“Belediyeler iklim değişikliği ile mücadelede yeni bir döneme girdi”

Bakan Kurum, belediyelerin iklim değişikliği ile mücadelede yepyeni bir döneme girdiğini belirterek, şehirlerin onlarca yenilikle tanışacağını söyledi.
“Belediyeler iklim değişikliği ile mücadelede yeni bir döneme girdi”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, belediyelerin iklim değişikliği ile mücadelede yepyeni bir döneme girdiğini belirterek, şehirlerin onlarca yenilikle tanışacağını söyledi.

İller Bankası (İLBANK) Genel Müdürlüğünün 2021 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı, İLBANK Macunköy Sosyal Tesisleri’nde yapıldı.

Bakan Murat Kurum, toplantıya “Dirençli Şehirler ve Şehrin Dönüşümü” Programı’na katılmak için gittiği Kocaeli’nin Kartepe ilçesinden canlı bağlantıyla katıldı.

Türkiye’nin her karışında imzası olan İller Bankası ailesine takdir ve teşekkürlerini sunan Kurum, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve şehircilik tecrübeleri ve liderliğiyle İller Bankamız, son 19 yılda 100 binin üstünde projeyi alnının akıyla tamamlamıştır ve bu çerçevede 100 milyar liralık yatırımı da ülkemize kazandırmıştır. Belediyelerimizin 2 bine yakın projesine 7,5 milyar lira destek çıkmış ve bine yakın dev projeyi, sadece geçen yıl içerisinde tamamlamıştır. Bankamız, bugün yatırım bedeli milyarları aşan 750’ye yakın projeyi 81 ilimizin tamamında sahada canla başla sürdürmektedir.”

İLBANK’ın bir yandan dünya ekonomisinin kalbi olacak İstanbul Finans Merkezi’nin çevre düzenlemesini yaptığını, bir yandan da Mogan Gölü, Uzungöl ve Ayder Yaylası’nı en özgün haline yeniden kavuşturmak için çalıştığını anlatan Kurum, İLBANK’ın aynı zamanda Türkiye’nin her yerinde sokak güzelleştirme, cephe yenileme, yürüyüş ve bisiklet yolları yapımına kadar yüzlerce projeye imza attığını vurguladı.

Kurum, Türkiye’nin altyapı, üstyapı ve fiziki kalkınma noktasında tarihi hamleler yaptığını, yeni ve güçlü bir yükseliş dönemine geçtiğini belirterek, “Bu süreçte belediyecilikte yeni bakış açılarına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Ülkemizde yerel yönetimlerin hizmet alanları, iş çeşitliliği muazzam bir şekilde artmıştır. Belediyeler artık sadece yol, kanalizasyon, su, çöp, temizlik konularıyla uğraşan kurumlar değildir. Bunların yanında sosyal, kültürel, sanatsal, insanımıza dokunan her alanda hizmet eder hale gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’mizle beraber, gelişmekte olan bu model, çok daha ileri bir düzeye çıkmıştır” değerlendirmesinde bulundu.

“FİNANSAL AÇIDAN DA SONUNA KADAR DESTEKLEYECEĞİZ”

Kurum, geçen ay düzenlenen İklim Şurası’nda temel gündemlerinin başında da yerel yönetimlerin geldiğine işaret ederek, şöyle konuştu: “Şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki artık belediyelerimiz iklim değişikliği ile mücadelemizde yepyeni bir döneme girmiştir. Şehirlerimiz, yerel iklim koordinasyon kurullarından ilçe iklim değişikliği eylem planlarına, iklim finansmanından binlerce yenilikçi eğitim programına, afet erken uyarı sistemlerinin kurulmasından yerelde yenilenebilir enerji tesislerine kadar onlarca yenilikle tanışacaktır. Ulaşımda adeta devrim yaşanacak, bisiklet ve paylaşımlı mikromobilite sistemlerinin sayısını, çeşidini artıracak makro projeler yapacak, bunları hep birlikte 81 şehrimizde yaygınlaştıracağız. Yerelde hem yapay zeka, Metaverse, dijital dönüşüm hem de yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulumunu, çeşidini artırmak zorundayız ve saydığım tüm bu hedefleri, yatırımları, projeleri finansal açıdan da sonuna kadar destekleyeceğiz.”

Şehirlerde tarımsal üretimi olabildiğince destekleyeceklerini belirten Kurum, şunları kaydetti: “Vatandaşımızın yerelde üretilen gıdaya ulaşımını kolaylaştırmak zorundayız ve bu çalışmalarımızı artıracağız. Bu hedeflere en hızlı şekilde ulaşmamız gerekiyor çünkü milletimizin buna ihtiyacı var. Biz milletimize sevdalıyız. Biz milletimize aşığız. Her biri nice fedakarlıklarla kurulmuş bu kadim şehirlere karşı borcumuz var. Yeni dönemde de kendi medeniyet birikimimize uygun şehircilik anlayışının 81 ilimize hakim olması için her türlü çabayı göstereceğiz. Omuzlarımızdaki yükün, sorumluluğun farkındayız. Belediyelerimizle, bizim çalışma arkadaşlarımız, iş ortaklarımız belediyelerimiz, hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak İller Bankamız Genel Müdürlüğü’müzle, belediyelerimizin yanında, en güçlü şekilde olmayı sürdüreceğiz.”

Bakan Kurum, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından üniversite ve kurumların iş birliğinde “Dirençli Şehirler ve Şehrin Dönüşümü” temasıyla düzenlenen Kartepe Zirvesi’nde yaptığı konuşmada ise bugün ülke, şehirler ve tüm insanlık adına yerli ve yabancı misafirlerin de katılımıyla tarihi bir zirve için bir arada olduklarını söyledi.

Bu çatı altında şehirlerin dönüşümünü ve geleceği konuşacaklarını dile getiren Kurum, zirvenin şehirlere, ülkeye, millete ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini diledi.

Gelişmekte olan ülkelerin nüfusunun yaklaşık yüzde 63’ünün şehir merkezlerinde yaşayacağına işaret eden Kurum, “Tüketimin de yüzde 91’i şehirlerimizde gerçekleşecek. Birleşmiş Milletler’e göre 2030’da ciddi bir artışla mega şehir sayısı 41’e çıkacak ve orta ölçekli şehir sayısının da 558’e çıkması öngörülüyor” dedi.

Bakan Kurum, ülke olarak 1950 yılında nüfusu 500 bin olan şehir sayısı sadece 2 iken bugün bu sayının 40 olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti: “81 ilimizin aynı şartlar dahilinde büyümesi hedefimiz var. Tabii nüfus artışına bağlı olarak şehirlerimizin yönetilmesi de artık daha karmaşık hale geliyor. Diğer yandan da şehirlerimiz afetlere karşı daha da kırılganlaşıyor. Bu nedenle içinde bulunduğumuz koşulları ve geleceği iyi hesap ederek hareket etmemiz gerekiyor. Artık dünyanın bu gidişatına son vereceğimiz maalesef son 10 yılımız var. Dünyamız ciddi manada ısındı. Belki ileriki süreçte Kartepe’de zirve yapacağız ama kar olmayacak. Dolayısıyla bu son 10 yıllık süreçte tüm dünyanın bir seferberlik ruhu içerisinde hareket etmesi gerekiyor. Bu savurganlığın, pervasızlığın ve hoyratça sanayileşmenin de önüne geçerek vatandaşımızın, yeşilin, doğanın sürdürülebilirliğinin ön planda durması çok çok önemli çünkü bugün dünyada yaşanan afetler sonucunda çok büyük can ve mal kayıplarıyla karşı karşıya kalıyoruz.”

Geçen yıl Türkiye ve Almanya’da yaşanan sel olaylarına değinen Kurum, şöyle konuştu: “Felaketlerin boyutlarına hep birlikte şahit olduk. Bu afetlerde canlarımızı kaybettik, şehirlerimizin altyapısı ciddi manada zararlar gördü. Hem ülkemizde hem dünyada artık afetlerin sıklığı, şiddeti giderek artmaktadır. Bu anlamda erken uyarı sisteminin çok çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Veri istasyonları sayısını 30’dan 2 bin 50’ye çıkardık ve vatandaşlarımızı yeşil, sarı, turuncu, kırmızı çoklu uyarı sistemleriyle afet öncesi uyarmak suretiyle bu yönetimi de belediyelerimizle ilgili kurum ve kuruluşlarımızla yapıyoruz. Tüm afetlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza tekrar Allah’tan rahmet diliyorum. Almanya’da kaybettiğimiz insanlar için de Alman halkına başsağlığı diliyorum. Felaketlerin bu denli artması bize şunu gösteriyor; mimariden şehirciliğe, tarım ve gıdadan eğitime, üretime, finansa, ulaşım ve lojistikten çevre politikalarına kadar tüm yaklaşım ve yöntemleri değiştirmeye ve yeni koşullara adapte etmeye mecburuz.”

Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tüm dünyaya ilan ettiği 2053’te net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda çalışmalarını yürüttüklerini, bu yıl 1000’i aşkın uzmanın katılımıyla Türkiye İklim Şurasını gerçekleştirdiklerini anlatan Kurum, “Türkiye’mizin gelecek 50 yıllık 100 yıllık stratejilerini belirledik. Şura sonuçlarına göre de aslında tüm sektörlerde ‘direnç arttırıcı’ adımları kararlılıkla ve zaman kaybetmeden atmamız gerekiyor. Hemen ifade etmeliyim ki bu durum bir tercih değil, zarurettir” diye konuştu.

Kurum, sosyo-ekonomik faaliyetlerin, şehircilik, üretim, turizm, ulaşım ve eğitim faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini garanti altına alacak tüm adımların acilen atılması gerektiğinin altını çizerek, tüm dünyada kırılgan olan sosyo-ekonomik faaliyetlerin afetler nedeniyle kesintiye uğramasının önüne geçilmesinin önemine değindi.

Bu nedenle tüm detaylarıyla birlikte şehirciliğin, yapı sektörünün, tarımsal üretimin, ulaşımın, sanayi üretiminin dayanıklılığının artırılması gerektiğini vurgulayan Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeni binaları dirençli yapmanın yanı sıra eski yapı stokunu da dönüştürmek suretiyle şehirlerimizi dönüşümle yeni koşullara adapte etmek zorundayız. Bu konuda ülkemizi şanslı görüyorum çünkü koymuş olduğumuz yeşil kalkınma hedefi, sürdürülebilirlik anlayışı, yeşil kalkınma çerçevesinde atacağımız tüm adımları bu anlayışla atacağız. Binalarımızı neredeyse sıfır enerjili bina haline getireceğiz. Emisyon ticaret sistemini Avrupa’yla uyumlu hale getireceğiz. Şehirlerimizde mikromobiliteyi artıracak adımları atacağız. İstiyoruz ki fosil yakıtların kullanımını önümüzdeki süreçte giderek azaltalım ve tüm enerji kaynaklarımızı da gerek nükleerden gerekse yenilenebilir enerjiden karşılayalım. Yeni yatırımlarımızı da hep bu anlayışla yapacağız. Bu yıl inşallah ülkeye katkı beyanımızı yeniden güncelleyeceğiz ve bu çerçevede ülkemizle gurur duyuyoruz çünkü dünyayı en az kirleten ülkelerden biriyiz. En az kirleten ülkelerden biri olmamıza rağmen bu konuda çok ciddi mücadele veriyoruz ve vermeye de devam edeceğiz. Direnci artırılan şehirler, binalar, yaşam ve üretim alanları afetlere rağmen ayakta kalacaktır. Bu sayede insanımızın vatandaşlarımızın da can ve mal güvenliği teminat altına almış, kayıpları da önüne geçmiş olacağız.”

Türkiye’nin derin tarihi kökleriyle kadim şehircilik kültürüne sahip bir ülke olduğuna değinen Kurum, “Şehirlerimiz günümüzde de medeniyetimizi ve şehircilik geleneklerimizi yaşatan en önemli değerlerimiz. Bugün medeniyetimizi yaşatan şehirlerimizin harcında merhamet, barış ve adalet bulursunuz. Yunus Emre’leri, ‘Ne olursan ol yine gel’ diyen Mevlana hazretlerini bulursunuz. İnsanı bulursunuz; sanatı, mimariyi, estetiği bulursunuz; kimliği ve kültürü bulursunuz. Bu nedenle biz şehirlerimizin tamamını kadim medeniyetimizin birer mirası olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.

Bakan Kurum, şehirlerin, tarihi yapıların; geçmiş, bugün ve gelecek nesiller arasındaki eşsiz köprüler olduğunu ifade ederek, “Bin yıl önce bu topraklarda inşa ettiğimiz yapılar güçlü ve sağlam oldukları için bugün halen ayaktalar. Şiddetli depremlere, fırtınalara, sellere rağmen halen ayakta kalabilen bu yapılar medeniyetimizin birer canlı örneği” dedi.

“DAHA GÜVENLİ VE DAHA SAĞLIKLI ŞEHİRLER KURMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

İnsanı ve doğasını sömüren, savaş ve çatışma üreten anlayışın yerine Anadolu’nun barışı, adaleti ve birlikte yaşama ahlakını aşılayan kadim medeniyetten gelen mesajları ilettiklerini belirten Kurum, şöyle konuştu: “Şehirciliği bu bakış açısıyla değerlendiriyor; eşit dağıtan, adil, sağlıklı, güvenli, herkes için erişilebilir ve ulaşılabilir yaşam merkezleri inşa ediyoruz. Medeniyetimizi yaşatan çevreye saygılı iklim dostu şehirler diyerek 81 şehrimizde tarihi ve kültürel dokuya sadık kalıyor; vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini teminat altına almaya gayret gösteriyoruz. Çocuklarımız, yaşlılarımız, engellilerimiz için daha güvenli ve daha sağlıklı şehirler kurmak için çalışıyoruz. Ekolojik koridorlarıyla millet bahçeleriyle bisiklet ve yürüyüş yollarıyla mahalle kültürünü ve komşuluk ilişkilerini yaşatan yatay mimarisiyle dünyaya örnek bir şehircik çalışması yürütüyoruz. Sosyal donatı merkezli konut ve akıllı şehir projeleriyle geleceğe güvenle bakan güçlü şehirler yapıyoruz. Yaptığımız tüm çalışmalarda dünya genelinde yaşanan deprem ve iklim değişikliğine bağlı afetleri, salgın hastalıkları göz önünde bulunduruyoruz. Bu risk ve tehditlerden şehirlerimizin ve şehir hayatının etkilenmemesi için şehirlerimizin altyapısını belediyelerimizle bunlara göre hazırlıyoruz.”

Bu anlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2012 yılında başlattığı Yerinde, Gönüllü ve Hızlı Kentsel Dönüşüm Seferberliğini “İklim Dostu Yeşil Dönüşüm” sloganıyla sürdürdüklerini aktaran Kurum, şöyle devam etti: “Dünyada hiçbir ülkede örneği olmayan bir performans ortaya koyduk. Son 20 yılda tam 3 milyon konutun dönüşümünü, milletimizle belediyelerimizle birlikte gerçekleştirdik. 12 milyon vatandaşımızın can ve mal güvenliğini, hep birlikte teminat altına aldık. Geçtiğimiz yıl 80 bin konutumuzun deprem dönüşümünü gerçekleştirdik. Şu an halihazırda sahada yatırım bedeli 120 milyar lira olan 350 bin konutumuzun dönüşümüne devam ediyoruz. İnşallah hedefimiz; 2035 yılına geldiğimizde Türkiye’de deprem riski olan bölgelerde kentsel dönüşüme girmemiş hiçbir konutumuz kalmasın. Bu anlayışla çalışmalarımızı yürütüyoruz.”

Kurum, kentsel dönüşümle şehirleri her türlü afete karşı dirençli hale getirdiklerinin altını çizerek, şunları söyledi: “Enerji verimli, çevre dostu akıllı binalar yapıyor, tarihi kent meydanlarımızı asıl kimliğine kavuşturuyoruz. ‘Tarihe vefa, geçmişe saygı’ sloganıyla bugün 45 ilimizde 80 tarihi meydanımızı yeniden ihya ediyoruz, canlandırıyoruz. Ayrıca kent merkezinde kalmış sanayi sitelerini de şehir dışında kurduğumuz yeni alanlara taşıyoruz. Bu kapsamda 11 farklı bölgede 7 bin 450 sıfır atık sanayi dükkanı inşa ediyoruz. Bu sayede bir yandan şehirlerimize nefes aldırıyor diğer yandan eski yapı stokunu kaldırarak yerine dayanıklı, dirençli konutların inşasını yapıyoruz, yaşam ve üretim merkezleri haline gelmesini sağlıyoruz. Tüm bunlar aslında akıllı şehir anlayışıyla akıllı ulaşım ağlarının birbirine entegre edilmesi çerçevesinde yapılan çalışmalar.”

“ŞEHİR YAŞAMINA DAİR HER ŞEYİ AKILLI UYGULAMALARLA DONATIYORUZ”

Şehirlerdeki yeşil alan miktarını artırdıklarını dile getiren Kurum, 81 ilde 434 millet bahçesi yaptıklarını, bunlardan 125’inin yapımını tamamladıklarını anlattı.

Kurum, küresel iklim değişikliğine değinerek, “Su israfı çok çok önemli. Su kıtlığı yaşayacağız, önümüzdeki süreçte su savaşlarının çıkacağı öngörüsü var. İklim değişikliğiyle çok büyük bir göç bizi bekliyor, bu manada da şehirlerimizi olası göçlere hazırlamak durumundayız” dedi.

Akıllı şehir projesiyle trafik kontrol sistemlerinden enerji ve atık yönetimine, hava kirliliğinden gürültü kirliliğine, su israfından ulaşım sistemlerine kadar şehir yaşamına dair her şeyi akıllı uygulamalarla donattıklarını anlatan Kurum, “Şehir hayatına adapte edilmiş dikey tarım, sosyal donatı altı tarımsal üretim merkezleri, su hasadı yapan akıllı kaldırımlar, yaya geçitleri ve binalarla şehir hayatını karmaşık olmaktan çıkarıyoruz” ifadesini kullandı.

Bakan Kurum, bugün tüm insanlığın ortak ihtiyacı olan en temel şeyin iş birliği ve dayanışma olduğuna, farklılıkların bir yana bırakılması ve küreselleşen sorunların çözümüne odaklanılması gerektiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti: Açıkçası sadece odaklanmak değil, buradaki samimiyeti de gözler önüne sererek hareket etmemiz gerekiyor. Ukrayna’daki o çocukların hiçbir suçu, günahı yok ama neticede bu savaştan etkileniyorlar. Dolayısıyla dünyayı bir barış ortamı içerisinde hep birlikte yönetmek durumundayız. Bu anlamda başta salgın, iklim değişikliği ve savaşlara karşı olmak üzere birçok konuda iş birliği yapmak zorundayız. Paris Anlaşması’na taraf olmamızla birlikte aslında ortak tavır içerisinde adım atılması gerektiğini tüm dünyaya aslında net bir şekilde ilettik.”

Bir çağrıda bulunmak istediğini belirten Kurum, şunları kaydetti: “Adımlarımızı tüm insanlığın huzuru ve barışı adına atalım. Gelin farklılıklarda değil, ortak paydada buluşalım. Gelin insanlığın ve gelecek nesillerimizin selameti, ortak evimiz dünyamızın geleceği için hep birlikte çalışalım. Buradan bir müjde de vermek istiyorum; inşallah bu yıl içinde Kocaeli Körfez’de dip çamuru temizliğine Kocaeli Büyükşehir Belediyemizle Bakanlığımız ortak bir çalışma yürüterek başlayacak. İnşallah bunların detaylarını önümüzdeki süreçte paylaşacağız. Bu çerçevede bütün canlıların yeniden yaşama kavuşacağı, Körfezimiz etrafında huzurlu bir şekilde gezeceğimiz, vakit geçireceğimiz bir peyzaj doğal koruma projesi gerçekleştireceğiz.”