarı gibi Troyalılara bağlamışlardır. Bu nedenle Avrupa kültür tarihinin köklerinden önemli bir parçası Troya’dadır” diyen Aslan, Troya’ya Türklerin ilgisinden de bahsetti. Fatih Sultan Mehmet’in de, kendisini Troyalı görerek 1462 yılında burayı ziyaret ettiğini söyleyen Aslan, “Troya, Batı ile Doğu’nun coğrafi, kültürel, politik ve tarihsel anlamda bir araya geldiği ender yerlerdendir. Bu nedenle Troya, Doğu ile Batı medeniyetlerini birleştiren, kaynaştıran bir geçmişe sahiptir” diye konuştu.

Troya’da 19. yüzyıldan beri yapılan kazılar sayesinde modern arkeolojinin temelinin de burada atıldığına dikkat çekti. Kentin tüm bu özellikleri nedeniyle 1998 yılında UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alındığını, 2018 yılının Troya Yılı ilan edildiğini ve 2019’da ise Troya Müzesi’nin açıldığını hatırlatan Aslan, kazılar sonrası edinilen bilgileri aktardı: “2019 yılı kazılarında Troya’nın 10 kent katmanına bir yenisi daha eklenmiş ve yerleşim tarihi yaklaşık 600 yıl daha eskiye gitmiştir. Troya-I dönemi olan MÖ 2920’lerden, MS 14’ncü yüzyıla kadar Doğu Roma, yani Bizans dönemine kadar 10 farklı katmanın yerleştiğini, her birinin savaş, deprem ve yangın gibi felaketlerle yok olduktan sonra yeniden kurulduğunu biliyoruz. 2019 yılı arkeolojik kazı araştırmaları, farklı alanlarda farklı dönem yerleşme kalıntılarını ortaya çıkarmıştır. Özellikle Prof. Dr. Manfred Osman Korfmann dönemi kazılarında tespit edilen fakat tam olarak anlaşılmayan Troya-I dediğimiz dönemin öncesine ait, Troya’nın kuruluşuyla ilgili daha eski Troya-0 olarak adlandırılan Troya’nın 11. yerleşmesinin çok önemli izleri ortaya çıkarılmış oldu. Böylece Troya’nın kuruluş tarihi yaklaşık 600 yıl daha geriye gitmiş oldu. Yani Troya, Troya-0 olarak tanımlanan bu dönemle beraber MÖ 3500’lerde Hisarlıktepe’de kurulmuş. Bu da buradaki yerleşim tarihinin günümüzden 5500 yıl öncesine ışık tuttuğunu gösteriyor. Troya Sıfır katmanında kalıntı olarak da yanık izleri, çanak çömlekler ve ahşap hatıl izleri tespit edilmiştir.”

KEMERİN MİMARİSİ, ROMALI MİMAR VITRUVIUS’UN TANIMLARINA UYGUN

Prof. Dr. Rüstem Aslan, Kemerdere Su Kemeri’nin, Troya antik kenti içindeki yerine dair de açıklamalarda bulundu. Yapının mimarisini, Romalı yazar ve mimar Vitruvius’tan göndermelerle açıklayan Aslan, şu bilgileri verdi: “Romalı yazar ve mimar Vitruvius, yapı sanatının bütün alanlarıyla ilgili ‘De Architectura’ isimli kitabının III. cildinin IV. bölümünde su sistemi üzerinde durur. Vitruvuis, üç farklı su sisteminden bahseder: Taştan yapılmış yapay kanallar, kurşun ve kil borular. Kil borular bu konudaki en iyi seçim olarak görülür. Bunun nedeni hem hafifliği hem de taş kanallardan daha ucuz üretilmeleridir. Üstelik kil borular, kurşun borulardan daha az sağlığa zararlıdır. Troya’da bulunan ve sıkıca birbirinin içine geçebilen kalın kil borular, Vitruvius’un tanımlamalarına ve Roma İmparatorluğu’nun çeşitli bölgelerinde elde edilmiş olan buluntulara uymaktadır. Bağlantı noktaları, söndürülmüş kireç ve yağdan oluşan bir karışımla kapatılıyordu. Açılı parçalar veya dağıtım yerleriyse genelde taştan yapılıyordu. Troya’nın su sistemi, dönemin su sistemlerine benzemekle beraber, kendisine has bazı özellikler de taşımaktadır.

Kemerdere Vadisi’nin içerlerindeki kısmen korunagelmiş küçük su kemerleri ile taşınan sular, büyük su kemerine taşınmış ve muhteşem bir mühendislik eseriyle, yükseltiler hatasız bir şekilde kullanılarak Troya’ya kadar yaklaşık 10 yakın küçük kemere su getirilmiştir. Ancak bu uzun su künk sistemi birkaç yüz metrelik logar sistemine benzer bir sistemle kontrol edilmiştir. Günümüzdeki su sistemlerini kıskandıracak bu mühendislik eseriyle Troya, binyıllarca sorun yaşamamıştır.”

OSMANLI DÖNEMİ ESERLERİ RESTORE EDİLMELİ

Bölgedeki Osmanlı dönemi eserlerinin de restore edilmesi gerektiğini dile getiren Rüstem Aslan, bunlar arasında en önemlisinin 18. yüzyılda yapılan Cezayirli Hasan Paşa Köşkü olduğunu belirterek sözlerini şöyle noktaladı: “Osmanlı döneminde bölgeyi ve Boğazı kontrol altında tutan Kaptanıderyâ Hasan Paşa’nın da yaşadığı Cezayirli Hasan Paşa Köşkü’nün, denizcilik tarihi müzesi olarak düzenlenmesi; bölgedeki Troya Müzesi, Troya örenyeri, Tevfikiye Arkeoköy, Çıplak Köyü Etnoköy, Troya Kültür Rotası gibi projeleri güçlendirecek, onlarla bütünleşecek bir kültür destinasyonu ortaya çıkaracaktır.”