Dekorasyonda uyum ve birlik

İç mimaride kusursuzluk duygusu oluşturmak için kullanılan uyum ve birliğin ayrı kavramlar olduğunu söyleyen İç Mimar Derya Bilgen, her iki kavramı birlikte kullanmanın profesyonel bir planlama gerektirdiğini belirterek, örnek çalışmaları üzerinden birlik ve uyum kavramlarını anlatıyor.
Dekorasyonda uyum ve birlik

İç mimaride kusursuzluk duygusu oluşturmak için kullanılan uyum ve birliğin ayrı kavramlar olduğunu söyleyen İç Mimar Derya Bilgen, her iki kavramı birlikte kullanmanın profesyonel bir planlama gerektirdiğini belirterek, örnek çalışmaları üzerinden birlik ve uyum kavramlarını anlatıyor.

GÜL DEMİRDAŞ

İç mekân tasarımında uyum ve birlik kavramları neyi ifade ediyor, anlatır mısınız?

Dünya üzerinde her şey bir uyum içerisindedir. Bir mekâna girdiğiniz zaman oradaki renklerin birbirleriyle olan uyumu, ışık oyunları, kullanılan dekorasyonlar, perdeler dahi birbiriyle barışık olmalıdır. Girdiğiniz andan itibaren sizde orada kalma isteği uyandıran, içinizi saran o rahatlık hissi doğru ahengin yakalandığına işaret eder.

Nesnelerde birlik ifade etmeyen birçokluk ve çeşitlilik, tıpkı gürültünün insana rahatsızlık hissettirmesi gibi, görsel açıdan rahatsızlık veren bir karmaşadır. Bu yüzden, sanatta ne yapılırsa yapılsın birlik kavramından kopmamak önemli bir noktadır. Bu noktanın idrak edilebilmesi için ise birlik kavramının derinlemesine anlaşılması gerekir.

Süreklilik, aynı yönde oluş, saflık gibi özellikler, genellikle kendi içinde homojen kalma, tek bir his ya da düşüncenin ışığında meydana gelme gibi bir süreci anlatır. Mimarlıkta da birlik kavramı buna benzer bir olguyu anlatmak için kullanılır. Bir yapıda, duygu ve düşüncede hiçbir bulanıklık oluşturmayan, uyumlu, bir şey eklenmesi ya da çıkarılması gerekliliği duyulmayan, insanı kaygısız bir seyir heyecanı ya da dinginlik veren duygularla dolduran bir nitelik olması, yapının birlik veya bütünlüğe sahip olması şeklinde yorumlanır.

“Bu projede zemin ve duvar kaplamalarında renk uyumu, masa ve sandalyelerde malzeme uyumu, tavandaki doku ile kullanılan meshin malzeme ve renk uyumu var. Bu tasarımda birlikten ziyade uyumdan söz etmek daha uygun olacaktır.”

Uyum kelimesini ise kısaca, iki veya daha fazla sayıda ögenin birlikte bir bütün meydana getirmek üzere birleşmeleri ya da bir bütün içinde erimeleri olarak tanımlayabiliriz. Meselâ birbiriyle hiçbir ortak özellik taşımayan ve de alakasız, uyumsuz unsurlar bile sıraya dizildiklerinde bir sıra düzenine uyarlar. Yani artık uyumludurlar denilebilir. Bu bağlamda birlik kavramının, sanatta sadece ‘ortak bir düzeni, üslubu veya fikri yansıtmak veyahut ortak bir özelliğe sahip olmak’ anlamında kullanıldığını varsayarsak; uyum, bütünlük, denge gibi kavramlardan, aralarında bağ kalmayacak şekilde ayrılması gerekiyor. Tabii bu öngörüm tartışmaya açık bir konu. Mimaride uyum ve birlik birbirinden ayrı kavramlardır; bununla birlikte tasarımda her iki kavramı kullanmak çok profesyonel bir planlamayı gerektirir.

“BİRLİK VE UYUM KUSURSUZLUK DUYGUSU İÇİN KULLANILIR”

İç mekânda uyum ve birlik, tasarlanan yapıya, mekâna nasıl bir atmosfer ve perspektif katıyor?

Güzel dediğimiz bir manzara renklerin meydana getirdiği bir uyumu göstermez mi?.. Elbette gösterir ve bu da bir uyumdur, bir harmonidir.

Birlik, yapı denen senteze bütünlük veren bir niteliktir. Bunun gerçekleşmesi, yapının kavranabilen ögelerinde ve bütününde aranan özelliklerin birbirleriyle çelişme hâlinde olmamasına bağlıdır. Bir kapının kendi içinde güzel olan ölçü ve renginin, cephenin diğer ögelerinin renk ve ölçüsüyle çatışması; bir yapı kütlesini meydana getiren ögelerden birinin kimliğinin gereğinden fazla bir kuvvetle belirtilmesi; Dor üslubunda bir sütunu Gotik bir kapının iki yanına yerleştirmek, yapının bir tarafındaki geometrik kaygıyı yapının öbür tarafında göstermemek, birlik hissini bozar. Profesyonel bir deyimle “üslupta bütünlük” olmaması, birlik etkisini zayıflatan bu çeşit uygulamaları anlatır.

Meselâ bir elma, bu anlamda bir bütünlük taşır. Tabiatı gereği her elma bir bütündür, tamdır; bir ilâveye veya eksiltmeye ihtiyacı yoktur, ‘kendi başına’ vardır. Herhangi bir şeyin ona eklenmesi yadırganacağı gibi, parçalanarak eksiltilmesi de bütünlüğünü bozar. Hatta bir elma kesilerek iki eşit parçaya bölünse bile, yarım elmada da hâlâ bu bütünlük hissedilir. Yarım elma, artık ana niteliğini yitirmiştir, ait olduğu bütünün tamamı değildir. Ancak, halâ -bölünmüş veya eksiltilmiş de olsa- soyut bir bütünlüğü ifade etmeye devam eder; zira eğer böyle olmamış olsaydı bölününce ana niteliğini yitirmezdi ve ona ‘yarım’ denmezdi. Bir yarımı ‘yarım’ yapan, onun bütünündeki ‘bütünlük’ tür. Bütünlüğü olmayan bir şeyin yarımı da olmaz. Bu yüzden bir yarım, mana itibarıyla bir bütüne delâlet eder; hatta bazen -elma misalinde olduğu gibi- bakan insan onun bütününü hayal ve tasavvur da edebilir.Dolayısıyla birlik ve uyum, bir iç mekânda genel kusursuzluk duygusu için kullanılır. Bunları sadece her odada değil, bir bütün olarak evinizin her yerinde nasıl birleştirebileceğinizi düşünün. Farklı konseptlerdeki odalara sahip olmak yerine, belirli bir estetiğe bağlı kalmak, profesyonel iç mimarların işlerini bir sonraki seviyeye taşımak için kullandıkları araçlardan biridir.

Uyumu sağlamak için benzer ögelerin yanı sıra zıtlıklardan da yararlanılabilir mi? Tasarımda uyum ve birlik oluşturmanın yöntemlerinden de bahseder misiniz?

Farklı renklerin bir arada ahenkli bir şekilde bulunabilmeleri için uydurulmaları gereken ahenk ilkeleri vardır. Bu ilkeler bilinirse, hem birbirine yakın akraba renklerle hem de birbirine zıt renklerle uyum sağlanabilir. Zıtlık, alâkasız olmak demek değildir. Zıtlık da bir ahenk vesilesi olabilir. Yakın renklerle belki daha kolay bir ahenk sağlanabilirken, uzak renklerle, hatta tezat renklerle zor fakat daha etkileyici ahenkler sağlanabilir.

Mesela bir takım elbisenin üstü ve altı arasında renk uyumu değil, renk birliği vardır. Zira renkleri aynıdır. Ayrı ayrı alınan alt ve üst kıyafetlerle elde edilecek güzelliğin vasıtası ise renk uyumudur. Çünkü renkleri farklı olacaktır. Bazen tam zıt renklerle, bazen de birbirine yakın renklerle giyimde şıklık elde edilebilir. Ancak, farklı ve zıt renklerin ahengi ile aynı ve yakın renklerin birliği arasında denge kurmak, çarpıcılık ile sıradanlık veya hareketlilik ile ağırbaşlılık arasında denge kurmak demektir.

“ZITLIK AHENGİN BİR PARÇASIDIR”

Zıtlığın, birliğin tersi sayılması da yanlış değildir, fakat eksiktir. Zıtlık mutlaka bir kavramın karşısına yerleştirilecekse, bu kavram birliktir. Ancak bu birlik, alakasız, gelişigüzel bir farklılık ve çokluk içerisindeki bir birlik gibi anlaşılmamalıdır. Çünkü böyle bir çerçeve içinde ahengin yeri yoktur. Hâlbuki zıtlık ahengin bir parçasıdır. Çünkü zıtlıkta unsurlar arasında sistemli bir ilişki vardır.

“Bu tasarımda birlik ve uyum bir arada diyebiliriz. Tonsürton renk geçişlerinden elde edilen birlik var. Duvar-çerçeve düzeninden kaynaklanan birlik ve aynı zamanda büyük görselin oluşturduğu zıtlıktan doğan uyum söz konusu.”

Meselâ sarı rengin zıddı mor, yeşil rengin zıddı ise kırmızıdır. Ancak bu renkler aynı zamanda birbirini tamamlayan renklerdir. Aralarında bütün renkleri kuşatan sistemli bir bağ vardır. Dolayısıyla zıtlığın karşıtı da ahenk çerçevesi içerisinde aranmalıdır. Ahenk çerçevesi ise hem eşitsizliği hem zıtlığı hem de birliği ve benzerliği içine alır. Yani zıtlığın karşıtı, ahenk düzeni içerisindeki birliktir.

BİRLİK OLUŞTURMA KONUSUNDA BİRKAÇ YÖNTEM

Çizgi Birliği

Bir mobilyayı teşkil eden çizgilerin hepsinin, birleşim yerlerinde yuvarlak geçişler yerine sivri köşeler oluşturan, kırılmayan ve eğilmeyen düz çizgiler olması veya bir odanın duvar tavan geçişlerindeki, pencere ve kapı üstlerindeki, donatım eşyalarındaki, perde, halı ve duvar kâğıdı desenlerindeki çizgilerin aynı tanımlı yaylar içeren kavisli çizgiler olması, bunlar arasında bir çizgi birliği doğurur.

Renk Birliği

Aynı rengin veya aynı rengin farklı açık ve koyu değerlerinin parçalara hâkim olmasıyla anlaşılan birlik, renk birliğidir. Bir rengin açık veya koyu hâlleri ondan başka bir renk değildir, yine aynı renk sayılır.

Desen Birliği

Genellikle ahşap, mermer gibi tabii malzemenin yüzeyinde rengiyle beraber görülen, nokta, çizgi ve şekillerle ifade edilebilen görüntülere desen denir. Hiçbir ağaç cinsinin deseni, bir diğerini tutmaz. Hatta aynı ağaçtan çıkarılan malzeme parçalarında bile bariz farklılıklar görülebilir. Bu çeşit malzemeler kullanılarak yapılan işlerde desenlerin birbirine yakın görüntüler vermesine dikkat edilir. Mesela bir mobilyayı meydana getiren parçaların her birinin yüzeyindeki veya bir takım içindeki birden çok mobilyanın yüzeylerindeki desenlerin aynı veya benzer olması, desen birliği tabiriyle ifade edilir.

Doku Birliği

Her nesnenin yüzeyinde dokunarakhissedilen, sert, yumuşak, kırçıllı, kabartılı, delikli, pürüzlü oluş gibi bir özelliği vardır. Bu özelliği yüzeye veren, malzemenin kendi iç yapısı veya üst yüzeyindeki tabaka olabilir. Bu yüzey özelliği aynı veya benzer olan nesneler arasında doku birliği vardır.

Malzeme Birliği

Nesnelerin imal edildikleri malzeme cinsleri arasındaki aynılıktan anlaşılan birliktir. Bir nesnenin kendi içinde veya birden fazla nesne arasında malzeme birliği söz konusu olabilir. Mesela bir mekânda kullanılan bütün mobilyaların camdan, çelikten veya ahşaptan, hatta aynı cins ağaçtan yapılmış olmaları durumunda, aralarında bir malzeme birliğinden söz edilir.

Ölçü Birliği

Bir eseri meydana getiren unsurların her birinin bir yön gösterme vasfı varsa ve hepsi de aynı yönü gösterebiliyorsa, bu eserde bir yön birliği olduğu söylenebilir. Buna şekil birliğinin veya ölçü birliğinin eşlik etmesi şart değildir.

“AYNI ÜSLUBU YANSITAN ÇEŞİTLER ARTTIKÇA SANAT DA ARTAR”

Mekâna uyum, bütünlük katan birkaç dekorasyon önerisi paylaşır mısınız?

Örneğin bir yemek odası takımını oluşturan mobilya parçalarının çeşidi arttıkça aralarında tesis edilecek üslup birliği de zorlaşır. Aynı takıma ait masa ile sandalye veya sandalye ile vitrin dolabı arasında şekil birliği olmaz. Fakat en azından renk ve doku birliği ile üslup birliği olmak zorundadır. Üslup birliği için, bir üslubun her bir çeşide ayrı ayrı yansıtılması gerekir. Bu yüzden aynı üslubu yansıtan çeşitler arttıkça sanat da artar. Hâlbuki bir takımda dört tane veya on tane sandalye olması, o takımın sanat kıymetini değiştirmez. Çünkü hepsi aynıdır. Bütün sandalyelerin aynı olması, bir tekrar neticesidir ve üslup birliğini değil, şekil birliğini gösterir.

Bir yemek salonunda, sandalyeler arasında öncelikle şekil, renk ve doku birliği olması gerekir. Şekil birliği olmayan durumlarda da mutlaka üslup birliği aranır. Böyle bir yerde sandalyeler arasında sınıf birliği olup olmadığına bakılmaz çünkü sınıf birliği mekânın estetik başarısına hiçbir katkı sağlamaz. Buradan, sınıf birliğinin estetikle değil, doğrudan yararlılıkla ilgili olduğu neticesine varılabilir.

“Her projenin bir hikâyesi olması gerektiğine inanırım. Formu, perspektifi, atmosferi ile bu hikâyeye en çok yakışan duyguyu yaşarım” diye bir ifadeniz var. Bu yaklaşımınızı biraz anlatır mısınız?

Benim için her farklı proje farklı bir yaklaşım gerektirir ve bu da kavramsal bir tutarlılığın geçerli olması gereken bir tasarım anlayışıyla desteklenir. Dünyada her an değişmekte olan tasarım trendlerini takip ederek ve farklı örnekleri yorumlayarak onlara yeni bakış açıları getiriyorum. Bu yönelimle; mimari tasarım anlayışına detay katarak mekândaki uyumu yakalıyor ve yaşam alanıyla kullanıcılarını bütünleştirmeyi hedefliyorum. Tanımladığım kavramsal tasarım bütünlüğü çerçevesinde esnek bir mimari yaklaşımla çalışmalarımı sürdürüyorum. Estetiğin, zarafetin ve yeniliğin mekândaki etkisinin bilinciyle ince detaylara çok önem veriyorum. Çünkü tasarımın mekân ile birlik ve uyum oluşturması gerektiğini düşünüyorum.

“NEREDE UYUM VARSA ORADA DOĞALLIK VAR”

Dünya üzerinde her şey birbiriyle uyum içindedir. Mesela doğada yeşilin tonları, ağaçlar birbiriyle uyum içinde… Gökyüzü kar beyazı bulutlarıyla, kayısı rengi güneşiyle, akşamüzeri ufuk manzarasıyla uyum içinde… Nerede uyum varsa orada bir ahenk var, bir doğallık var. Bu uyum her şeyde olduğu gibi iç mimari için de çok önemli. O yüzden iyisi mi siz derin bir nefes alın, ardından istediklerinizi kafanızda belirleyin; fakat hemen adım atmayın. Yavaş yavaş mekânı zihninizde istediğiniz şekilde değiştirmeye başlayın. Her bir değişimin bir öncekiyle uyumuna dikkat ederek ilerleyin. Eğer zihniniz tamam diyorsa, aynı zihninizdeki gibi aceleye kaçmadan değişimlere adım atın. Her şeyin daha net ve daha emin adımlarla ilerlediğini göreceksiniz.

TOKİ HABER