Dicle’den Hevsel Bahçeleri’ne Diyarbakır Millet Bahçesi

Diyarbakır'a hayat veren Dicle Nehri'nin kıvrımlı yapısı ve Hevsel Bahçeleri'nin ızgara dokusu Yenişehir Millet Bahçesi'nin tasarımına yansıdı. Dinamik bir peyzaj karakterine sahip olan millet bahçesi, kent dokusu içinde çok özel ve önemli bir yerde bulunuyor.

Diyarbakır’a hayat veren Dicle Nehri’nin kıvrımlı yapısı ve Hevsel Bahçeleri’nin ızgara dokusu Yenişehir Millet Bahçesi’nin tasarımına yansıdı. Dinamik bir peyzaj karakterine sahip olan millet bahçesi, kent dokusu içinde çok özel ve önemli bir yerde bulunuyor.

Peyzaj Mimari Zeyat Hattapoğlu

Peyzaj Mimari Zeyat Hattapoğlu, Diyarbakır Yenişehir Millet Bahçesi’nin tasarım özelliklerini TOKİ Haber Dergisi için anlattı:

“Diyarbakır Yenişehir Millet Bahçesi’ni kentsel ölçekte ele alarak bütüncül bir yaklaşımla projelendirdik. İlkesel anlamda, ülke genelinde ilk örnekleri yapılmaya başlanan millet bahçesi kavramı üzerinde dururken, bir taraftan da bölgeye özgü değerleri barındıran tasarım kriterlerini belirledik. Diyarbakır ölçeğinde analizler yaparak kent dokusuna ve ihtiyaçlarına en uygun projenin üretilmesini amaçladık.

PROJE ALANI ÖZEL BİR KONUMDA

Köklü bir tarihi barındıran kadim Diyarbakır kentinde tarihin izlerini sürmek mümkün. Buradan hareketle öncelikle kentle ilgili okumalar yaptık, kentin tarihi ve kültürel birikim sürecini ve güncel durumu anlamaya çalıştık.

Kentte yaşayan herkesin bir arada var olabileceği, toplumun her kesimi için kamusal açık-yeşil alandan beklentinin karşılanabileceği bir uygulama yapmak hedefiyle kentsel ölçekte projenin tasarım kurgusuna dönük analizler yaptık. Bu analizler bize proje alanının kentin çok özel bir konumunda olduğunu gösterdi. Tarihsel gelişim, ulaşım, erişebilirlik, arazi kullanımı ve yeşil alan çözümlemelerimiz doğrultusunda, kentin ana ulaşım aksları ve karakter bölgelerini ortaya çıkardık, proje alanının kesişen akslar içindeki konumunu değerlendirdik. Bağlantı ve akışların sağlanabilmesine yönelik alternatif ulaşım rotaları ve yeşil alan bağlantıları önerdik. Kent içi yaya ve bisiklet dolaşımını millet bahçesiyle bütünleşik bir şekilde planladık.

KENT İÇİNDEKİ YEŞİL KORİDOR

Yenişehir yerleşim dokusunda Diyarbakır surlarına paralel olarak gelişmiş bir kamusal koridor oluşturulmuştur. Diyarbakır İstasyonu ve Suriçi bölgesi arasında yer alan proje alanını, komşuları Sümer Park, Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Merkezi, kentin ilk parkı Anıt Park ve yoğun pasif yeşil karakterdeki Karayolları Genel Müdürlüğü arazisiyle bütüncül şekilde ele alarak, tüm alanların millet bahçesiyle bağlantısını güçlendirdik. Yıkılan Atatürk Stadyumu ve çevresiyle birlikte 55 bin metrekarelik alana yayılan Yenişehir Millet Bahçesi’ni, Yenişehir kamusal koridorunun bir bileşeni olacak şekilde tasarladık.

AKTİF VE PASİF YEŞİL ALAN BAĞLANTISI

Kentin akciğerleri görevini gören, insanı doğayla buluşturan yeşil alanlar, kent ölçeğinde bir sistem olarak kurgulanmalı, geçişler ve bağlantılar sağlanmalıdır. Bu yaklaşımdan hareketle yeşil alan analizleri yaparak bölgedeki aktif ve pasif yeşil alanları belirledik. Proje alanı ve alanın içinde bulunduğu kamusal aks, Yenişehir bölgesinin merkezinde, yoğun kent dokusundan bağımsız önemli bir kentsel boşluk ve güçlü bir yeşil koridor olma potansiyeli taşıyor. Bu doğrultuda proje kapsamında yaptığımız üst ölçek yeşil alan analiziyle yeşil aks bağlantılarını önerdik. Uygulama sonucunda bu aks, kentin önemli bir yeşil koridoru olacak.

HEVSEL BAHÇELERİ’NİN IZGARA DOKUSU YANSITILDI

Mezopotamya’nın ilk tarım arazisi olan Hevsel Bahçeleri, Dicle’nin getirdiği bereket sayesinde kentin tarih boyunca gıda deposu olarak kullanılmıştır. Vadiden aşağı kıvrılarak inen nehre yönelmiş bahçeler yer yer kademeli teraslar hâlinde düzenlenmiştir. Projemizde Dicle Nehri-Hevsel Bahçeleri ilişkisini yansıtmak hedefiyle alandaki ortalama 6 metrelik kot farkını teraslama yapmak suretiyle çözerek, Hevsel Bahçeleri’nin ızgara dokusunu tasarıma yansıttık.

Kot farkını tasarım aşamasında (teraslama ile) avantaja dönüştürerek mekân belleği üzerinden işlevsel çeşitlilik ve geniş manzara açıları sağladık ve o bölgeye özgü kurgulanmış dinamik bir peyzaj karakteri oluşturduk. Ayrıca kot farkından faydalanarak proje alanının manzaraya hakim noktalarında seyir balkonları konumlandırdık. İki katlı olarak tasarlanan bu balkonlar, yere özgü bir kullanım olan “Taht”ın (ev damlarının gün boyu biriktirdiği ısıdan kaçmak ve gece serinliğinde faydalanmak için zeminden kopacak şekilde üretilen teras) bir peyzaj elemanı olarak yorumlanmış formudur.

MEKÂNSAL AVANTAJLAR

Proje alanının çevresindeki yol ve yapı adalarına göre düşük kotta olması gürültünün etkisini azaltırken, alan çeperi ve çevre yapılar açısından derinlik ve farklı perspektiflerin algılanabilmesine imkân tanıyor. Yazın günün farklı saatlerinde kaçılacak gölge, kışın rüzgârdan korunma ve kurak mevsimler için nemli bir ortam sağlıyor. Proje kurgusunun en hayati bileşenlerinden biri olarak tasarlanan su ögesi, alanda bir mikro-klima oluşturacak. Çeperde konumlandırılan yoğun ağaç dokusu yapıları maskeleyerek kullanıcıları, kentin bina yoğunluğundan koparıyor. Ayrıca ana araç yollarından yayılan gürültü çeperdeki yoğun ağaç dokusu tarafından absorbe ediliyor.

KENT AVLUSU

Tasarımda kentin tarihi dokusunun mimari karakterini belirleyen avluyu da ele aldık. Özellikle Suriçi bölgesinde evlerin neredeyse tamamında içinde su ögesi bulunan avlu kullanımına rastlamak mümkündür. İklimsel veriler ve kültürel birikim sürecinin bir sonucu olarak doğa ile iç içe yaşama arzusu vesosyalleşme ihtiyacı ev mekânı içinde avlu ile çözümlenmiştir. Proje alanı da parçası olduğu ekolojik koridorla beraber çevresinde yer alan 8-10 katlı yapıların oluşturduğu beton cephelerin arasında kentsel bir avlu oluşturuyor.

Bu bağlamda ele alınan avlu, temel açık alan ihtiyaçlarının millet bahçesi bünyesinde karşılanmasını, sosyalleşmeyi, her yaş grubuna dönük etkinlik ve programlara katılabilme imkânını, alanın daha çok kişi tarafından tercih edilmesini ve sahiplenilmesini sağlayacaktır.

KENT YAŞAMINA KATKI

Millet bahçesi projesini tasarlarken bir fiziksel mekânın ötesinde mekândaki sosyal aktivitelerin yaratacağı sosyal yaşamı da düşündük ve buna yönelik işlevler ekledik. Rekreasyonel kullanımların belirlenmesinde, temel ihtiyaçları, iklimi ve sosyal yapıyı göz önünde bulundurduk. Bahçede kullandığımız bitkisel materyallerin form, ölçü, çizgi ve renk özellikleriyle, kentsel mekâna, kent peyzajına estetik değerler katmasını hedefledik.

Fonksiyon alanları olarak, kitapçılar çarşısı ve millet kıraathanesi, sıfır atık geri dönüşüm parkı (eğitim, üretim, oyun ve eğlence), yansıtma ve oyun havuzu, ahşap köprü ve iskeleler, seyir balkonu (taht), teras ve çardaklar, spor parkı, bisiklet ve koşu parkuru, yaya yolları, tema bahçeleri, aktif çim alanlar, seyir basamakları, çok amaçlı etkinlik alanları ve zemin altı otoparka yer verdik.

Bitkisel kompozisyonda ise soğanlı bitkiler, güller, gramine bitkiler, tıbbi-aromatik bitkiler, bostan bitkileri ve su bitkilerinden oluşan tematik bahçeler tasarladık. Etkinlik alanı olarak planladığımız alanı konser, açık hava sineması, afet toplanma alanı, geleneksel halk şenlikleri, toplu yemek ve spor olmak üzere çok amaçlı kullanılabilecek şekilde kurguladık.

İNSAN KENDİNİ EVİNİN BAHÇESİNDE HİSSETMELİ

Doğaya saygı, kültürümüzdeki bahçelerin genel özelliklerini taşır. Bahçe, düzenin yalınlığı, yaşam mekânı olması ve işlevselliğiyle tanımlanır. Doğal form ve düzenden hoşlanma duygusunu bahçe tasarımında izlemek mümkündür. Bahçe, kent içinde bir kamusal alan yaratmanın yanı sıra kent insanını evinin bahçesinde hissettirmeli, insanlar o mekâna saygı duymalı, herkes kendi evi gibi kabullenip koruyabilmelidir.

Bu veriler ışığında Yenişehir Millet Bahçesi’ni, şehrin merkezinde, hızlı ve gürültülü kent yaşantısından izole, insanların doğa ve temiz hava ile buluşma noktası olarak kurguladık. Engelli, yaşlı, kadın ve çocuklar başta olmak üzere kentin tüm yaşayanlarına hitap edecek nitelikte ve erişilebilir normlarda, zengin içerikli peyzaj bileşenlerini yalın ve rasyonel bir tasarım diliyle ifadelendirdik.”

TOKİ Haber Dergisi

TOKİ Haber
TOKİ Haber

Kentsel dönüşüm ile ortaya çıkan tarihi yeraltı şehri

Nevşehir'de TOKİ'nin kentsel dönüşüm çalışmaları sırasında keşfedilen kayadan oyma tarihi yamaç yerleşiminin bir bölümü, 20 Temmuz'da turizmin hizmetine sunulacak.
Nevşehir’de TOKİ’nin kentsel dönüşüm çalışmaları sırasında keşfedilen kayadan oyma tarihi yamaç yerleşiminin bir bölümü, 20 Temmuz’da turizmin hizmetine sunulacak. Nevşehir Belediyesi ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından 2014’te gerçekleştirilen “Nevşehir Kalesi ve Çevresi Kentsel Dönüşüm Projesi” uygulaması sırasında bulunan tarihi yerleşimdeki çalışmalarda sona gelindi. Kapadokya bölgesini ziyaret edenlere alternatif turizm merkezi olacak yerleşimdeki temizlik çalışmalarında, çeşitli sahnelerin yansıtıldığı kayadan oyma kilise ile tünel ve çok sayıda oda ortaya çıkarıldı. Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Kültür ve Turizm Bakanlığınca üçüncü derece arkeolojik sit alanı ilan edilen alanı, çalışmaları tamamlayarak ziyarete açmayı hedeflediklerini belirtti. Nevşehir Kalesi ile çevresindeki tarihi yerleşime gelecek konukların rahatlığı için çevre düzenlemesinin yanı sıra bakım ve onarım çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Arı, alanın hizmete açılmasıyla kentin turizmden pay almaya başlayacağını söyledi. Arı, tarihi yerleşimde, seyir terasları, hediyelik eşya reyonları, müzeler, yürüyüş yolları gibi farklı alanların bulunacağını, çalışmaların vaktinde tamamlanabilmesi için bütün ekipleri alana sevk ettiklerini dile getirdi. İlerleyen süreçte kale ve yamaç yerleşimini havadan seyretmek isteyen turistler için de teleferik hizmeti sunacaklarını belirten Arı, şunları kaydetti: “Yamaç yerleşimini, Nevşehir’in il oluş tarihi 20 Temmuz’da, Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un da katılacağı görkemli bir törenle turizme açacağız. Bu alanda, Türkiye genelinde beğeni kazanan ‘İnsansı Taşlar Müzesi’

Bakan Kurum, Trabzon’da incelemelerde bulundu

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Trabzon'u ziyaret ederek kentte devam eden ve tamamlanan projelerde incelemelerde bulundu.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Trabzon’u ziyaret ederek kentte devam eden ve tamamlanan proje alanlarında incelemelerde bulundu. Trabzon’un önemli bir il olduğunu aktaran Bakan Kurum, “Trabzon’umuza biz 18 yıllık AK Parti iktidarları döneminde 33 milyar liralık iş yaptık. Kentsel dönüşümden altyapıya, sosyal konuttan hastaneye, bölge parklarından, atık su tesisi, düzenli depolama tesisi, içme suyu gibi birçok işi yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Geldiğimiz süreçte hemen hemen Trabzon’umuzun tüm ilçelerinde yatırımlarımız var. Vatandaşımızın talepleri neyse gidip o sorunları yerinde görüp çözmek suretiyle projeler geliştiriyoruz” dedi. Trabzon’da yürütülen projelere değinen Kurum, şu ifadeleri kullandı: “Trabzon’umuz da 23 hektar büyüklüğünde 3 tane riskli alanda çalışmalarımız var ve bu çerçevede daha önce tespitlerini yaptığımız 474 riskli binanın 422’sinin de yıkımını Trabzon’da gerçekleştirmiş olduk. Tabii bir taraftan yıkarken bir taraftan da yapım sürecini yürütüyoruz. Bu çerçevede Ortahisar Zağnos Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında 4 etapta toplamda 1085 konut ve iş yerlerinin yapımını tamamladık ve vatandaşlarımıza etaplar halinde teslimlerini gerçekleştiriyoruz. Yine Ortahisar Tabakhane Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında 353 konut ürettik ve bu çerçevede hem Büyükşehir Belediyemizle hem ilçe belediyemizle birlikte de bu kentsel dönüşüm projesini yürütüyoruz. “ Ortahisar Pazarkapı’da da 7 hektarlık alanda riskli alan için kentsel dönüşüm çalışmalarını başlattıklarını belirten Kurum, şunları kaydetti: “İnşallah

Bakan Kurum: Dünyaya örnek gösterilecek

Bakan Kurum, "Elazığ'da yaklaşık 19 bin 300 bağımsız bölümden oluşan konut çalışmasını başlattık ve bu çalışma gerçekten yeni Elazığ için Türkiye'ye ve dünyaya örnek gösterilebilecek" dedi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Elazığ’da yaklaşık 19 bin 300 bağımsız bölümden oluşan konut çalışmasını başlattık ve bu çalışma gerçekten yeni Elazığ için Türkiye’ye ve dünyaya örnek gösterilebilecek” dedi. Bakan Kurum, Elazığ’da depremzedeler için Yazıkonak, Karşıyaka, Mustafa Paşa mahallelerinde yapımı devam eden konutlarda incelemelerde bulundu, vatandaşların sorun ve taleplerini dinledi. Sürsürü Mahallesinde de inşası süren konutlarda incelemelerde bulunduktan sonra burada açıklama yapan Bakan Kurum, Kovid-19 salgını sürecinin ardından ilk ziyaretlerini Elazığ’a yaptıklarını söyledi. Bakan Kurum, “Elazığ’da 24 Ocak’ta bir deprem meydana gelmişti ve şehrimiz bu depremden ciddi anlamda etkilendi. O gün Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda İçişleri ve Sağlık Bakanlığımız seferber olmak suretiyle Elazığ’ımızın yaralarını sarmak için var gücümüzle gece gündüz hep birlikte çalıştık ve vatandaşımızın bu süreçten en az etkilenmesi adına atılması gereken adımları atmaya gayret gösterdik. Bu çerçevede 2 bin 23 binanın yıkımını gerçekleştirdik. 87 bin binada yaklaşık 250 bin bağımsız bölümde hasar tespit çalışmalarını yürüttük. Hemen hızlı bir şekilde 1500 kişilik ekibimizle hasar tespit çalışmalarını tamamladık. Süratli bir şekilde vatandaşlarımızın hasar tespitleri noktasında yıkılması gereken binaların yıkımını hızlı bir şekilde gerçekleştirmiş olduk. Elazığ’da yaklaşık 19 bin 300 bağımsız bölümden oluşan konut çalışmasını başlattık ve bu çalışma gerçekten yeni Elazığ için Türkiye’ye ve dünyaya örnek gösterilebilecek. Depremin hemen ardından