Doğanın ve insanlığın geleceği için geri dönüşüm

Dünya nüfusundaki artış ve doğal kaynakların giderek azalması, geri dönüşümü hiç olmadığı kadar zorunlu hâle getiriyor.
Doğanın ve insanlığın geleceği için geri dönüşüm

Dünya nüfusundaki artış ve modern yaşam alışkanlıklarındaki hatalar, kişi başına düşen atık miktarını her geçen yıl yukarı taşıyor. Doğal kaynakların hızla tükenmesi ve çevre kirliliği sorunları ise bu atıkların azaltılıp geri dönüştürülmesini zorunlu kılıyor. Çevre bilincini artırmaya dönük çabalar dünyanın gündem maddeleri arasında yer alsa da hâlen katedecek daha çok yol var.

TURGAY BAKIRTAŞ – TOKİ Haber

Geri dönüşüm, tercihe bağlı bir eylem veya yalnızca arzu edenlerin katıldığı bir sosyal sorumluluk projesi değil artık; dünya nüfusundaki artış ve doğal kaynakların giderek azalması dönüşümü hiç olmadığı kadar zorunlu hâle getirdi. Bu nedenle artık tüm dünya geri dönüşümü hava, su, kömür, petrol, doğal gaz ve minerallerden sonra “yedinci doğal kaynak” kabul ediyor. Bu bilinçle Küresel Geri Dönüşüm Vakfı 2019’da bir karar aldı ve 18 Mart “Dünya Geri Dönüşüm Günü” olarak kabul edildi. Doğal kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlamak için niteliği yüksek atıkları geri dönüştürerek tekrar kullanmak, hayati önemde bir uygulama. Gündelik hayatın neredeyse her alanında kullanılan kâğıt, cam, plastik gibi malzemelerin üretimi ormanları, petrolü ve suyu hızla tüketiyor.

Üretim-tüketim dengesini sağlamanın yolu da ikincil ham madde oluşturmaktan; geri dönüşümden geçiyor. 1 ton kâğıt geri dönüştürüldüğünde 10-15 ağaç kurtuluyor, camın her tonu için 100 litre petrol tasarruf ediliyor. Böylece hem ülke ekonomisine katkı sağlanıyor hem de doğa korunuyor.

2 MİLYAR TON ATIK

Dünyada geri dönüşüm hareketi ilk olarak II. Dünya Savaşı sonrasındaki kaynak sıkıntısı nedeniyle başladı. Batılı ülkelerin 1940’lı yıllarda başlattığı çalışmalar, tüketimin doruğa çıktığı 2000’li yıllara gelindiğinde büyük bir enerji üretimine dönüştürüldü. Geri dönüşümle birlikte kâğıt, plastik, cam, elektronik eşyalar, demir, çelik, bakır, kurşun, kauçuk gibi atık maddelerin geri kazanılıp kullanılması, ekonomik tasarrufun yanında çevre kirliliğini önlemenin de olmazsa olmazı hâline geldi.

Dünyada her yıl ortaya çıkan 2 milyar tonun üzerindeki atığın büyük bölümü düzenli çöp depolama alanlarına gömülüyor. Bu miktar, potansiyel olarak 4,5 milyar varil petrole eş değer bir enerji anlamına geliyor. Söz konusu enerji miktarı, dünyadaki elektrik tüketiminin en az yüzde 10’unu karşılayabilecek seviyede.

2010 yılından bu yana dünyadaki 900 geri dönüşüm tesisinde 200 milyon ton atık dönüştürülerek 130 trilyon kilovatsaat elektrik üretildi. 2006-2010 yıllarında atıktan enerji üretimine yapılan yatırımlar 4,8 milyar dolardan 7,1 milyar dolara yükseldi. İçinde bulunduğumuz 2021 yılında ise bu rakamın yıllık 27 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

TÜRKİYE’DE GERİ DÖNÜŞÜM

Türkiye’deki geri dönüşüm çalışmalarının başlangıcı ise 1991 yılına dayanıyor. Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği ile özel sektörün piyasaya sürdüğü atıkların geri dönüşümüne dair zorunluluklar getirildi. Bugün Türkiye’de yılda 30 milyon tona yakın evsel atık, 1,5 milyon ton endüstriyel atık, 100 bin tonun üzerinde tıbbi atık ve 600 bin ton civarında elektronik atık ortaya çıkıyor. Sadece cep telefonu atığının yılda ortalama bin ton olduğu tahmin ediliyor.

KİŞİ BAŞINA ATIK MİKTARI GÜNLÜK 1,2 KG

Yapılan araştırmalar, ülkemizde kişi başına toplanan ortalama atık miktarının günlük 1,2 kg olduğunu gösteriyor. Üç büyük şehre baktığımızda; İstanbul’da 1,30 kg, Ankara’da 1,14 kg ve İzmir’de 1,32 kg atık toplanıyor. Kişi başına düşen atık miktarının en yüksek olduğu iller arasında Muğla, Balıkesir, Aydın, Antalya ve Tekidağ var. Günlük en az atık oluşturan iller ise Kahramanmaraş̧ , Trabzon, Mardin, Erzurum ve Kayseri.

SEKTÖR HACMİ 5 MİLYAR DOLAR

Türkiye’de geri dönüşüm sektörü, özel sektör ve belediyelerin katkılarıyla bugün yaklaşık 5 milyar euro hacminde bir pazar hâline geldi. 2010 yılına kadar yüzde 35’in altında olan geri dönüşüm oranı, 2012’den sonra yüzde 40 bandına yükseldi. Sıfır Atık Projesi sayesinde 2023 yılında bu oranın yüzde 55’e ulaşması hedefleniyor. Sıfır Atık Projesi’nin başladığı 2017 yılından 2020 yılına kadar geçen süreçte yaklaşık 17 milyon ton değerlendirilebilir atık toplanmış, bu atıklardan 17 milyar liralık ekonomik kazanç sağlanmıştı.

HER ŞEY EVDE BAŞLIYOR

Bugün devasa bir sektör hâline gelmiş olsa da geri dönüşümün evde başladığı bilinen bir gerçek. Organik atıkları en aza indirmek üzerine yapılan çalışmalar yemek tariflerini bile değiştirmeye başladı. Bitkisel katı atıklar içinde yer alan kiraz sapı, mısır püskülü, ceviz kabuğu, portakal, limon ve turunç kabuğu, soğan kabuğu, kavun-karpuz kabuğu, kayısı-zerdali çekirdeği içi gibi malzemeler aktarların vazgeçilmezlerinden.

DIY (Do it Yourself/ Kendin Yap) gibi sosyal akımlar sayesinde birçok insan plastik şişelerden eski bavullara, konserve kutularından çatlamış fincanlara kadar çeşit çeşit ürünü biraz da yaratıcılıkla dekoratif ürünlere dönüştürüyor. Geri dönüşümün en önemli adımının “geri dönüşecek atık çıkarmamak” olduğu düşünüldüğünde, küçük gibi görünen bu uygulamaların dünya için önemi daha iyi anlaşılıyor.

GERİ DÖNÜŞÜM NASIL GERÇEKLEŞİYOR?

En büyük geri dönüşüm kalemleri olan kâğıt ve plastiğe baktığımızda, aynı sürecin iki malzemede ne kadar farklı olduğunu, daha net bir ifadeyle, plastiğin diğer atıklara nazaran daha zahmetli biçimde dönüştürüldüğünü görmek mümkün. Atık olarak toplanan kâğıtlar önce çeşitli temizleme işlemlerinden geçiriliyor. Çoğunlukla zımba telleriyle, koli bantlarıyla vs. toplanmış atık kâğıtlar yabancı maddelerden arındırılarak diğer işlemlere hazırlanıyor. Daha sonraki işlem, kâğıt üzerinde bulunan mürekkep ve yapıştırıcı maddelerin yok edilerek kâğıdın geri dönüştürülmeye hazır hâle getirilmesi. Arıtma, ağartma ve renk silme işlemleriyle renkli olan kâğıtların renklerinden arınması sağlanıyor. Temizlenmiş ve arıtılmış kâğıt hamuru, yüzde 99,5’i su olacak olacak şekilde su ve üretim için gerekli çeşitli kimyasallarla karıştırılarak kâğıt üretim makinesine gönderiliyor. Bu sırada su hamurdan çekilmeye başlıyor ve lifler birbirine bağlanarak tabaka oluşturuyor. Bu tabakada kalan su bir sonraki aşamada yüksek ısıdaki metal silindirle kurutuluyor ve düzleştirilerek kâğıda son şekli veriliyor.

PLASTİĞİN ZORLU DÖNÜŞÜMÜ

Atık kâğıt geri dönüşümü, normal şartlardaki bir kâğıt üretimi için gerekli olan su ihtiyacını yüzde 60, enerji ihtiyacını da yüzde 40 oranında azaltıyor. Bundan dolayı kâğıt geri dönüşümünü yaygın biçimde uygulayan ülkelerde hava ve su kirliliğinde yüzde 70’lere varan azalma görülebiliyor.

Plastiğin geri dönüşümü ise kâğıt kadar kolay değil maalesef. Çünkü her plastik türü geri dönüşüme uygun değil, uygun olanlar ise çok sayıda işlemden geçmek zorunda ki bu da maliyeti yükseltiyor. Ve maalesef plastik doğada hiçbir şekilde yok olmadığı gibi insan eliyle de zararsız biçimde yok edilemiyor. Bazı Asya ülkelerinde tercih edilen yakarak yok etme yönteminin hava ve su kirliliğini akıl almaz boyutlara taşıdığı, dolayısıyla hem insan hayatını hem de doğayı ciddi ölçüde tehdit ettiği görülüyor. Bu yüzden, günlük hayatta plastik kullanımının mutlaka asgariye indirilmesi gerekiyor.

Günümüzde kullanılan plastiklerin yüzde 40’ı tek kullanımlık ve en fazla 1 yıl ömre sahip. Pipet, alışveriş poşeti gibi tek kullanımlık plastik ürünlerin üretiminin hükümetler tarafından yasaklanması plastik kirliliğini azaltmada önemli rol oynuyor. Ancak yasaklar işin bir yönünü oluşturuyor; bu konuda sosyal bir bilinç uyanmasını sağlamak, çok daha hızlı ve verimli biçimde geri dönüştürülebilen, plastikle kıyaslanmayacak ölçüde uzun ömürlü ve sağlıklı olan cam, metal, ahşap gibi ürünlerin kullanımını yaygınlaştırmak gerekiyor.

HER KÂĞIT BARDAK DÖNÜŞMÜYOR

Birçok kişi, her kâğıt bardağı geri dönüştürülebilir zannettiği için daha sık kullanıyor. Fakat bu bardakların iç yüzeyi geri dönüşüm safhasında ayrıştırılamayan bir tür plastikle kaplı. Üstelik bu plastiğin insan sağlığı için son derece zararlı olduğuna yönelik araştırmalar mevcut. İşte bu yüzden çalışma ortamlarında, arabalarda veya yanımıza aldığımız çantalarda cam, seramik veya metal bardak bulundurmak hem sağlığımız hem de çevre adına önemli bir alışkanlık olacaktır.