Çatıda kadın ustalar

Erkek iş gücünün hakim olduğu inşaat sektöründe bundan böyle kadınlar da usta olmak için kolları sıvadı.

Meslek lisesinde okuyan altı liseli genç kız, ÇATIDER’in desteğiyle Ulusal Çatıcılar Yarışması’na katılarak erkek adaylara taş çıkardı. Erkek iş gücünün hakim olduğu inşaat sektöründe bundan böyle kadınlar da çatı ustası olmak için kolları sıvadı.

Çatı sektörünün meslek örgütü Çatı Sanayici ve İş Adamları Derneği (ÇATIDER), çatı ustası olması için meslek liseli kızlarımızı teşvik ediyor. Sektördeki kalifiye iş gücünü artırmayı amaçlayan ÇATIDER, nitelikli personel arayışını erkeklerle sınırlı tutmuyor. Kadın çalışanların yaygınlaşmasını destekleyen dernek, kalifiye kadın usta sayısını artırmak için Ulusal Çatıcılar Yarışması’na bu yıl ilk kez kadın ustaları da dâhil etti.

ULUSAL ÇATICILAR YARIŞMASI

Yapı Fuarı Turkeybuild 2019 İstanbul kapsamında düzenlenen 2. Ulusal Çatıcılar Yarışması, sektörün en iyi çatı ustalarını ekipler hâlinde belirledi. Yarışmanın ürün sponsorluğunu Dörken Sistem, Işıklar Yapı Ürünleri, Onduline Avrasya, Rheinzink ve Standart İzolasyon; yardımcı ürünler-tespit elemanları sponsorluğunu ise Ejot, Egger ve Ytong firmaları üstlendi.

Üçer kişiden oluşan her bir ekip farklı kategorilerde yarıştı. Bitümlü membran kategorisinde dört ekip, bitümlü levhalarda iki ekip, metal kategorisinde üç ekip ve kiremit uygulamalarında dört ekip olmak üzere toplam 13 takım mücadele etti. Ekipler, kendilerine verilen zaman içinde uygulama yaptı. En kaliteli uygulamayı yapan, iş güvenliği ve alan temizliğine en uygun hareket edenler ödüllendirildi.

KADIN ADAYLAR FİZİKSEL KUVVET GEREKTİREN İŞLERİ DE TAMAMLADI

Yarışmanın en heyecanlıları, yarışmaya ilk kez katılan kadın çatıcılardı. Yarışmaya haftalar öncesinden hazırlanmaya başlayan altı liseli genç kız, ÇATIDER üyelerinden Onduline Avrasya’nın fabrikasında eğitim alıp teorik ve pratik bilgi edindiler. Eğitim sayesinde uygulamayı, yalıtımı öğrendiler. Artık bilgilerini yarışmada sunma zamanı gelmişti. Levha kategorisinde üçer kişiden oluşan iki kadın ekip, heyecanlı bir mücadele sergiledi. Kesme, çakma, yerleştirme gibi erkek kuvveti gerektiren tüm aşamaları başarıyla geçtiler. Sevde Süylün, Melike Hoylan ve Hüdanur Zehra Akpınar’dan oluşan ekip, levha kategorisinde birinciliği kazanırken; Buse Yıldız, İrem Nur Köksal ve Nisanur Şenol’un ekibi ikinci oldu. Her kategorinin birinci ekibine kupa madalya ve para ödülleri verildi.

Henüz hayatın başında lise öğrencisi olarak yarışmaya giren altı genç isimden Buse Yıldız, liseden mezun oldu ve mimar olma yolunda üniversite eğitimine doğru yol alıyor. Lise eğitimi devam eden diğer gençler de geleceğin Türkiye’sini inşa etmek için yarınlara hazırlanıyor.

“KADIN USTALAR SEKTÖRÜ OLUMLU ETKİLEYECEK”

Kadın çatı ustası fikriyle erkeklerin yapabildiği her işi kadınların da yapabildiğini göstermeyi amaçladıklarını söyleyen ÇATIDER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gülçin Burunca, “Amacımız tam olarak arada bir fark olmadığını kanıtlamaktı” diye konuştu.

Gülçin Burunca, sektörde bir ilk olan Ulusal Çatıcılar Yarışması’nın, iddialı ve üstüne çok düşünülmüş bir organizasyon olduğunu anlattı. İlk olmanın aynı zamanda büyük sorumluluk gerektirdiğini söyleyen Burunca, “Bu sorumluluk bilinciyle hareket ediyor ve sektörde hâlihazırda görev yapan veya yeni olan uygulamacılarımıza ‘doğru uygulama’nın önemini anlatmaya çalışıyoruz. Çatı kaplama yapılırken kullanılan ürün kaliteli olsa bile doğru uygulanmamışsa tüketiciler için telafisi zor ya da imkânsız sonuçlar yaratabiliyor” diye konuştu.

Burunca, toplumun her alanında olduğu gibi çatı sektöründe de kadınların gücünü ve yeteneklerini göstermesinin çok anlamlı olduğunu belirtiyor. Kadın ustaların sektörü olumlu yönde etkileyeceğini söyleyen Burunca, kadınların ve erkeklerin yaptığı nitelikli işler arasında bir farklılık olmadığını aktarıyor.

“Bu fikri ortaya çıkardığımızda amacımız tam olarak arada bir fark olmadığını kanıtlamak, erkeklerin yapabildiği her işi kadınların da yapabildiğini göstermekti. Aralarında avantajlar ya da dezavantajlar elbette mevcut fakat dezavantajları avantaja çevirmek bizim elimizde” diyen Burunca, insanların kadın ustalarla ilk karşılaştıklarında yüzlerinde hayret ve şaşkınlık ifadesi belirdiğini söylüyor. Kadınlardaki özgüven ve yeteneği gördükten sonra fikirlerinin değişip yüzündeki hayretin memnuniyete dönüştüğünü anlatan Burunca, “Yalnızca bunu gerçekleştirebilmek bile bizim için büyük bir gurur kaynağı” diyor.

ÇATIDER’in kadın ustaların teşviki girişiminin devam edeceğini ifade eden Gülçin Burunca, süreci söyle aktarıyor: “ÇATIDER olarak kadın ustalarla tanışmamız Onduline Avrasya aracılığıyla oldu. Kadınların her zaman iş hayatındaki yerini destekleyen Onduline, bu konuda uzun zamandır çalışmalarını sürdürüyor ve bunu hayata geçirmek istiyordu. Bu sayede sektörde bir ilki gerçekleştirerek bu işi başlattık ve bunun devamının geleceğine inanıyoruz.”

ÇATI USTASI BUSE YILDIZ: ÇATIDA ÇALIŞMAK BANA GURUR VERİYOR

Ulusal Çatıcılar Yarışması katılımcılarından 19 yaşındaki Buse Yıldız da hedefini erken belirleyip yol alan pırıl pırıl bir genç kız. İlkokuldan bu yana mimar olmayı hayal eden Buse, lise tercihini de bu yönde yaptı. Zincirlikuyu İSOV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi İnşaat Teknolojisi Çatı Bölümünü bu yıl bitiren Buse Yıldız, şimdi üniversite tercihini yapıyor.

Son sınıftayken staja başlayan Yıldız, 9 ay boyunca Onduline Avrasya’nın Teknik Uygulamalar ve Proje Departmanı’nda stajyer olarak çalışıp çatı malzemeleri ve uygulamasıyla çatı ustalığını öğrendi. Buse Yıldız, stajyerliği sırasında 2. Ulusal Çatıcılar Yarışması’na katılmanın kendisini çok heyecanlandırdığını söylüyor.

Yıldız, yarışmada ekip arkadaşlarıyla birlikte oluklu levhayı çatıya uyguladı. Kesme, çakma, yerleştirme gibi bütün aşamaları başarıyla tamamlayan ve ekibiyle ikinci olan Buse, duygularını şu sözleriyle aktarıyor: “Zigana Tile oluklu levha, kolay uygulanan bir ürün. Kesmesi ve çakması biraz erkek kuvveti gerektirse de biz bu işi yaptık. Yarışmanın sonunda tek takım kazandı fakat aslında önemli olan böyle bir organizasyonda yer almaktı. Bizler için harika bir süreçti. Her şeyden önce çok eğlendik ve birçok şey öğrendik. Harika bir organizasyonu geride bıraktık. Yarışmaya hazırlık süresince ve yarışma gününde bizden desteğini hiç esirgemeyen, her türlü konuda bize yardım eden Onduline Avrasya çalışanlarına teşekkürü borç biliyoruz.”

“YEŞİL ÇATILARI ÖNEMSİYORUM”

Yarışmada çatı uygulamasını başarıyla tamamlayan Buse Yıldız, çatıda doğru uygulamanın öneminin altını çiziyor. Staj boyunca çatı malzemelerini öğrendiğini belirten Buse’nin en çok ilgisini çeken alan, yeşil çatılar. İleriki yıllarda bu alanda uygulamalar yapmak istediğini anlatıyor. Mimar olmayı hedefleyen Buse, “Neden çatı” sorumuzu şu sözlerle yanıtlıyor: “Ülkemiz dört mevsimi yaşayan bir ülke. Doğru çatı, yaz için de kış için de önemli. Bir binayı oluşturan en temel özellik çatı. Mimar olduğum zaman ekip arkadaşlarımla iyi bir ekip çalışması yapabilmek, şantiyede daha iyi hizmet vermek için bu uygulamaları da bilmek gerekiyor. Mimar olarak hazırladığım projeyi şantiyede daha kolay uygulayabileceğim. Tasarladığım, oluşturduğum konularda söz sahibi olmak istiyorum. Mimarlık mesleğinde çizim yaparken milim milim, ince ince işlemek gerekiyor.”

“KADIN OLARAK GÖRÜŞLERİMİN DİKKATE ALINMASINI İSTİYORUM”

Buse Yıldız, ülkemizde kadınların neredeyse hiç yer almadığı bir iş kolu olan çatı sektöründe çalışmanın kendisine büyük gurur verdiğini söylüyor. “Elbette bizi ilk gördüklerinde şaşırıyorlar, gözlerine inanamıyorlar. Yapamayacağımızı düşündükleri işlerin üstesinden geldiğimizi görünce bizi büyük bir sevinçle tebrik ediyorlar” diyen Buse, birçok kadının duyduğu, “Elinin hamuruyla erkek işine karışma” eleştirisiyle de karşılaşmış. Ekip olarak bu sözleri dikkate almadıklarını vurguluyor.

“Kadın olarak görüşlerimin dikkate alınmasını istiyorum” diyen Yıldız, hedefleri doğrultusunda olumsuz yorumları önemsemeden yalnızca doğru uygulama yapmaya ve başarmaya odaklandıklarını da belirtiyor. Yıldız, ayrımcılığa uğramadan, yapacağı işte takdir görmek istediğinin altını çiziyor.

Dürdane Sevinç – TOKİ Haber Dergisi

İlgili Konular:
TOKİ Haber
TOKİ Haber

Mekansız bir hareket: Sokak sanatı

Sanatı galeri ve müzayedelerden çekip çıkararak gündelik yaşamın tam ortasına yerleştiren sokak sanatı, duvarları, asfaltı, direkleri, yolları, kaldırımları tablo hâline getiriyor.
Sanatı galeri ve müzayedelerden çekip çıkararak gündelik yaşamın tam ortasına yerleştiren sokak sanatı (Street Art), tüm dünyada hızla yayılıyor. Duvarları, asfaltı, direkleri, yolları, kaldırımları tablo hâline getiren sanatçıların farklı motivasyonları var; kimisi politik bir duruş sergiliyor kimisi modern insanın sorunlarını anlatıyor. Kimi de sadece eğlence ve mizah peşinde. “Sanat nedir” kadar eski değilse bile uzun süredir tartışılan bir soru var: “Sanatın mekânı var mıdır?” Resim, heykel, müzik, tiyatro gibi sanat dalları tarih boyunca kendi özel şartlarına sahip olsa da günümüz dünyası tüm kuralları esneten, hatta yıkan sanatçıların oyun alanına dönüşüyor. Yıkık bir duvar, eski bir çöp tenekesi, cılız bir ağaç ya da boş bir apartman cephesi yaratıcı dokunuşlarla birden bulunduğu çevrenin en dikkat çekici nesnesine dönüşebiliyor. Ve buna kısaca “sokak sanatı” deniyor. Sokak sanatını teorik anlamda incelemek kolay değil. Görece yeni denebilecek bu akımın hem geleneksel hem de modern sanat anlayışının önümüze koyduğu kalıpların dışında durması işi biraz zorlaştırıyor. Buna karşın duvarları, asfaltı, direkleri, yolları, kaldırımları tablo hâline getirerek sanatını bedava sunan, insanlığın her türden sorununa kayıtsız kalmayan sokak sanatçılarının sayısı günden güne artıyor. DÜNYANIN EN BÜYÜK MEDYASI: SOKAK Sokak sanatının günlük hayatın sıkça karşılaştığımız bir parçası hâline gelerek belli bir üne kavuşması yeni sayılsa da geçmişi 1920’lere kadar uzanıyor.

Kent mobilyaları şehirlere konfor ve estetik katıyor

Şehir hayatında kentsel alanın parçası hâline gelen kent mobilyaları, yaşama konfor ve estetik katarken, kentlerin kimliğini de oluşturuyor.
Şehir yaşantısında kentsel alanın parçası hâline gelen kent mobilyalarında işlevsellik kadar estetik de önem taşıyor. İnsan psikolojisine etki eden kent mobilyalarının tasarımı kentin kimliğini oluştururken, hatalı seçimi kentte görsel kirlilik katıyor. Banklar, aydınlatma elemanları, ağaç ızgarası, çiçeklik, bilet gişesi, bisiklet parkı, çöp konteyneri, geri dönüşüm kutusu, toplu taşıma durakları, süs havuzu, çeşme, kameriye, oyun parkı, açık alan spor aletleri, piknik masası, para çekme ünitesi, umumi tuvalet, reklam ve sergi elemanı, yönlendirme levhası, hayvanlar için sokak mobilyası… Belki farkında değiliz ama sokağımızda, caddelerimizde, parklarımızda, pek çok kent mobilyası yer alıyor. Kent hayatını kolaylaştıran ve yaşama konfor katan bu ürünler, teknoloji ve şehirlerin gelişimiyle çeşitleniyor. Kentli insanın beklentisinin yükselmesinin yanı sıra parkların, uydu kent ve sitelerin yaygınlaşmasıyla kent mobilyası sektörü özellikle son 15-20 yılda büyük ilerleme gösterdi. Kalite, tasarım ve teknolojide ciddi yol kat eden sektör, gelişmiş ülkelerin üretim teknolojisini yakalayarak 30 ülkeye kent mobilyası ihraç edecek güce ulaştı. MALZEME SEÇİMİNDE İŞLEV DAHA ETKİLİ Türkiye’de önceleri sadece beton ve ahşap ağırlıklı kent mobilyaları üretilirken, günümüzde alüminyum, paslanmaz çelik, kompozit, pik döküm, sac metal, plastik gibi malzemeler de yaygınlaştı. Malzeme seçimini, ürünün yeri ve işlevi belirliyor. Örneğin metro ve banliyö istasyonlarında uzun süre oturma işlevi taşımayan sac metal ve boru konstrüksiyon kullanılıyor. İnsanların

Mimaride matematik ve sanat

M. Akif Ersoy Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Neşe İşler Acar, müzik, resim, şiir ve mimari eserlerde sanat ve matematiğin ayrılmaz bir bütün olduğunu anlattı.
Müzik, resim, şiir ve mimari eserlerde sanat ve matematiğin ayrılmaz bir bütün olduğunu anlatan Neşe İşler Acar, “Tasarımın temeline indiğimizde her bir ayrıntının aslında geometrik şekillerden, sayılardan türemiş olduğunu fark ederiz” diyor. Matematik ve sanat birbirinden ayrı disiplinler olarak görülür. Oysa her sanat eserinde matematiksel bir kurgu vardır öyle değil mi? Yrd.Doç.Dr. NEŞE İŞLER ACAR Luca Pacioli’nin de dediği gibi “Matematik olmadan sanat olmaz.” Matematik bazılarımız için korkulu bir rüya, bazılarımız için yaşamın sayısal kurgusu. Sanat ile matematik uzak bir disiplin gibi görünse de bilinçli ya da bilinçsiz her eserin bir matematiği vardır. Müziğin matematiği, resmin matematiği, mimarinin matematiği… Notalar, geometrik formlar, çizgiler… Sayılar ve şekillere duyduğu merakıyla bilinen İtalyan matematikçi Luca Pacioli, “Matematik olmadan sanat olmaz” sözüyle sanat ve matematiğin ayrılamaz bir bütün olduğunu vurgular. “DÜNYADA ÇİRKİN BİR MATEMATİK İÇİN KALICI BİR YER YOKTUR” Matematik ve sanat kendi içinde bir ahenk barındırır. Nasıl ki resimde renk uyumu, şiirde sözcükler arasında bir düzen, anlam bütünlüğü varsa matematikte de işlemler arasında bir düzen, problemi ve teoremi çözmedeki düşüncede bir güzellik ve uyum vardır. Ünlü İngiliz matematikçi Hardy, Bir Matematikçinin Savunması kitabında şöyle der: “Bir matematikçinin yaptığı şey bir ressamın ya da şairinki kadar güzel olmalıdır. Düşünceler, renkler ve sözcükler gibi uyumlu bir