Kış çiçekleri açarken

Mor menekşeler, sarı kasımpatı, rengârenk çuhalar… Bahçe ve balkonlarda güzelliğini kışın cömertçe sergileyen çiçekler, birbirinden güzel renkleriyle evleri şenlendiriyor.

Mor menekşeler, sarı kasımpatı, rengârenk çuhalar… Bahçelerde, balkon ve teraslarda güzelliğini kışın cömertçe sergileyen çiçekler, birbirinden güzel renkleriyle evleri şenlendiriyor.

Yağmurlu ve karlı günlerde pencereden dışarıyı seyretmekten hemen herkes büyük keyif alır. Bir de cam kenarında yemyeşil bitkiler ve rengârenk çiçekler varsa, yudumlanan sıcacık bir bardak çayın keyfine doyum olmaz.

Bu manzaraya kavuşmak pek de zor değil. Kışa rağmen doğayı evinde hissetmek isteyen doğa meraklıları için hemen her bütçeye uygun kış bahçeleri kurmak, salon ve terasları renklendirmek mümkün. Yağış ve soğuktan etkilenmeyen kış peyzajına uygun bitkileri seçmenin bugünlerde tam zamanı.

Türkiye ikliminde kış mevsimi peyzajı için ağaç ve çalı grubunda tercih edilen bitkilerden başlıcaları; kadıntuzluğu, ateş dikeni, akasya, kış defnesi, yabani defne, çam, kurtbağrı (ligustrum), erika (funda), süs kirazı (sakura), orman gülünün bazı türleri, ladin, kamelya, sedir, servi, göknar, leylandi, taflan ve şimşir.

Çiçeklerde ise hercai menekşe, çuha, süs lahanası, krizantem (kasımpatı), açelya, siklamen, karanfil, nergis, kardelen, şebboy, noel gülü (helleborus) öncelikli tercih edilenler arasında bulunuyor. Rengi, dokusu ve karakteri farklı olan bu çiçeklerin bakımları da farklı.

HERCAİ MENEKŞE

Dalı en fazla 20 santimetre olabilen narin, kısa boyu, mor renkli hercai menekşe, taç yapraklarıyla kışların minik sultanı. Sarı, siyah ve kırmızıyla karışmış alacalı formlarda hercai menekşeler uzun ömürlü olmasının yanı sıra eksi 20 dereceye kadar dayanıyor ve neredeyse her toprağa uyum sağlayabiliyor. Bahçeleri, balkonları, pencereleri ve parkları şenlendiren menekşeler az suyla yetinebiliyor; ancak toprağının kurumaması gerekiyor. İyi güneş alan bir yerde büyüyen hercai menekşeler, bütün kış ve bahar boyunca muhteşem renkleriyle sizi kendisine hayran bırakıyor.

AÇELYA

Kırmızı, beyaz, pembe, lila, mor renkleriyle göz dolduran açelya, bir o kadar da nazlı bir çiçektir. Doğrudan güneş ışığı istemeyen bu çiçek, çok soğuk ve sıcaktan, değişken hava akımlarından hoşlanmaz. Kış aylarında ısı 14-15 derecenin altına indiği günlerde açelyaların korunmaya alınması gerekir.

KARANFİL

Anma günlerinin çiçeği olarak sıkça gördüğümüz karanfil de kışa uygun bir çiçektir. Uzun yıllar yaşayabilen bir çiçek türü olan karanfil için yazın 18-22 derece, kışın da 10-15 derece arasındaki sıcaklık yeterlidir. Buna karşın eksi sıcaklık derecelerinde de dayanıklılık gösterir. Eksi 7 derecenin altındaki sıcaklıklarda büyümeyi yavaşlatarak sürdüren karanfil, düzenli sulamayla uzun yıllar çiçek verebilir.

SİKLAMEN

Parlak morumsu rengiyle tam bir kış güzeli siklamen. Mora çalan pembe, pembe tonları, kırmızı ve hatta sarı rengi bulunan siklamenin böbreğe benzeyen parlak yeşil yaprakları da sevilesidir. Kireçsiz toprak seven siklamen çiçeği soğuğu doğrudan almak istediği için az güneş alan açık alanlarda daha verimli olur. Serinliği seven siklamen renkli çiçeklerinin üzerine yağan kar ile benzersiz bir görsellik sunuyor olsa da çiçeği, biriken kar yükünden korumak gerekir. Çiçeklenmenin olduğu dönemde bolca sulanan siklamenin yapraklarının sudan korunması, sararmanın önlenmesi açısından önemlidir.

ATEŞ DİKENİ

Gülgillerden çalı formunda ve 2-3 metre boylanabilen, her dem yeşil kalan, sık dallı, parlak turuncu veya kırmızı meyveleriyle göz dolduran ateş dikenine özellikle park alanlarında rastlamak mümkün. Nisan ve mayıs aylarında beyaz çiçek açan bitkinin gruplar hâlinde çok sayıda küçük turuncu veya kırmızı meyveleri çiçek gibi parlayarak benzersiz bir görsellik sunar.

10 KASIM ÇİÇEĞİ KASIMPATI

Krizantem diye de bilinen kasımpatının ülkemize has bir adı daha var; 10 Kasım Çiçeği. Yaz boyunca yeşil kalan yaprakları arasından kasım geldiğinde açan kasımpatılar, kahverengiye çalan kızılımsı, sarımsı renkleriyle sonbaharı renklendirir. Atatürk’ün ölüm yıl dönümünde anma çiçeği olarak gelenekselleşen kasımpatılar, balkon ve bahçelerde kolaylıkla yetişir. Eksi 30 dereceye kadar dayanıklılık gösteren kasımpatı, güneş ışığını dolaylı olarak aldığında daha sağlıklı büyür.

SÜS LAHANASI

Bir merkezden dışarı doğru sarmal biçimde uzanan, düz kenarlı, ince saçaklı yahut derin dişli yapraklı, üç çeşidi olan özel bir lahana türüdür. Yaprakları pembe, mor, lila, sarı, krem, yeşil ve karışık renklerde olabilen bu bitki, iki veya tek yıllıktır. Güneşli, aydınlık yerlerden ve soğuktan hoşlanır. Renkli, güzel şeklini almışsa artık mevsimliktir, ömrü azalmıştır.

ÇUHA

Çuha, menekşe gibi kısa boylu, toprağa yakın yaşayan bir çiçek ve sarı, kırmızı, mor, pembe, turuncu, çok sayıda renk seçeneği bulunuyor. Menekşe kadar soğuğa dayanıklı olmayan çuha, 14-15 derecelik sıcaklığı seviyor. Oda sıcaklığındaki suyla sulanması önerilen çuha çiçeğinin doğrudan güneş ışığından uzak tutulması ve susuz bırakılmaması gerekiyor.

YILBAŞI ÇİÇEĞİ

Kaktüsgiller familyasından bir çiçek türü olan yılbaşı çiçeği, salatalık kabuğuna benzeyen yaprakları arasından, ekim ile ocak ayı arasında mor-pembe rengiyle âdeta sürpriz güzellikte çiçekler sunar. 30 santimetreye kadar uzayan yılbaşı çiçeği, küpe çiçeği gibi sarkan dallarıyla dikkat çeker. Suya fazla ihtiyaç duymayan çiçek, yarı gölgede filtreli bir toprağa ihtiyaç duyar.

Dr. Yılmaz Boz

“PEYZAJ TASARIMINDA İYİ BİR PLANLAMA GEREKLİ”

Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Yılmaz Boz, özellikle İstanbul’da yazın az su isteyen, kışın da soğuğa dayanımı yüksek olan ve aynı zamanda kültürel bakım işlemleri (ilaçlama, gübreleme, budama, sulama) az olan bitki türlerinin seçilmesini önerdi.

Peyzaj tasarımında ve kullanılan bitkilerin bakımında öncelikle iyi bir planlama gerektiğine dikkat çeken Boz, bu nedenle sulama sistemleri, drenaj sistemleri, toprak özellikleri gibi birçok faktörün bölgenin iklim koşullarına göre planlanması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Örneğin, drenajı düzgün yapılmamış ya da drenaj sistemi olmayan alanlarda bitki kök bölgelerinde fazla suyun olması, kökte havalanma sıkıntısına bağlı olarak bitkinin ölümüne neden olabilir. Peyzajda uygulama yapılacak yerin konumu, kullanılan bitkinin özellikleri, iklim şartları, yöney durumu gibi birçok faktöre göre sulama sistemi yöntemlerinin de doğru seçilmesi gerekir. Her bitki türünün özel bakım koşulları vardır ve türe özgü farklı uygulamalar ister. Gölge, yarı gölge ve ışıklı ortam isteyen bitki türleri bulunmaktadır. Gerek dış mekânda gerekse iç mekânda yapılacak uygulamalarda bitkilerin bakım şartlarının iyi bilinmesi gerekmektedir.”

Murat Ermeydan

“SEÇİLEN BİTKİ KIŞIN GELDİĞİNİ HİSSETTİRMELİ”

Peyzaj Mimarları Odası İstanbul Şube Başkanı Murat Ermeydan, kış peyzajı için her dem yeşil bitkiler yerine özellikle kışın geldiğini hissettiren, sonbahar renklenmesi olan ağaçların tercih edilmesini önerdi. Peyzaj çalışmalarının yaklaşık yüzde 75’inin kamu eliyle (özellikle belediyeler ve TOKİ gibi kamu kurumları), kalanının da özel sektör tarafından yapıldığını kaydeden Peyzaj Mimarları Odası İstanbul Şube Başkanı Murat Ermeydan, soğuk ve yağışa karşı bakım çalışmalarının da önemli olduğunu vurguladı.

Ermeydan, şu bilgileri verdi: “Bitkilerinizi sert havalardan korumak için ağaç diplerini saman ve yaprak tabakası gibi malç malzemesiyle örtebilirsiniz. Kışın özellikle mevsimsel kar yükü, yağış gibi olumsuz şartlardan minimumda etkilenmeleri için bitkilerin dal-kök oranlarını dengelemek amacıyla form budamaları yapılmalıdır. Ayrıca gençleştirme budamaları, meyve budamaları ve ölü dal budamaları da kışın gerekli budama türleridir. Mevsimsel dayanıklılığa sahip ve bulunduğunuz yerin yerel bitki örtüsüne ait bitkilerden seçim yapmak önemlidir. Evinizin özellikle balkon ve teras gibi alanlarında, tıbbi ve aromatik bitkilerle meyve ve sebze yetiştiriciliği yaparak hem doğal yaşama yakın olma güzelliğini hem de evinizde kendi yetiştirdiğiniz bitkileri kullanma avantajına sahip olabilirsiniz.”

DÜRDANE SEVİNÇ – TOKİ Haber Dergisi

TOKİ Haber
TOKİ Haber

Mekansız bir hareket: Sokak sanatı

Sanatı galeri ve müzayedelerden çekip çıkararak gündelik yaşamın tam ortasına yerleştiren sokak sanatı, duvarları, asfaltı, direkleri, yolları, kaldırımları tablo hâline getiriyor.
Sanatı galeri ve müzayedelerden çekip çıkararak gündelik yaşamın tam ortasına yerleştiren sokak sanatı (Street Art), tüm dünyada hızla yayılıyor. Duvarları, asfaltı, direkleri, yolları, kaldırımları tablo hâline getiren sanatçıların farklı motivasyonları var; kimisi politik bir duruş sergiliyor kimisi modern insanın sorunlarını anlatıyor. Kimi de sadece eğlence ve mizah peşinde. “Sanat nedir” kadar eski değilse bile uzun süredir tartışılan bir soru var: “Sanatın mekânı var mıdır?” Resim, heykel, müzik, tiyatro gibi sanat dalları tarih boyunca kendi özel şartlarına sahip olsa da günümüz dünyası tüm kuralları esneten, hatta yıkan sanatçıların oyun alanına dönüşüyor. Yıkık bir duvar, eski bir çöp tenekesi, cılız bir ağaç ya da boş bir apartman cephesi yaratıcı dokunuşlarla birden bulunduğu çevrenin en dikkat çekici nesnesine dönüşebiliyor. Ve buna kısaca “sokak sanatı” deniyor. Sokak sanatını teorik anlamda incelemek kolay değil. Görece yeni denebilecek bu akımın hem geleneksel hem de modern sanat anlayışının önümüze koyduğu kalıpların dışında durması işi biraz zorlaştırıyor. Buna karşın duvarları, asfaltı, direkleri, yolları, kaldırımları tablo hâline getirerek sanatını bedava sunan, insanlığın her türden sorununa kayıtsız kalmayan sokak sanatçılarının sayısı günden güne artıyor. DÜNYANIN EN BÜYÜK MEDYASI: SOKAK Sokak sanatının günlük hayatın sıkça karşılaştığımız bir parçası hâline gelerek belli bir üne kavuşması yeni sayılsa da geçmişi 1920’lere kadar uzanıyor.

Kent mobilyaları şehirlere konfor ve estetik katıyor

Şehir hayatında kentsel alanın parçası hâline gelen kent mobilyaları, yaşama konfor ve estetik katarken, kentlerin kimliğini de oluşturuyor.
Şehir yaşantısında kentsel alanın parçası hâline gelen kent mobilyalarında işlevsellik kadar estetik de önem taşıyor. İnsan psikolojisine etki eden kent mobilyalarının tasarımı kentin kimliğini oluştururken, hatalı seçimi kentte görsel kirlilik katıyor. Banklar, aydınlatma elemanları, ağaç ızgarası, çiçeklik, bilet gişesi, bisiklet parkı, çöp konteyneri, geri dönüşüm kutusu, toplu taşıma durakları, süs havuzu, çeşme, kameriye, oyun parkı, açık alan spor aletleri, piknik masası, para çekme ünitesi, umumi tuvalet, reklam ve sergi elemanı, yönlendirme levhası, hayvanlar için sokak mobilyası… Belki farkında değiliz ama sokağımızda, caddelerimizde, parklarımızda, pek çok kent mobilyası yer alıyor. Kent hayatını kolaylaştıran ve yaşama konfor katan bu ürünler, teknoloji ve şehirlerin gelişimiyle çeşitleniyor. Kentli insanın beklentisinin yükselmesinin yanı sıra parkların, uydu kent ve sitelerin yaygınlaşmasıyla kent mobilyası sektörü özellikle son 15-20 yılda büyük ilerleme gösterdi. Kalite, tasarım ve teknolojide ciddi yol kat eden sektör, gelişmiş ülkelerin üretim teknolojisini yakalayarak 30 ülkeye kent mobilyası ihraç edecek güce ulaştı. MALZEME SEÇİMİNDE İŞLEV DAHA ETKİLİ Türkiye’de önceleri sadece beton ve ahşap ağırlıklı kent mobilyaları üretilirken, günümüzde alüminyum, paslanmaz çelik, kompozit, pik döküm, sac metal, plastik gibi malzemeler de yaygınlaştı. Malzeme seçimini, ürünün yeri ve işlevi belirliyor. Örneğin metro ve banliyö istasyonlarında uzun süre oturma işlevi taşımayan sac metal ve boru konstrüksiyon kullanılıyor. İnsanların

Mimaride matematik ve sanat

M. Akif Ersoy Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Neşe İşler Acar, müzik, resim, şiir ve mimari eserlerde sanat ve matematiğin ayrılmaz bir bütün olduğunu anlattı.
Müzik, resim, şiir ve mimari eserlerde sanat ve matematiğin ayrılmaz bir bütün olduğunu anlatan Neşe İşler Acar, “Tasarımın temeline indiğimizde her bir ayrıntının aslında geometrik şekillerden, sayılardan türemiş olduğunu fark ederiz” diyor. Matematik ve sanat birbirinden ayrı disiplinler olarak görülür. Oysa her sanat eserinde matematiksel bir kurgu vardır öyle değil mi? Yrd.Doç.Dr. NEŞE İŞLER ACAR Luca Pacioli’nin de dediği gibi “Matematik olmadan sanat olmaz.” Matematik bazılarımız için korkulu bir rüya, bazılarımız için yaşamın sayısal kurgusu. Sanat ile matematik uzak bir disiplin gibi görünse de bilinçli ya da bilinçsiz her eserin bir matematiği vardır. Müziğin matematiği, resmin matematiği, mimarinin matematiği… Notalar, geometrik formlar, çizgiler… Sayılar ve şekillere duyduğu merakıyla bilinen İtalyan matematikçi Luca Pacioli, “Matematik olmadan sanat olmaz” sözüyle sanat ve matematiğin ayrılamaz bir bütün olduğunu vurgular. “DÜNYADA ÇİRKİN BİR MATEMATİK İÇİN KALICI BİR YER YOKTUR” Matematik ve sanat kendi içinde bir ahenk barındırır. Nasıl ki resimde renk uyumu, şiirde sözcükler arasında bir düzen, anlam bütünlüğü varsa matematikte de işlemler arasında bir düzen, problemi ve teoremi çözmedeki düşüncede bir güzellik ve uyum vardır. Ünlü İngiliz matematikçi Hardy, Bir Matematikçinin Savunması kitabında şöyle der: “Bir matematikçinin yaptığı şey bir ressamın ya da şairinki kadar güzel olmalıdır. Düşünceler, renkler ve sözcükler gibi uyumlu bir