81 ilde inşası tamamlanan 716 okulun açılışı yapıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilde inşası tamamlanan 716 okulun ortak açılışı ve 2019-2020 eğitim öğretim yılının açılış törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 81 ilde inşası tamamlanan 716 okulun ortak açılışı ve 2019-2020 eğitim öğretim yılının açılış törenine katıldı.

Yeni eğitim öğretim yılının açılışında şehit öğretmenleri de anan Erdoğan, öğrenci, öğretmen ve ailelere başarılar diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni eğitim öğretim yılıyla 81 ilde inşası tamamlanan 716 okulun da resmi açılışlarının yapıldığını dile getirerek, “Böylece anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye kadar eğitimin tüm kademelerinde toplamda 12 bin 640 yeni dersliği ülkemize kazandırıyoruz. Toplam yatırım bedeli 4 milyar 638 milyon lirayı bulan bu okullarımızın da milletimize ve eğitim öğretim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum. Bu okullarda okuyacak öğrencilerimizin hepsine Mevla’dan zihin açıklığı niyaz ediyorum.” diye konuştu.

Türkiye’nin son 17 yılının reform ve kalkınma odaklı bir anlayışla çehresinin değiştiği bir dönem olduğunu vurgulayan Erdoğan, sadece İstanbul’a yapılan yatırımların bile tek başına bir başarı hikayesi olduğunu söyledi.

2013’te hizmete açılan Marmaray’ı bugüne kadar 355 milyon yolcunun kullandığını hatırlatan Erdoğan, 2016’da hizmete giren Avrasya Tüneli ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün her birinden 45 milyona yakın araç geçtiğini dile getirdi.

İstanbul-İzmir Otoyolu içerisinde yer alan Osman Gazi Köprüsü’nün son 3 yılda 25 milyona yakın aracın konforla Körfez’in karşısına geçmesine vesile olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Dünyanın en büyükleri arasında yer alan İstanbul Havalimanımızın yolcu sayısı tam olarak nisan ayında hizmete girmiş olmasına 30 milyonu aştı. Diğer şehirlerimizde de benzer yatırımları milletimizin hizmetine sunduk. Demokrasiden ekonomiye, altyapıdan turizm ve sanayiye uzanan geniş bir yelpazede son 17 senede birçok başarıya imza attık. Yılların ihmallerini gidererek milletimizi hak ettiği hizmetlerle buluşturduk. Sorunlarımızı halının altına süpürme, problemlerimizi görmezden gelme gibi bir hatanın içine asla düşmedik. Ne kadar büyük olursa olsun meselelerimizle cesaretle yüzleşmeyi tercih ettik. ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ yerine, ‘Şimdiye kadar böyle gelmiş ama artık böyle gitmeyecek’ dedik ve her alanda kararlı adımlar attık.”

“ASLAN PAYINI EĞİTİM ÖĞRETİME AYIRDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorunlar yumağı içinde boğuşan bir ülkeden, en zor sıkıntılarına bile kendi gücüyle çözüm üreten bir ülkeye ulaşıldığını vurgulayarak, eğitim öğretim konusunda tarihin en kapsamlı dönüşüm hamlesine imza atarak, eğitimin altyapısını adeta yeni baştan inşa ettiklerini belirtti.

Her sene bütçede aslan payının eğitim öğretime ayrıldığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: “Milli Eğitim Bakanlığımızın bütçesi göreve geldiğim zaman 7,5 milyar idi, şimdi ise 114 milyar liraya yükselttik. Aslan payını eğitim öğretime verdik. Ülkemize kazandırdığımız 309 bin yeni derslikle milletimizin en önemli dertlerinden birisi olan kalabalık sınıfları tamamen ortadan kaldırdık. Ben 75 kişilik sınıfta okudum. O dönemde 100 kişiyi aşan öğrencilerin okuduğu sınıflar vardı. Ama şimdi az önce kız evladımıza sordum, ‘Sınıfınıza kaç öğrenci var?’, ’30’ dedi. Şu anda Türkiye genelinde de zaten ortalama 30 ve altı. Çok nadirdir bunun dışında olan. Çünkü eğer keyfiyet arıyorsak öğrenci sayısını sınıflarda azaltmamız gerekiyordu. Şimdi 20 kişilik sınıfların olduğu okullarımız da var, buralara ulaştık. Çünkü başarıyı yakalamaya mecburuz. Eğitimin fiziki altyapısını geliştirmenin yanında önceki dönemlerin o yasakçı, baskıcı zihniyetlerinin izlerini silmek için de çok çaba harcadık. Meslek liselerine adeta 2. sınıf, üvey evlat muamelesi yapan katsayı sistemine son verdik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 yıllık kesintisiz eğitim yerine, 4+4+4 olmak üzere zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardıklarını hatırlatarak, “Eğitimde fırsat eşitliğini ve adaleti sağlamak için özellikle maddi durumu yerinde olmayan öğrencilerimizin burs imkanlarını genişlettik. Ders kitaplarını ücretsiz bir şekilde bütün okullarımızda dağıtıyoruz. Hamdolsun artık ne öğrencilerimiz ne de velilerimiz ders kitabı peşinde koşmuyor. İşte bunların acısını biz yaşadık. Bizler ders kitabı bulmak için, kırtasiyeci dükkanına giderdik, kitap alacağız ve kırtasiyeci bize bir hafta sonraya, 10 gün sonraya gün verirdi. Artık bunları kaldırdık, şimdi okullarımız açılırken sıraların üzerinde tüm kitapların görüldüğü bir dönemi yaşıyoruz. Çünkü eğitim öğretimde böyle bir yanlışa müsaade etmemiz mümkün değildi, bunu başardık. Okul öncesi eğitimi de süratle yaygınlaştırıyoruz. İlkokula başlama yaşını 69 aya düşürdük. Ders müfredatlarını özgürlükçü, demokratik, şeffaf ve objektif bir anlayışla yeni baştan hazırladık. Milletimizin inancını, insanımızın medeniyet ve kültür değerlerini hor gören ideolojik unsurları ders kitaplarımızdan tamamen temizledik.” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortaokullarda lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçmeli dersler havuzu oluşturduklarını anlattı.

İsteyen öğrencilerin Türkiye’deki tüm okullarda mukaddes kitap Kuran’ı Kerim’i ve Hz. Peygamber’in hayatını öğrenme imkanına kavuştuğunu belirten Erdoğan, okulların teknolojik alt yapısını baştan aşağı yenileyerek 432 bin 288 sınıfın tamamına etkileşimli tahta yerleştirdiklerini, 45 bin 653 çok fonksiyonlu yazıcının kurulumunu yaptıklarını, toplam 1,5 milyon tablet bilgisayarı liselerdeki öğrenci ve öğretmenler dağıttıklarını kaydetti.

Tüm bunları yaparken eğitimin temel direği olan öğretmenleri de asla ikinci plana atmadıklarını dile getiren Erdoğan, “Son 17 yılda 632 bin yeni öğretmenimizin atamasını gerçekleştirdik. Bir ay önce yüreği kıpır kıpır, idealist 20 bin genç öğretmenimizi görevlerine başlatmanın gururunu yaşadık.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 70-80 kişilik sınıflarda okuduğunu anımsatarak, şöyle devam etti: “2002 yılında İstanbul’da ilköğretimde derse özellikle başlarken her derslikte derslik başına 56 öğrenci düşüyordu. Açtığımız yeni dersliklerle bu sayıyı da 30 ve altına indirdik. Şu anda 22 kişilik sınıflarımız da var. Buraya ulaştık. Türkiye genelinde derslik başına düşen öğrenci sayımız ilköğretimde 24’e, ortaöğretimde 20’ye, genel ortaöğretimde 21’e, mesleki ve teknik ortaöğretimde ise 19’a kadar geriledi. Kız çocuklarımızın okullaşma oranlarında ve devamsızlık konusunda da önemli ilerlemeler kaydettik. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, laboratuvarlarla donatarak alt yapı problemlerini önemli ölçüde çözdük. Ayını şekilde öğretmenlerimizin mali ve sosyal haklarında da gözle görülür iyileştirmeler gerçekleştirdik. İnşallah önümüzdeki dönemde ülkemizin imkanları geliştikçe bunlardan öğretmenlerimizin de faydalanmasını temin edeceğiz.”

“EĞİTİMDE KALİTE ARTIŞINA YOĞUNLAŞMAMIZ GEREKİYOR”

Bunların hepsinin çok değerli ve önemli olduğunu ifade eden Erdoğan, “Asıl önemli işimiz, bundan sonra başlıyor. Artık hep birlikte eğitimde kalite artışı gibi daha fazla emek ve zaman isteyen meselelere yoğunlaşmamız gerekiyor. Eğitimde niteliği yakalamanın günübirlik bir konu olmadığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. ‘Alışkanlıklar değiştirmek atomu parçalamaktan daha zordur’ diye malum biz söz var. Eğitimde cumhuriyet tarihimiz boyunca bize özgü bir gelenek oluşturamadık. Böyle bir sistemi maalesef kuramadık. Hukukta, idari düzende, bürokrasi de olduğu gibi eğitimde de Batı’yı kopyalamayı tercih ettik. Açıkçası ne kendi kadim değerlerimizi ne Batı kültürünü öğrencilerimize layıkıyla aktarabildik. Sonuçta kendi değerlerine bigane kalan, aslını inkar eden, Batı kültürüne hayranlık duymanın ötesinde katkısı olmayan kayıp nesiller yetiştirdik.” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim sisteminin daha çok ezbere dayalı ve sınav odaklı olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu: “Sınavlardaki başarıya odaklı dar bir bakış açısı eğitim sistemimizin en büyük handikaplarından birisi oldu. Düşünmeye, soru sormaya, sorgulamaya, öğrencilerimizin sanat, spor, bilim, edebiyat gibi farklı alanlardaki yeteneklerini keşfetmeye yeterince önem verilmedi. Uzun yıllar eğitim sadece insan formatlama, tektipleştirme, dikte aracı olarak görüldü. Eğitimde yaptığımız reformların gayelerinden biri de bu sakat anlayışı tümüyle ortadan kaldırmaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, insana bir makine olarak değil, yaratılmışların en şereflisi sıfatıyla yaklaştıklarını, her insanın özel ve biricik olduğuna inandıklarını, çünkü Allah’ın yarattığı kullarının her birine ayrı ayrı kabiliyetler verdiğini söyledi.

Erdoğan konuşmasında, kimi insanın sanata, kimisinin de spora yatkınlığı bulunduğu, bir başkasının da resim, müzik, şiir ve edebiyatta yeteneği olduğunu söyledi.

Eğitimin, bu kabiliyetleri ortaya çıkarma sanatı olduğunu, akademik başarı yanında akıl, kalp ve ruh bütünlüğü olan nesiller yetiştirme çabası olduğunu dile getiren Erdoğan, bunu yapacak olanların da eğitim öğretim sisteminin mihveri ve temel taşı konumundaki öğretmenler olduğunu kaydetti.

Öğretmenin sadece öğreten değil aynı zamanda öğrencilerinin içindeki cevheri keşfeden bir yetenek avcısı olduğunu vurgulayan Erdoğan, öğretmenin yalnızca maişet peşinde koşan değil peygamber mesleğini icra etmenin hassasiyetini yüreğinde hisseden kişi olduğunu ifade etti.

Erdoğan, tüm öğretmenlere bu nazarla baktıklarını ve onlardan önemli görevler beklediklerini dile getirerek, “Evlatlarımızın içinde cevheri çıkarabildiğimiz, hayallerini gerçekleştirme imkanı verdiğimiz ölçüde kendimizi başarılı saymalıyız. Çocuklarımızı ahlak, erdem, marifet ve karakter sahibi iyi bir insan olarak yetiştirmek için çalışıyoruz. Bugünün öğrencilerini dünün öğrencileri gibi eğitmeye, yetiştirmeye kalkarsak istikbalimizin avuçlarımızdan kaymasına engel olamayız.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen yıl kamuoyuyla paylaşılan 2023 eğitim vizyonu belgesinin bu hedefleri gerçekleştirme yolunda değerli bir adım olarak gördüğünü anlattı.

Vizyon belgesinin hayata geçmesinin, eğitimin tüm paydaşlarının el ele vermesine, aynı ideal uğrunda güç birliği yapmasına bağlı olduğunu vurgulayan Erdoğan, öğretmenlerin, ailelerin ve idarecilerin de sahiplenmesiyle hedeflere ulaşacaklarına inandığını kaydetti.

ÖĞRENCİLERE NASİHATLER

Konuşmasında çocuklara ve gençlere seslenen Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün kiminiz ilk defa okula başlıyor. Bazılarınız ise 3 aylık tatilin ardından öğretmenlerinize ve arkadaşlarınıza kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor. Bu mutlu, heyecanlı gününüzde sizlere bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum. Unutmayın, merak ilmin anahtarıdır. Merakınız ne kadar büyükse bilginiz o kadar derin olacaktır. Bunun için soru sormaktan, sorgulamaktan asla çekinmeyin. Vicdan hayatta bize doğru yolu gösteren bir pusuladır. Vicdan eleğinizden geçmeyen hiçbir şeye itibar etmeyin. Arkadaşlarınıza, okulunuza, sizin için ter döken büyüklerinize değer verin. Öğretmenlerinize saygıyı hiçbir zaman elden bırakmayın. Hayallerinizle aranıza kimsenin girmesine müsaade etmeyin. Yaptığınız işi en güzel, en başarılı şekilde yapmaya çalışın. Unutmayın, her zorlukla beraber muhakkak bir kolaylık vardır. Bunun için kitapla, okumakla, kalemle bağınızı daima güçlü tutun. İnterneti en etkin şekilde kullanın ama bu teknolojinin sizi hayattan, baharın açan çiçeklerin güzelliğinden koparmasına müsaade etmeyin. Anne babalarınız sizin en değerli varlıklarınızdır. Paylaşmak en büyük erdemlerden biridir. İyi bir kariyere sahip olmak elbette önemlidir. Ama iyi bir doktor, iyi bir mühendis, bürokrat, bilim insanı, sanatçı, sporcu olmanın yanı sıra hatta onlardan önce iyi bir insan olmayı hedefleyin.”

Öğrencilerin, tarihi şanlı zaferlerle dolu necip bir milletin evlatları olduğunu unutmaması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, “Sizler 15 Temmuz gecesindeki direnişiyle dünya ekonomisi ve dünya demokrasi tarihine geçmiş cesur bir milletin mensuplarısınız. Üzerinde özgürce yaşadığınız bu ülke size şehitlerimizin emanetidir. Tarihinizden, değerlerinizden kopmadan bu emaneti geleceğe taşıyacak olan da yine sizlersiniz. Sizi bu muhteşem mirastan uzaklaştırmak, geçmişinize ve özünüze yabancılaştırmak isteyenlere kesinlikle itibar etmeyin. Ben her birinize güveniyorum. Her birinizin ışıldayan gözlerinde ülkemizin aydınlık yarınlarını görüyorum. Burada geleceğin Alparslanlarını, Fatihlerini, Yavuzlarını, Gazi Mustafa Kemallerini, Mehmet Akiflerini, Fuat Sezginlerini, Aziz Sancarlarını, bayrağımızı gururla dalgalandıracak sporcularını, dünyaya yön verecek sanatçılarını, bilim adamlarını görüyorum.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, öğrencilere başarı dileyerek, Mehmet Akif Ersoy’un, nasihatin yer aldığı bir şiirindeki “İhtiyar amcanı dinler misin, oğlum, Nevruz/Ne büyük söyle, ne çok söyle; yiğit işde gerek/Lafı bol, karnı geniş soyları taklit etme/Sözü sağlam, özü sağlam, adam ol, ırkına çek” dizelerini seslendirdi.

Gençliğe bunun yakışacağını, bunun yapılması gerektiğini belirten Erdoğan, Allah ömür, millete imkan verdikçe gençlerin istikbali ve hayallerinin önündeki engelleri kaldırmak için koşmaya, koşturmaya, geceyi gündüze katarak çalışmaya devam edeceklerini söyledi.

Erdoğan, 2019-2020 eğitim öğretim yılının eğitim camiasına, ülkeye ve millete hayırlı olması temennisinde bulundu.

TOKİ Haber
TOKİ Haber

“Medeniyetimizin izlerini koruyacak, modern şehirler kuracağiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hem medeniyetimizin izlerini koruyacak hem modern dönemin şartlarına uyum sağlayacak hem de küreselleşen dünyada ‘ben de varım’ diyebilen şehirler kuracağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hem medeniyetimizin izlerini koruyacak hem modern dönemin şartlarına uyum sağlayacak hem de küreselleşen dünyada ‘ben de varım’ diyebilen şehirler kuracağız” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası’nda düzenlenen 2. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi’ne katıldı. Kongre’nin ana teması “Şehirlerin Dili” programında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehirlerin mekânla insanın buluştuğu yerler olduğunu belirterek medeniyetlerin de şehirlerde inşa edildiğine işaret etti. Her medeniyetin kendi inanç, ahlak, sanat ve felsefe anlayışı çerçevesinde şehri tanımladığını ve şekillendirdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimi şehirlerin eğlence için insanların katledildiği arenalarıyla öne çıktığını, kimi şehirlerin cadı suçlamasıyla insanların yakıldığı meydanlarıyla ünlendiğini, kimi şehirlerin de yüzbinlerce canın telef edilerek yükseltildiği devasa yapılarıyla tarihte yer bulduğunu anlattı. “Bizim medeniyetimiz ise ‘önce insan’ diyen bir tasavvurun eseri olarak inşa edilmişlerdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yahya Kemal’e göre bizim devlet kurma ve askerlik dışında, dünya ortalamasının fevkinde olan üç büyük sanatımız vardır. Bunlar mimari, şiir ve musikidir. ‘Hüner, bir şehir bünyâd etmektir, / Reaya kalbin âbâd etmektir.’ Fatih bu mısralarıyla, aslında bizim şehirlerimizin kuruluş amacını da ifade ediyor. Evet… Devleti ve şehri yaşatmanın yolunun insanı yaşatmaktan geçtiğini ifade eden bir medeniyetten söz ediyoruz. Farabi buna ‘erdemli şehirler’ diyor. Camileriyle, medreseleriyle, kütüphaneleriyle, şifahaneleriyle anılan şehirleri inşa ve imar

Türkiye’den dünyaya örnek tarihi eser hassasiyeti

Tarihi eser hırsızlığına geçit vermeyen Türkiye, Irak’a tarihi miraslarını teslim etti.
Hatay Cilvegözü sınır kapısından geçtiğimiz yıl Türkiye’ye sokulmak istenilen tarihi eserler doğduğu topraklar olan Irak’a iade edildi. Anadolu’dan kaçak yollarla yurt dışına çıkarılarak dünyanın en seçkin müzelerinde sergilenen tarihi mirasının hassasiyetle izini süren Türkiye, başka ülkelerin tarihi eserlerine de sahip çıkıyor ve kendi toprakları üzerinden kaçakçılığa izin vermiyor. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, geçtiğimiz yılın şubat ayında, Cilvegözü gümrük kapısında bir tırda yapılan denetim sırasında kaçak yollarla yurda sokulmak istenilen ahşap ve prinçten üretilmiş toplam 160 adet obje ile ipek halıyı Iraklı yetkililere teslim etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi uzmanlarınca yapılan incelemeler neticesinde etnografik nitelikte kültür varlığı olduğu tespit edilen eserler; 20 ipek halı, 49 parça mobilya takımı, 2 soba, 2 kapı kanadı, 1 dolap, 2 sandık, 4 ile toplam 80 parçadan oluşan objelerden oluşuyor. Bakan Yardımcısı Nadir Alparslan’ın iadesini sağladığı tarihi eserler arasında ayrıca, Irak kökenli olduğu tespit edilen ve Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü’nde koruma altında tutulan ve M.Ö. 2 bin yılına tarihli bir adet de silindir mühür bulunuyor. TÜRKİYE IRAK’A ESERLERİN İADESİ TALEBİNDE BULUNDU Cilvegözü gümrük kapısında 3 Şabat 2018 tarihinde yakalanarak, kültür varlığı olduğu tespit edilen eserler Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığına verilen bilginin ardından Hatay Arkeoloji Müzesi Müdürlüğünde korumaya alınmıştı.

Sümela’da nefes kesen restorasyon çalışması

Kültür ve Turizm Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından Sümela Manastırı'nda yapılan zorlu restorasyon çalışmalarının fotoğraflarını paylaştı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından Sümela Manastırı’nda yapılan zorlu restorasyon çalışmalarının fotoğraflarını paylaştı. Trabzon’un Maçka ilçesi Altındere Vadisi’ndeki Sümela Manastırı’nda 2015 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları coğrafi ve iklimsel koşulların zorluğuna rağmen devam ediyor. İlk etabı tamamlanan restorasyon kapsamında en zorlu görevlerden birini ise sarp yamaçlarda çalışan dağcılar yapıyor. İlk etap restorasyon çalışmaları tamamlanan Sümela Manastırı geçtiğimiz mayıs ayında ziyarete açıldı. Özel ekip, Sümela Manastırı ve ziyaretçiler için tehlike oluşturan kayaları tek tek yamaçtan aşağıya düşürerek, sarp yamaçları çelik ağlarla örüyor. 200 metre yükseklite çalışan ekibin sarp kayalarda işlerini korkusuzca yapmaları fotoğraflara da yansıdı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından Sümela Manastırı’nda yapılan zorlu restorasyon çalışmalarının nefes kesen fotoğraflarını paylaştı. ⚠️ "Sümela Manastırı"nın zorlu coğrafi koşullarında sürdürdüğümüz restorasyon çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor… 😲 pic.twitter.com/ZMfdMDcyNC— T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı (@TCKulturTurizm) September 19, 2019