Donatılarıyla farklı bir proje: Pendik Millet Bahçesi

Pendik Millet Bahçesi, coğrafi özellikleri, potansiyeli, fiziksel ve sosyokültürel nitelikleriyle bütünlükçü bir bakış açısıyla kendine yeten bir doğa projesi olarak öne çıkıyor.
Donatılarıyla farklı bir proje: Pendik Millet Bahçesi

Doç. Dr. Deniz Aslan ve Erkin Yaşar Çerik, Mimar Mustafa Çetin ve Mimar Celâleddin Çelik, ahşap ve taş dokusuyla geleneksel mimariden izler taşıyan Pendik Millet Bahçesi’nin, coğrafi özellikleri, potansiyeli, fiziksel ve sosyokültürel nitelikleriyle bütünlükçü bir bakış açısıyla kendine yeten bir doğa projesi olarak tasarlandığını anlatıyor.

Eski fabrika alanı ve maden ocağı arazisinin dönüştürülmesiyle doğa onarımının hedeflendiği bir şehir içi parkı olarak tasarlanan Pendik Millet Bahçesi alanı, dönüştürülmeden önce Ytong gazbeton üretim alanı ve maden ocağı arazisiydi. İstanbul Anadolu yakasına hem kültürel hem de doğal olarak kazandırılan bir alan olma özelliği taşıyan ve özel bir topografyaya sahip olan Pendik Millet Bahçesi’nin, kendi suyunu ve kısmen enerjisini üreterek ekosistemini tamir eden ve döngüyü yeniden başlatan bir kent parkı niteliği taşıdığını söyleyen DS Mimarlık’tan Doç. Dr. Deniz Aslan ve Erkin Yaşar Çerik, çocuk ve genç temasının işlendiği bahçenin, bir doğa projesi olarak öne çıktığını söylüyor.

“Hafta sonları ve tatil günlerinde özellikle ailelerin vakit geçirebileceği, bir tepe formasyonundaki koru ekosistemi içinde yürüyüş, koşu ve dinlenme imkânı bulacağı Pendik Millet Bahçesi’nde, farklı tematik nişlerde her yaştan kullanıcının kendini mutlu hissedeceği ortamlar yer alıyor. Projede, kıraathane, mescit, köşk, kütüphane, cami ve restoran yapılarıyla birlikte engelli bireylerin erişimi, ulaşım, araç ve tuvalet gereksinimlerinin karşılanması için gerekli düzenleme ve uygulamalar da bulunuyor.

PARK PAVİLİON NİTELİĞİNDE KIRAATHANE

Bahçede yer alan kıraathane yapısı, zemin katta 397 metrekare, birinci katta 385 metrekare olmak üzere toplam 782 metrekare kullanım alanına sahip. Alanın güneydoğusunda yapılması planlanan ve külliyenin yemekhanesi olarak tasarlanan yapı, külliye yapımı tamamlanana kadar kıraathane olarak hizmet verecek şekilde kurgulandı. Bahçenin güneybatısında ana girişe ve amfi tiyatroya yakın merkezi bir konumda bulunan kıraathane ziyaretçilere kolay ulaşım imkânı sunarak hizmet verirken, amfi tiyatroyu besleyen bir ilişki de kuruyor. Tümüyle lamine ahşap olarak tasarlanan yapı, bir park pavilion niteliği taşıyor. Tasarımında mevcut ağaçların da etkisiyle çevresindeki alana minimum müdahale edilerek doğa içinde öne çıkmayan ama davetkâr bir kütle olması gözetilen yapıda, taşıyıcı sistemde kullanılan ahşap malzeme açıkta bırakılarak doğallık korunuyor. Yapının çatısı ise bahçe içinde oluşturulan yoğun yeşil alanların devamı niteliğinde bir yeşil teras özelliği gösteriyor.

Millet bahçesinin giriş ve amfi tiyatro bölgesine yakın olan kıraathane projesi, merkezi konumu sayesinde gelen ziyaretçilerin günlük yaşamlarındaki dinlenme, eğlence, yeme-içme ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri önemli bir mekân olarak millet bahçesinde geçirilen süreyi artıracak.

AHŞAP CEPHELİ, TAŞ DUVARLI MESCİT

Millet bahçesinin tamamına hizmet verecek şekilde planlanan mescit, bahçenin kuzeyinde topografyaya hâkim bir konumda yer alıyor. Yapıya bahçenin kuzey girişinden veya bahçedeki yaya ve bisiklet yollarından ulaşım sağlanabiliyor. Yapının tasarım kriterleri arasında, ziyaretçilerin millet bahçesi veya mescit yanındaki köşkü ziyareti sırasında namazlarını kılabileceği mütevazı ve huzurlu bir dile sahip olması dikkat çekiyor. Mescit içinde ve çevre alanında bahçenin tüm yeşil dokusu görülebiliyor.

Geleneksel Türk mimarlığındaki ahşap kullanımına gönderme yapan bir dile sahip olan mescidin cephesinde de ahşap kullanımı öne çıkıyor. Kırmızı aşı boyasıyla geleneksel çizgi sürdürülürken, dış duvarlarında yerel yapı unsuru olan Gebze taşı yer alıyor. Toplam 144 metrekare kullanım alanına sahip mescitte 15 erkek ve 15 kadın kullanıcıya aynı anda hizmet verecek iki ayrı kapalı ibadet alanı bulunuyor.”

KÖŞK GELENEKSEL MİMARİDEN İZLER TAŞIYOR

UBMS Proje Yönetimi’nden Mimar Mustafa Çetin, Pendik Millet Bahçesi’nin kuzeybatısında, millet bahçesi girişlerine yakın merkezi bir konumda bulunan köşkün, ziyaretçilerine restoran ve kafeterya konseptiyle hizmet verebilecek şekilde tasarlandığını anlatıyor. “Kapalı ve açık alanlarıyla yaklaşık 200 kişi ağırlama kapasitesine sahip yapının yerleşiminde, çevredeki mevcut ağaçların korunması hedeflendi ve yeterli sayıda açık otopark planlandı. Geleneksel mimariden esinlenerek iki katlı tasarlanan köşkün zemin katında yöresel taş kaplama kullanılırken, üst katta ahşap payandalarla desteklenen konsollar ve balkonlara yer verildi. Yapının dış cephesinde ahşap ve taş cephe elemanları, iç mekânda ise Marmara ve Hint yeşili mermer kaplama malzemeleri ile yüzer sistem masif ahşap döşeme kaplamaları kullanıldı. Restoran ve kafeterya planlamasına özel önem verilen köşkte, mutfak yerleşimi uzman mutfak ekibi tarafından yangın standartları gözetilerek yanmaz malzemelerle hazırlandı.”

KÜÇÜK BİR MEYDAN

NUN Mimarlık’tan Celâleddin Çelik, kullanıcıların rekreatif ihtiyaçlarını ve tabiatla buluşmalarını sağlayan Pendik Millet Bahçesi’nin güneybatı köşesinde yer alan cami, restoran ve kütüphaneden oluşan yapı grubunun, kendini yoğun şehir dokusundan yalıtan bir küçük meydan kurarken, farklı kullanıcıları bir araya getiren küçük bir şehir parçası niteliğiyle dikkat çektiğini söylüyor. “Gençlerin kaliteli zaman geçirebileceği ve donatıların bel kemiğini oluşturan 2.615 metrekarelik kütüphane; bahçe kullanımı, çocuk mekânı, serbest çalışma alanları ve diğer donatılarıyla zengin bir mekân olarak öne çıkıyor. Bir diğer yapı olan kahve evi ve restorandan oluşan 1.607 metrekarelik ve 210 sandalyeli yeme içme birimi, alanda mevcut yaşlı bir ceviz ağacının etrafında örgütlendirilip, ağacı da gözeten bir yapılar grubu olarak tasarlandı. Donatıların son ucunda ise tümünü bir anlamda birbirine bağlayan 586 metrekarelik bir cami yer alıyor. Yaklaşık 800 kişilik yapı, mütevazı, iddiasız görünen ama inceltilmiş detaylarıyla zamanlar arası bir bağlama oturmaya çalışan bir ibadet mekânı özelliği taşıyor. Tüm yapı gruplarının ortasında ise yaklaşık 3.000 metrekarelik bir meydan yer alıyor.

MERKEZİN ANA YAPISI KÜTÜPHANE

Proje, farklı birimlerin tanımlı bir hiyerarşiyle ve anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde bir araya getirilmesi fikrine dayanıyor. 250 sandalye ve 90 kişilik konferans salonu kapasiteli kütüphane, merkezin en büyük hacmi ve ana yapısını oluşturuyor. Bu büyük hacim, ince uzun bir çizgi gibi yapılar grubunun arkasında uzanıyor ve silüette bir zemin oluşturuyor. Büyüklüğünü plan düzleminde iki yana uzanarak belirginleştiren kütüphane, üçüncü boyutta tek katta ve alçak kalarak diğer daha küçük yapıları öne çıkaran bir arka plana dönüşüyor.

İnsan ölçeğinde açık ve yarı açık alanları barındıran bu yapılar grubunda, ziyaretçilerin başlı başına bir tecrübe yaşar gibi aralarında dolaşabileceği ve farklı kotlara inip çıkabileceği bir kurgu dikkat çekiyor. Yapılar grubunun altında bodrum katlarda yer alan otoparklardan bu alana gelecek ziyaretçileri yukarı taşıyan asansörler de doğrudan binaların içine değil, bahçeye ulaşıyor. Böylelikle ziyaretçiler önce mekânı tecrübe ederek bahçeye ulaşıyorlar.

ULAŞILABİLİRLİK

Tamamı yönetmeliklere ve mimari hassasiyetlere uygun olarak “ulaşılabilir” tasarlanmış bir merkez olan alan, kütüphane, kahve evi, restoran, cami, yumuşak rampalar ile sadece bedensel engel sahibi kullanıcıları için değil, yaşlılar, bebek arabalı ziyaretçiler gibi daha geniş kullanıcı kitlesini de gözeten bir kurguyu yansıtıyor. E5 hattının kenarında, iki metro durağından da ulaşılabilecek bir konumda yer alan Pendik Millet Bahçesi’ne araçla gelenler kapalı otoparkın içinden meydana ulaşabiliyor. Toplu taşıma ile gelenler içinse en ideal tercih metro. Pendik Millet Bahçesi’nde yakın çevreden yürüyerek gelecek ziyaretçiler için de özel bir giriş bulunuyor.”

TOKİ Haber