Kent mobilyaları şehirlere konfor ve estetik katıyor

Şehir hayatında kentsel alanın parçası hâline gelen kent mobilyaları, yaşama konfor ve estetik katarken, kentlerin kimliğini de oluşturuyor.

Şehir yaşantısında kentsel alanın parçası hâline gelen kent mobilyalarında işlevsellik kadar estetik de önem taşıyor. İnsan psikolojisine etki eden kent mobilyalarının tasarımı kentin kimliğini oluştururken, hatalı seçimi kentte görsel kirlilik katıyor.

Banklar, aydınlatma elemanları, ağaç ızgarası, çiçeklik, bilet gişesi, bisiklet parkı, çöp konteyneri, geri dönüşüm kutusu, toplu taşıma durakları, süs havuzu, çeşme, kameriye, oyun parkı, açık alan spor aletleri, piknik masası, para çekme ünitesi, umumi tuvalet, reklam ve sergi elemanı, yönlendirme levhası, hayvanlar için sokak mobilyası…

Belki farkında değiliz ama sokağımızda, caddelerimizde, parklarımızda, pek çok kent mobilyası yer alıyor. Kent hayatını kolaylaştıran ve yaşama konfor katan bu ürünler, teknoloji ve şehirlerin gelişimiyle çeşitleniyor.

Kentli insanın beklentisinin yükselmesinin yanı sıra parkların, uydu kent ve sitelerin yaygınlaşmasıyla kent mobilyası sektörü özellikle son 15-20 yılda büyük ilerleme gösterdi. Kalite, tasarım ve teknolojide ciddi yol kat eden sektör, gelişmiş ülkelerin üretim teknolojisini yakalayarak 30 ülkeye kent mobilyası ihraç edecek güce ulaştı.

MALZEME SEÇİMİNDE İŞLEV DAHA ETKİLİ

Türkiye’de önceleri sadece beton ve ahşap ağırlıklı kent mobilyaları üretilirken, günümüzde alüminyum, paslanmaz çelik, kompozit, pik döküm, sac metal, plastik gibi malzemeler de yaygınlaştı. Malzeme seçimini, ürünün yeri ve işlevi belirliyor. Örneğin metro ve banliyö istasyonlarında uzun süre oturma işlevi taşımayan sac metal ve boru konstrüksiyon kullanılıyor. İnsanların dinlenme alanı da olan parklardaki banklar ise buna uygun tasarlanıyor ve malzeme de ona göre seçiliyor.

KENT KİMLİĞİ VE TASARIMI

Kent mobilyalarının tasarımı kentin kimliğinin oluşumunda ve şehirlinin psikolojisinde etkili olurken, ürünlerin hatalı seçimi görsel kirliliğe yol açıyor. Uygun tasarım ve malzeme, kent markasına ve kalitesine olumlu yönde etki ediyor. Kentsel yaşamın daha zevkli, konforlu ve estetik duyguya yanıt verebilmesi için kent mobilyalarının işlev, estetik, biçim, malzeme, renk, doku ve algılanabilirlik ölçütleriyle tasarlanması gerekiyor.

“2020’DE SEKTÖRDE OLUMLU GELİŞİM ÖNGÖRÜYORUZ”

Türkiye’deki kent mobilyası sektöründeki çalışmaları değerlendiren İSTON Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay, sektörün giderek büyüdüğünü söyledi. Togay, özel sektörden gelen taleplerin hacimsel ve tutar olarak kamuya göre daha düşük seviyede kalmasına rağmen sektörün gelişimi ve kentsel tasarımda bütünselliğin sağlanması adına önem taşıdığını aktardı.

İSTON Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay

Kent mobilyası tasarımında nihai kullanıcının yanında müşteri beklentilerinin de etkili olduğunu vurgulayan Togay, öne çıkan müşteri ve kullanıcı önceliklerini şöyle aktardı: “İlk talep ergonomi, kullanım kolaylığı ve rahatlığı, ikinci talep kalite ve uzun ömürlü olması, üçüncüsü estetik değere sahip olması, bulunduğu yer ve yakın çevresiyle bütünlük oluşturması, dördüncüsü ise ürünün ekonomik olması. Bunlar tüm kent mobilyaları için istenen ortak taleplerdir. Tasarım olarak kullanıcıların hiç farkında olmadığı veya bir kent mobilyasından beklemediği fonksiyonlarla farklı ihtiyaçlara cevap vermek ve yeni taleplerin kapısını aralamak da mümkün. İSTON olarak tam bu alanda yeni tasarımlarımızla sektöre ve şehirlerimize anlam yüklemek ve sektörde ilkleri gerçekleştirmek için daha teknolojik ürünlerle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Müşteri ve kullanıcıların beklentileri, imalat yöntemleri, ulusal ve uluslararası standartlar tasarımlarımıza doğrudan etki eden unsurlardır. Tasarımlarımızda ekoloji, sera gazı emisyonu gibi faktörlere de azami olarak dikkat ediyoruz.”

Kent mobilyaları sektöründe ihracat ve ithalat dengesinin ihracattan yana olduğunu aktaran Ziya Gökmen Togay, yerli üretimin iç piyasanın ihtiyaçlarını giderecek tecrübeye sahip olmanın yanı sıra ihracatta da sektöre yeni ufuklar açacak seviyede olduğunu söyledi. 2020 yılı için oldukça iyimser olan Togay, “2020’de, geçen yıla göre sektörde olumlu bir gelişim olacağını öngörüyoruz” diye konuştu.

“KOMPOZİT OYUN GRUPLARI İNSAN VE DOĞA DOSTUDUR”

Cemer Kent Ekipmanları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Aziz Burak Eroğlu, gelişen teknolojiler sayesinde önemi artan kompozit ürünlerin insan ve doğa dostu olduğunu ve bu nedenle ürünü çocuk oyun grubunda değerlendirdiklerini söyledi. Timber ve Wooden serilerinin tamamen kompozit ürünlerden imal edildiğini anlatan Eroğlu, serideki kaydırak, salıncak, tırmanma oyun grupları, ipli sistem gibi ürünleri çocukların güvenle kullandığını aktardı.

TASARIMDA BELİRLEYİCİ UNSUR KULLANICI

Kent mobilyası tasarımında en belirleyici unsurun kullanıcı olduğuna işaret eden Eroğlu, kullanıcı profilini baz alarak gözlem ve anket yaptıklarını belirtti: “Örneğin Kordon’da balık tutan balıkçılara yönelik bank tasarlanması gerekiyorsa onların oturuş ve duruş pozisyonlarını gözlemleyip ergonomisini oluşturmak gerekir.”

Kullanım alanı ve kullanım şekli dışında iklimsel faktörlerin de belirleyici olduğunu dile getiren Eroğlu, deniz kenarında konumlandırılacak kent mobilyalarının tuzdan ve nemden daha fazla etkileneceğini dikkate alarak malzeme seçilmesi gerektiğini kaydetti.

Aziz Burak Eroğlu, kent mobilyalarında yerli üretimi artırabilmek için trendleri daha yakın takip etmek, kullanıcı ihtiyaçlarına yanıt veren kaliteli ve kullanışlı tasarımları ortaya çıkarmak gerektiğini vurguladı.

TOKİ Haber Dergisi

İlgili Konular:
TOKİ Haber
TOKİ Haber

Mekansız bir hareket: Sokak sanatı

Sanatı galeri ve müzayedelerden çekip çıkararak gündelik yaşamın tam ortasına yerleştiren sokak sanatı, duvarları, asfaltı, direkleri, yolları, kaldırımları tablo hâline getiriyor.
Sanatı galeri ve müzayedelerden çekip çıkararak gündelik yaşamın tam ortasına yerleştiren sokak sanatı (Street Art), tüm dünyada hızla yayılıyor. Duvarları, asfaltı, direkleri, yolları, kaldırımları tablo hâline getiren sanatçıların farklı motivasyonları var; kimisi politik bir duruş sergiliyor kimisi modern insanın sorunlarını anlatıyor. Kimi de sadece eğlence ve mizah peşinde. “Sanat nedir” kadar eski değilse bile uzun süredir tartışılan bir soru var: “Sanatın mekânı var mıdır?” Resim, heykel, müzik, tiyatro gibi sanat dalları tarih boyunca kendi özel şartlarına sahip olsa da günümüz dünyası tüm kuralları esneten, hatta yıkan sanatçıların oyun alanına dönüşüyor. Yıkık bir duvar, eski bir çöp tenekesi, cılız bir ağaç ya da boş bir apartman cephesi yaratıcı dokunuşlarla birden bulunduğu çevrenin en dikkat çekici nesnesine dönüşebiliyor. Ve buna kısaca “sokak sanatı” deniyor. Sokak sanatını teorik anlamda incelemek kolay değil. Görece yeni denebilecek bu akımın hem geleneksel hem de modern sanat anlayışının önümüze koyduğu kalıpların dışında durması işi biraz zorlaştırıyor. Buna karşın duvarları, asfaltı, direkleri, yolları, kaldırımları tablo hâline getirerek sanatını bedava sunan, insanlığın her türden sorununa kayıtsız kalmayan sokak sanatçılarının sayısı günden güne artıyor. DÜNYANIN EN BÜYÜK MEDYASI: SOKAK Sokak sanatının günlük hayatın sıkça karşılaştığımız bir parçası hâline gelerek belli bir üne kavuşması yeni sayılsa da geçmişi 1920’lere kadar uzanıyor.

Mimaride matematik ve sanat

M. Akif Ersoy Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Neşe İşler Acar, müzik, resim, şiir ve mimari eserlerde sanat ve matematiğin ayrılmaz bir bütün olduğunu anlattı.
Müzik, resim, şiir ve mimari eserlerde sanat ve matematiğin ayrılmaz bir bütün olduğunu anlatan Neşe İşler Acar, “Tasarımın temeline indiğimizde her bir ayrıntının aslında geometrik şekillerden, sayılardan türemiş olduğunu fark ederiz” diyor. Matematik ve sanat birbirinden ayrı disiplinler olarak görülür. Oysa her sanat eserinde matematiksel bir kurgu vardır öyle değil mi? Yrd.Doç.Dr. NEŞE İŞLER ACAR Luca Pacioli’nin de dediği gibi “Matematik olmadan sanat olmaz.” Matematik bazılarımız için korkulu bir rüya, bazılarımız için yaşamın sayısal kurgusu. Sanat ile matematik uzak bir disiplin gibi görünse de bilinçli ya da bilinçsiz her eserin bir matematiği vardır. Müziğin matematiği, resmin matematiği, mimarinin matematiği… Notalar, geometrik formlar, çizgiler… Sayılar ve şekillere duyduğu merakıyla bilinen İtalyan matematikçi Luca Pacioli, “Matematik olmadan sanat olmaz” sözüyle sanat ve matematiğin ayrılamaz bir bütün olduğunu vurgular. “DÜNYADA ÇİRKİN BİR MATEMATİK İÇİN KALICI BİR YER YOKTUR” Matematik ve sanat kendi içinde bir ahenk barındırır. Nasıl ki resimde renk uyumu, şiirde sözcükler arasında bir düzen, anlam bütünlüğü varsa matematikte de işlemler arasında bir düzen, problemi ve teoremi çözmedeki düşüncede bir güzellik ve uyum vardır. Ünlü İngiliz matematikçi Hardy, Bir Matematikçinin Savunması kitabında şöyle der: “Bir matematikçinin yaptığı şey bir ressamın ya da şairinki kadar güzel olmalıdır. Düşünceler, renkler ve sözcükler gibi uyumlu bir

Osmanlı’da seyir köşkleri: Cihannümalar

Osmanlı konut mimarisinde çatı arasına veya üzerine yerleştirilen cihannümalar, manzaraya hâkim olmalarının yanı sıra doğa tutkusunun da bir yansıması olarak öne çıkıyor.
Osmanlı konut mimarisinde çoğunlukla çatı arasına veya üzerine yerleştirilen cihannümalar, manzaraya hâkim olmalarının yanı sıra doğa tutkusunun da bir yansıması olarak öne çıkıyor. Osmanlı toplumunun sokak ve konut estetiğine bakış açısını belirleyen cihannümaların, doğa tutkusunun da yansıması olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yusuf Çetin, Osmanlı konutları, Edirne Sarayı, Topkapı Sarayı, İshak Paşa Sarayı ve Kırım Han Sarayı üzerinden geleneksel Osmanlı mimarisindeki seyir köşklerini değerlendiriyor. Osmanlı sivil mimarisinin belirleyici özelliklerinden olan cihannüma nedir? Cihannümaların günlük hayattaki fonksiyonları ve konut kültürüne etkisini anlatır mısınız? Cihannüma kelimesinin kökeni Farsça olup “dünyayı gören” anlamındadır. Seyir köşkleri olarak da bilinen ve Anadolu’da “Köşk Oda”, “Yıldız Köşkü”, “Kuşkondu” gibi farklı isimlerle adlandırılan cihannümalar, Osmanlı konut mimarisinde çoğunlukla çatı arasına veya üzerine yerleştirilmiş, manzaraya hâkim, cephesi veya etrafı camekânla çevrili odalara denilmektedir. Türklerin Orta Asya’da inşa ettikleri “kule ev” denilen yüksek duvarlar üzerinde kurulmuş, çevresi açık köşk tipi evin yansıması olarak ortaya çıkan cihannümalar, daha çok konutların selamlık bölümünden merdivenle çıkılan, çatı katlarında genellikle kule biçiminde, her tarafı camlı bir oda şeklindedir. Manzara seyretmek, sıcak yaz günlerinde serinlemek veya evdeki yoğun kalabalıktan kaçma köşesi olarak da kullanılan bu bölüm, farklı mimari ve süsleme özellikleriyle Osmanlı konut mimarisinin önemli bir yapı elamanını oluşturmaktadır. Iğdır Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Çetin