Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi açıldı

Sağlıkta Dönüşüm Projesi kapsamında inşa edilen ve ilk etabı 20 Nisan'da açılan Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi tam kapasiteyle hizmet vermeye başladı.

Sağlıkta Dönüşüm Projesi kapsamında inşa edilen ve ilk etabı 20 Nisan’da açılan Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenin ardından tam kapasiteyle hizmet vermeye başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 18 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı konuşmada, “Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi” isminin verildiğini duyurduğu sağlık tesisi, törenle tam kapasite ile faaliyete geçti. Açılış törenine Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Japonya Başbakanı Şinzo Abe video konferans yöntemiyle katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hizmete sokulan hastanenin hayırlı olmasını diledi. Japonya Başbakanı Abe’ye açılışa katıldığı için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüklenici firmasından mühendisine, işçisinden müteahhidine kadar bu eserin inşasında emeği, alın teri, katkısı bulunanlara teşekkürlerini sundu.

Geçmişte Japon firmalarla Marmaray ve Osman Gazi Köprüsü gibi çok önemli altyapı projelerine imza attıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün köklü ve çok boyutlu Türk-Japon dostluğuna yeni bir halka daha ekliyoruz. Hastanemizin adını iki ülkenin iş birliğine yaraşır şekilde Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi olarak belirledik. Yine ismiyle müsemma olması için hastanemizin çevresindeki 15 dönümlük alanı binden fazla çam ve baharın müjdecisi kiraz çiçeği sakura ağacıyla donattık, donatmaya da devam edeceğiz” dedi.

İstanbul’un gurur abidelerinden olacak bir eseri daha Türkiye’ye kazandırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rönesans ve Sojitz firmalarının müşterek olarak bu muhteşem eseri inşa etmelerinin Türk-Japon iş birliğinin, dayanışmasının bir ifadesi olduğunu vurguladı.

“İSTANBUL, ULUSLARARASI SAĞLIK MERKEZİ DURUMUNA GELMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 789 bin metrekare arsa alanı üzerine kurulu 1 milyon 21 bin metrekare kapalı alanıyla hastanenin şimdiden dünyanın sayılı hastaneleri arasına girdiğinin altını çizerek çevre ve enerji dostu olan hastanenin, kamu-özel ortaklığının en güzel örneklerinden biri olduğunu, 456’sı yoğun bakım olmak üzere 2 bin 682 yatağı, 725 poliklinik odası ve 90 ameliyathane masasıyla bu eserin bilhassa Kovid-19 salgınıyla mücadelede kritik bir rol oynayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplam 107 branşta hizmet verecek hastanede tam kapasiteye ulaşıldığında günlük 35 bin ayaktan hasta alınmasını ve 500 özellikli ameliyat yapılmasının planlandığını belirterek 8 bin 134 araçlık otoparkının yanı sıra üç helikopter pisti de olan hastanenin İstanbul Havalimanı’na yakınlığıyla yabancı misafirlere de hizmet vereceğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bu şu demektir: Yani artık İstanbul aynı zamanda uluslararası bir sağlık merkezi durumuna gelmiştir. Bunun özellikle başatı Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’dir. Öbür tarafta yine Yeşilköy’de hemen pistin yanında malum rahmetli Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi’dir. Bir diğeri de Kovid sürecinde rahmetli olan Feriha Öz Hastanesi, o da Sancaktepe’dedir. Bunlar bin 5 artı bin 5 olmak üzere yataklı iki hastanedir. Bunlar geçici bir sahra hastanesi değildir. Bunları kalıcı özellikte inşa ettik. Bunlar da gerçekten plan, proje noktasında muhteşem hastaneler oldu. Yine bu süreç içerisinde bir de 100 yataklı Hadımköy’de daha önce askerlerimiz için Sultan 2. Abdülhamid tarafından inşa edilmiş olan hastaneyi restore ederek, o da muhteşem bir eser oldu. İnşallah onu da Yeşilköy Acil Hastanesi’yle beraber aynı gün açacağız. Kaliteli ve kapsayıcı sağlık hizmetinin değerinin çok daha iyi anlaşıldığı bir dönemde burası sağlık turizminde Türkiye’nin marka eserlerinden biri olacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra hastanedeki bazı birimlerde çalışan sağlık personeliyle canlı bağlantı yöntemiyle görüştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan; Anjiyo Laboratuvarı’ndan Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez ve Doç. Dr. Fatih Uzun’dan, Radyasyon Onkolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik ve Doç. Dr. Didem Karaçetin’den, ameliyathaneden Prof. Dr. Ali Can Hatemi’den ve Doç. Dr. Ömür Günaldı’dan bilgi aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurdele kesimi öncesinde, hastaneye ulaşım konusunda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının talimatlandırıldığını, süratle metronun tamamlanıp hizmete gireceğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra, açılış kurdelesini; Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Akio Miyajima, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ve yüklenici firma temsilcileriyle kesti.

BAŞAKŞEHİR ŞEHİR HASTANESİ’NİN ÖZELLİKLERİ

789 bin metrekare arsa alanı üzerine kurulu ve 1 milyon 21 bin metrekare kapalı alana sahip hastane, 2 bin 68 sismik izolatör ile depreme dayanaklı olarak inşa edildi.

Ayrıca, 3 heliportu bulunan, 10 bloktan oluşan hastane, 456’sı yoğun bakım yatağı olmak üzere toplam 2 bin 682 yatak kapasitesine sahip.

Özellikle yoğun bakım ihtiyacının olduğu bir dönemde önemli bir işlev üstlenecek hastanede, 30 bin metrekare kapalı alan içinde erişkin, çocuk, travma ve kadın doğum olmak üzere 4 ayrı acil servis bulunuyor.

Hastanede, günlük asgari 7 bin hastaya hizmet verecek düzeyde tanı ve tedavi üniteleri olan acil servislerde, negatif basınçlı odaların da bulunduğu ve gerektiğinde acil yoğun bakım şartlarının sağlanabileceği 226 gözlem alanı yer alıyor.

725 poliklinik odası, 3’ü hibrit toplam 90 ameliyathanesi ile hastane, günlük 35 bin ayaktan hasta alabilecek ve 500 özellikli ameliyat yapılabilecek kapasiteye sahip.

Çocuk ve erişkinler için toplam 107 branşta hizmet verecek hastanede, en gelişmiş tıbbi cihazlar ve donanım ile ileri düzeyde tanı ve tedavi imkanları sunuluyor.

Ameliyat sırasında hastaya anestezi halindeyken ışın tedavisi uygulanabilen “Xoft Intraoperatif Radyoterapi” (IORT) sistemi de ilk defa bu hastanede kullanılacak.

Öte yandan, “Enerji ve Çevre Dostu” tasarımlarla inşa edilen hastanede, 654 kişilik 2 konferans salonu da bulunuyor.

TOKİ Haber
TOKİ Haber

En büyük ‘LEED Altın’ sertifikalı binası

İstanbul Havalimanı, Amerikan Yeşil Bina Konseyi tarafından dünyanın en büyük "LEED sertifikalı binası" olarak tescillendi.
İstanbul Havalimanı, Amerikan Yeşil Bina Konseyi tarafından dünyanın en büyük “LEED sertifikalı binası” olarak tescillendi. Sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde çalışmalarına yön veren İGA, İstanbul Havalimanı terminal binası için Amerikan Yeşil Bina Konseyi’ne yaptığı başvuru sonucunda, “LEED Altın” sertifikası almaya layık görüldü. Tasarım sürecinden inşaat aşamasına, inşaat aşamasından tam kapasite ile operasyona kadar geçen sürede, enerji verimliliği ve çevreci uygulamalarla adından sıkça söz ettiren İstanbul Havalimanı, dünyanın en büyük “LEED sertifikalı binası” olmaya hak kazanarak, havacılık sektöründe bir ilki daha başardı. LEED sertifikasyon sistemi, tasarım sürecinden başlayarak binaların tamamlanmasına kadar devam eden uzun soluklu bir süreç olmak birlikte birden çok disiplini ilgilendiren konuları kapsıyor. Sistem, binaları sürdürülebilir arazi, su verimliliği, enerji ve atmosfer, malzemeler ve kaynaklar, iç mekan yaşam kalitesi, tasarımda inovasyon, yerel önem sırası gibi çeşitli konu başlıklarında değerlendiriyor. Ön koşulları sağlayan binalar değerlendirmeler sonucunda aldıkları puanlara göre “Sertifikalı, Gümüş, Altın veya Platin” düzeyinde tescilleniyor. LEED başlıkları kapsamında toplu taşımanın ve alternatif ulaşım sistemlerinin özendirilmesi su tasarrufu ve suyun verimli kullanılması için birtakım metotların uygulanması, tasarımın ve sistem seçiminin enerji verimliliğinin arttırılması yönünde yapılması gibi kriterler değerlendirmelerde ön planda tutuluyor. Bu başlıkların yanı sıra insan sağlığına zararlı uçucu maddelerin, sigara dumanının engellenmesi ve iç ortamdan uzaklaştırılması, iç hava kalitesinin arttırılması

“Demokrasi ve Özgürlükler Adası” açıldı

1960’daki askerî darbenin ardından dönemin Başbakanı Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam kararlarının alındığı Yassıada, yeniden düzenlenme çalışmalarının ardından “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” adıyla açıldı.
Türk demokrasi tarihinde “kara bir leke” olan 27 Mayıs 1960 darbesinin 60. yılında Yassıada, Demokrasi ve Özgürlükler Adası adıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 60 yıl önce tarihinin en kara günlerinden biri olan 27 Mayıs darbesine maruz kaldığını hatırlattı. Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup cuntacının gerçekleştirdiği darbenin ardından yaşananların adalet ve insanlık adına utanç verici olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üzerinde bulunduğumuz Yassıada’da, diğer bir ifadeyle ‘Yaslıada’da yapılan ve bizzat faillerinin itirafıyla önceden verilen emirlerin uygulanması şeklinde geçen yargılamaların sonu çok büyük bir faciayla bitmişti” dedi. "Demokrasi ve Özgürlükler Adası, geçmişten bugüne istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki sevginin hasbi nişanesi olacaktır” https://t.co/InqqDMWQ5e pic.twitter.com/2S9XUIeFMi— T.C. Cumhurbaşkanlığı (@tcbestepe) May 27, 2020 “YASSIADA’DA YAPILAN İŞ YARGILAMA DEĞİL, BİR HUKUK CİNAYETİYDİ” Türkiye’ye yıllarca hizmet eden ve millî iradenin temsilcisi konumundaki Demokrat Parti’nin yöneticilerinin yargılamaları boyunca her türlü hakarete, işkenceye, iftiraya maruz kaldığı anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aslında burada yapılan iş yargılama değil, darbe yaparak anayasayı çiğneyenlerin ülkenin meşru yöneticilerini anayasayı ihlal ithamıyla giriştikleri bir hukuk cinayetiydi” ifadesini kullandı. “Yassıada’da aylar boyunca tam anlamıyla bir zulüm makinesi işletilmiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönemin cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanları, komutanları, milletvekilleri ve bürokratlarının hiçbir somut suçları

Avrupa’nın en büyüğünde enerji üretimi başladı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Dicle Nehri üzerinde yapılan ve silindirle sıkıştırılmış beton tipine göre Avrupa'nın en büyük barajı olan Çetin Barajı'nın enerji üretimine başladığını açıkladı.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Dicle Nehri üzerinde yapılan ve silindirle sıkıştırılmış beton tipine göre Avrupa’nın en büyük barajı olan Çetin Barajı’nın enerji üretimine başladığını açıkladı. Baraj milli ekonomiye yıllık 500 milyon lira katkı sağlayacak. Siirt’in Şirvan ve Pervari ilçeleri sınırları içerisinde bulunan Çetin Barajı ve Hidroelektrik Santralinin temelden 165 metre gövde yükseklikte inşa edildiğini belirten Bakan Pakdemirli, “Kendi kategorisinde Türkiye ve Avrupa’nın en büyük barajı olan Çetin Barajı’nın maksimum işletme kotunda, 615 milyon metreküp su depolanacak, 37 kilometre uzunluğunda ve 12 kilometre alanında bir gölalanı oluşacak” dedi. YILDA 1 MİLYAR 175 MİLYON KWH ENERJİ ÜRETİLECEK Barajın üç büyük ve bir küçük olmak üzere 4 türbin ile toplamda 420 MW kurulu güce sahip olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, “Baraj ile yılda 1 milyar 175 milyon kWh enerji üretilecek ve milli ekonomiye yılda yaklaşık 500 milyon TL katkı sağlanacak” değerlendirmesinde bulundu. ENERJİ KAYNAKLI DIŞ TİCARET AÇIĞINA OLUMLU YÖNDE ETKİ Projede bir küçük ünite ve bir büyük ünitenin devreye girdiğini ve elektrik üretimine başladığını açıklayan Pakdemirli şunları söyledi: “Yerli ve yenilenebilir enerjinin payının artırılması bakımından son derece önemli olan bu barajın tamamlanarak milli ekonomiye katkı verir duruma gelmesi, ülkemizdeki enerji kaynaklı dış ticaret açığına olumlu yönde etki yapacak.”