Anadolu’nun ikinci ‘Efes’i: Aizanoi

Kütahya'nın Çavdarhisar ilçesindeki Aizanoi Antik Kenti, Anadolu'daki en iyi korunmuş Zeus Tapınağı'na ev sahipliği yapıyor ve sahip olduğu eserleriyle "İkinci Efes" olarak adlandırılıyor.

Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesindeki Aizanoi Antik Kenti, Anadolu’daki en iyi korunmuş Zeus Tapınağı’na ev sahipliği yapıyor ve sahip olduğu eserleriyle “İkinci Efes” olarak adlandırılıyor.

Asırlara meydan okuyan Zeus Tapınağı, stadyumu, Roma köprüleri, tiyatro kompleksi, antik hamamı, dünyanın ilk borsalarından Macellumu ve her yerinden adeta tarih fışkıran Aizanoi Antik Kenti, görenleri büyülüyor. Eşsiz varlıklarıyla dikkat çeken antik kent, 2012 yılından itibaren UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.

Aizanoi Antik Kenti’nde 2011 yılından beri Halk Yatırım sponsorluğunda kazı ve alan araştırmaları yürütülüyor. Aizanoi Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Elif Özer, il merkezine 48 kilometre uzaklıktaki antik kentte daha önce Alman arkeologların yaptığı kazı çalışmalarının restorasyon çalışmalarıyla birlikte 2011 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararıyla çeşitli üniversitelerde görevli Türk arkeologlar ve uzmanlar tarafından yürütüldüğünü açıkladı.

ANTİK ÇARŞI GÜN YÜZÜNE ÇIKARILACAK

Kentin “agora” olarak adlandırılan antik çarşısında bu sene kazı çalışmaları yapılacağını ifade eden Özer, “2019 kazı sezonuna 29 Nisan’da başladık. Kentin kalbi dediğimiz çarşısında yani agora denilen alanda özel mülkiyet olduğundan bir çalışma yapamamıştık. Kamulaştırmanın büyük kısmının tamamlanmasından dolayı burada kazı çalışmaları gerçekleştireceğiz. Elde edeceğimiz bulguların buradaki antik dönemdeki sosyal yaşama ışık tutacağına inanıyoruz.” dedi.

Özer, eylül ayına ortalarına kadar yürütülecek çalışmalar kapsamında önceki yıllarda başladıkları antik hamamda da çalışmalarının süreceğini, ayrıca bölgede kültürel miras çalışmalarını da devam ettireceklerini aktardı.

MEZAR TAŞLARININ HER BİRİ BİRER SANAT ESERİ

Kazı başkan yardımcısı Dumlupınar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim görevlisi Zerrin Erdinç ise 2016 yılından beri antik çağdan kalma mezar taşları üzerine çalışmalar yaptıklarını belirterek, “Aizanoi çevresindeki mezar taşlarının envanterini yapıyoruz ve onları kayıt altına alıyoruz ve tahrip olmasını engellemeye çalışıyoruz.” dedi.

Mezar taşlarındaki yazıtlardan yola çıkarak süslemelerle birleştirerek tarihlemelerini yaptıklarını dile getiren Erdinç, Aizaoni bölgesinde kapı biçimli frig tipi olarak adlandırılan mezar taşlarının yoğun olduğunu gördüklerini vurguladı.

Mezar taşlarındaki süslemelerden mezarın bir kadına ya da erkeğe ait olduğunun anlaşılabildiğini aktaran Erdinç, “Kadın mezarının mezar taşındaki süslemelerde yün sepetleri yada meyve sepeti, çiçekler, tarak, ayna figürleri kullanılmış. Bunlar mezarın bir kadına ait olduğunu gösteriyor. Erkek mezarlarının mezar taşı süslemelerinde ise güçlü gösteren aslan ve kartal gibi figürlere çokça rastladık. Karı koca mezarının mezar taşında ise erkek ve dişi aslan figürü kullanılmış.” ifadesini kullandı.

AİZANOİ – KÜTAHYA

Aizanoi Antik Kenti Roma döneminin en önemli kentlerindendir. Bir tepe üzerine kurulmuş olan ve şehrin önemli dinsel yapısı olarak görülen Zeus Tapınağı dünyanın en iyi korunmuş Zeus tapınaklarından biridir. Etrafındaki sütunla çevrili mekânın üstünün mermer kirişlerle kaplı olması nedeniyle Zeus Tapınağı pseudodipteros plandaki tek örnektir.

Şehrin kuzeyinde 13 bin 500 kişi kapasiteli stadyum ve 20 bin kişi kapasiteli tiyatronun bir kompleks şeklinde yapılması antik dönemde Aizanoi’den başka hiçbir yerde görülmemektedir.

MS 2. yüzyılın 2. yarısına tarihlenen Aizanoi Macellum’u, dünyanın ilk borsalarından biridir. Macellum’un duvarlarında İmparator Diocletian’ın MS 301 yılında enflasyonla mücadele için tespit ettiği imparatorluk pazarlarında satılan malların fiyatlarının yer aldığı ve günümüze kadar oldukça iyi durumda korunmuş olan yazıtlar bulunmaktadır.

İlgili Konular:
TOKİ Haber
TOKİ Haber

“Osmanlı evinin başarısı çok katmanlı yapısıdır”

Osmanlı Sanatı Uzmanı Serdar Gülgün, Osmanlı evlerinin karakteristik özelliklerini ve pek çok kültürü etkilemiş olan Osmanlı Sanatını anlattı.
Osmanlı Sanatı Uzmanı Serdar Gülgün, kendi yaşadığı Macar Feyzullah Paşa Köşkü’nden hareketle Osmanlı evlerinin karakteristik özelliklerini ve pek çok kültürü etkilemiş olan Osmanlı Sanatını anlattı. İstanbul’da Osmanlı’dan miras olarak günümüze gelmiş çok sayıda ev yer alıyor. Sofaların, sedirlerin, farklı renk ve desenlerdeki kumaşların, yastıkların, halıların, nakışların, hatların büyük bir zarafetle yan yana geldiği bu evler, Osmanlı sanatı ve kültürünün çok önemli bir parçasını oluşturuyor. İstanbul Valiliği internet sitesinde Doç. Dr. Özgü Yolcu imzalı röportajda; Osmanlı Sanatı Uzmanı Serdar Gülgün, kendi yaşadığı Macar Feyzullah Paşa Köşkü’nden hareketle Osmanlı evlerinin karakteristik özelliklerini ve pek çok kültürü etkilemiş olan Osmanlı Sanatını anlattı. Serdar Bey, Osmanlı Sanatı ile ilgili eğitim almaya ve bu alanda çalışmaya nasıl karar vermiştiniz? İstanbul doğumluyum. Saint Benoit Fransız Lisesi ve daha sonra İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde eğitim aldım. Osmanlı Sanatına çok büyük ilgim vardı. Üniversiteden mezun olduktan sonra Londra’ya gittim. Londra Üniversitesi’nin SOAS Doğu ve Afrika Sanatları Bölümü’nde Osmanlı Sanatı master’ı yaptım. Bir müddet Londra’da Osmanlı Sanatı experi olarak çalıştım. Daha sonra İstanbul’a geri döndüm. İstanbul’a döndükten sonra Osmanlı Sanatıyla ilgili sergiler yapmaya başladım. Sekiz tane Osmanlı Sanatı sergisi yaptım. Birincisi Dolmabahçe Sarayı Hareket Köşkü’nde oldu. Onu takip eden tüm sergilerim de Topkapı Sarayı Alay Köşkü’nde oldu. Onu takip

Sümela Manastırı, 4 yıl sonra kapılarını ziyaretçilerine açtı

Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden Trabzon'daki Sümela Manastırı’nın birinci etabı, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından ziyarete açıldı.
Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden Trabzon’daki Sümela Manastırı’nın birinci etabı, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından ziyarete açıldı. Sümela Manastırı’nda, 4 yıldır süren restorasyon çalışmalarının ardından ziyaretçi kabul edilmeye başlandı. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu, AK Parti Trabzon Milletvekili Salih Cora ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu ile birlikte restorasyon çalışmalarının bir bölümü tamamlanan Sümela Manastırı’nı gezerek incelemelerde bulundu. Bakan Yardımcısı Alpaslan, yaptığı açıklamada, manastırda restorasyon ve çevre düzenlemesi kapsamında patika yollarda duvar ve derz yapımı, döşemelerin ve merdivenlerin ahşapla kaplanması, mutfak, ayazma, papaz odası ve keşiş odalarını kapsayan bölümlerde askıya alma ve restorasyon imalatlarının tamamlandığını söyledi. Sümela Manastırı’nın, Türkiye’nin büyük kültürel varlıklarından biri olduğuna işaret eden Alpaslan, restorasyon çalışmalarının tamamlandığı birinci etabı ziyarete açtıklarını belirtti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un, göreve başladığı günden itibaren Sümela Manastırı başta olmak üzere restorasyonu devam eden bazı yapıların ziyarete açılabilmesi için seferberlik başlattığını anlatan Alpaslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bakanlık olarak ilgili kurum ve kuruluşların yanı sıra firmalarla yakın iş birliği içinde ‘en kısa zamanda bu eserleri insanların ziyaretine nasıl açabiliriz’ arayışı içinde olduk. Geçen hafta Bodrum Kalesi’ni açmıştık ve bu hafta da Sümela Manastırı’nı açıyoruz. Sümela Manastırı, ülkemiz ve Trabzon için önemli bir eser. 600 yılı

İstanbul fotoğrafları dünyayı geziyor

Duayen foto muhabiri Ara Güler’in fotoğrafları, Cumhurbaşkanlığı himayesinde dünyanın önemli kentlerinde sergileniyor.
Türkiye’nin ortak değeri, duayen foto muhabiri Ara Güler’in fotoğrafları, Cumhurbaşkanlığı himayesinde dünyanın önemli kentlerinde sergileniyor. İlk olarak Nisan ayında Londra’da sergilenen fotoğraflar, ikinci durağı olan Fransa’nın başkenti Paris’te sanatseverlerle buluştu. Türkiye’de fotoğraf denildiği zaman akla gelen ilk isim olan ve 17 Ekim 2019’da 90 yaşında kaybettiğimiz Ara Güler, bir asra yakın ömrüne sayısız kare sığdırdı. Magnum fotoğrafçısı Güler’in fotoğrafları, Cumhurbaşkanlığı’nın projesiyle Londra, Paris, Roma, New York, Kyoto ve Mogadişu kentlerinde sergilenecek. 23 Nisan’da ilk durak olarak belirlenen Londra’da sanatseverlerle buluşan serginin ana temasını, Ara Güler’in çektiği İstanbul fotoğrafları oluşturuyor. Sergide ayrıca; Güler’in objektifine poz vermiş Türkiye’nin ortak değeri olan isimler ve serginin gideceği her şehre bir jest olarak o ülkeden yine Güler’in çektiği önemli portreler yer alıyor. İSTANBUL FOTOĞRAFLARINA TÜRKİYE’DEN VE DÜNYADAN ÖNEMLİ PORTRELER EŞLİK EDİYOR Doğuş Grubu Sanat Danışmanı Çağla Saraç, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi ile Ara Güler Müzesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı 2018 Yılı Kültür ve Sanat Özel Ödülü’ne layık görüldüğünü ve sergi projesinin de bu ödül dolayısıyla hayata geçirildiğini ifade ediyor. Serginin ilk turunu oluşturan şehirlerin G20 Zirvesi ve Birleşmiş milletler Toplantısı gibi önemli tarihlere denk getirildiğini belirten Saraç, hem ödülün hem de Cumhurbaşkanlığı himayesinde hayata geçirilen sergi projesinin kendilerini çok mutlu ettiğini ve bu