Galata Kulesi yeniden eski günlerine dönecek

Bakan Ersoy, Galata Kulesi'nin bulunduğu meydanı turizm açısından daha değerli hale getirme ve kültür sanatın başlangıç noktası yapma hedefiyle hazırlanan Beyoğlu Kültür Yolu Planı'nı açıkladı.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Galata Kulesi’nin bulunduğu meydanı turizm açısından daha değerli hale getirme ve kültür sanatın başlangıç noktası yapma hedefiyle hazırlanan Beyoğlu Kültür Yolu Planı’nı açıkladı.

Galata Kulesi önünde bir açıklama yapan Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Galataport’ta incelemelerde bulunduklarını belirtti ve 5 Nisan’da ilk geminin yanaşarak, Galataport’un faaliyete geçeceğini söyledi.

Galataport’un faaliyete geçmesiyle beraber, başta Karaköy olmak üzere bu hat üzerinde turizmde çok ciddi, ek bir canlanma oluşacağını aktaran Bakan Ersoy, şöyle devam etti: “Beyoğlu Kültür Yolu Planı’nı uzun zamandır hazırlıyoruz. Bu bağlamda bu meydanda bazı kamulaştırmalar yapacağız. Galata Kulesi ve bulunduğu meydan aslında İstanbul’un ilk meydanı. Burası bir Ceneviz Kulesi ve Ceneviz Meydanı olarak da adlandırılıyor. Ama maalesef daha sonra bazı aykırı yapılaşmalarla meydan olma özelliğini kısmen kaybetmiş. Bu aykırı yapılaşmalarda kamulaştırma süreci başlatıp meydana tekrar eski özelliklerini kazandıracağız.”

Galata Kulesi meydanının sadece turizm ile anılmasını istemediklerine işaret eden Bakan Ersoy, “Kültür ve sanatla da ön plana çıkmasını istiyoruz. Bakanlığımıza bağlı genel müdürlükler, özellikle güzel sanatlar, opera, bale ve tiyatro bölümleri, yıl boyunca burada çeşitli etkinlikler gerçekleştirecek. Meydanın sadeleştirilmesi ve büyütülmesinden sonra Doğan Apartmanı’nın oradan sokak sağlıklaştırma çalışmasıyla, Tünel’e doğru bir yokuştan, eski Beyoğlu Evlendirme Dairesi’nin oradan çıkış yapacağız. Beyoğlu Evlendirme Dairesi’nde de bir proje başlatıyoruz. Tarık Zafer Tunaya Kültür ve Sanat Merkezi haline getiriyoruz. Bu merkezin altında bir tiyatro salonu, bir de küçük bir sinema salonu var. Onlarla ilgili çok kısa sürede ihaleye çıkıp restorasyonunu tamamlayacağız. Hem her gün tiyatro eserlerinin sergilenmesi hem de başta çocuklar için etkinlikler olmak üzere, kısa metrajlı sanatsal filmlerin gösterileceği bir sinema salonunu orada hayata geçireceğiz. Üzerinde de özellikle özel galerilere kullandırmak üzere çok amaçlı bir salonu hayata geçireceğiz. Böylece yokuşu da canlandırarak buradan başlayan yaya trafiğini Tünel’e bağlamış olacağız” diye konuştu.

“FİLM GALALARININ ATLAS SİNEMASI’NDA GERÇEKLEŞTİRİLMESİNİ SAĞLAYACAĞIZ”

Bu yıl içinde Atlas Pasajı ve Sineması’nın restorasyonuyla ilgili bir çalışma başlattıklarını anımsatan Bakan Ersoy, “Bu yıl yaz sezonu içinde restorasyonunu tamamlayarak onu hayata geçirmeyi planlıyoruz. Hazirandan sonra çok ciddi bir şekilde, çok amaçlı bir salonu hizmete alıyoruz. Altında sinemayı tekrar hayata geçiyoruz ve bundan sonra filmlerin galalarının Beyoğlu’nda Atlas Sineması’nda gerçekleştirilmesini sağlayacağız” şeklinde konuştu.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Atatürk Kültür Merkezi’nin de bu yıl içerisinde hayata geçirileceğini vurgulayarak, şöyle devam etti: “Galataport’tan başlayıp, Galata Kulesi’nden Tarık Zafer Tunaya’dan Beyoğlu’na bağlanmış, Beyoğlu Kültür Yolu’nu takip ederek Atlas Pasajı’ndan Atatürk Kültür Merkezi’ne bağlamış olacağız. Böylelikle Kültür Yolu’nu aktif bir şekilde bu yıl içinde hayata geçirmeyi planlıyoruz. Özellikle maalesef uzun zamandır dokunulmamış çok zor durumda olan tarihi binalar var. Bunların sahipleriyle de görüşüp uzun süreli kiralamalar karşılığında bunlara da restorasyon projeleri hazırlıyoruz. Bunların tamamını sadece kültür ve sanat amaçlı olarak başta İstanbul olmak üzere Türk halkının kullanımına kazandıracağız. Özellikle bu meydan biliyorsunuz turizm açısından çok çok değerli. Kültür ve sanata yaptığımız yatırımlar turizm olarak da fazlasıyla bize geri dönüyor. Bu amaçla da bu meydanda Vakıflar’a ait bu tarz binaları -mülkiyetleri biliyorsunuz Vakıflar’a ait- Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bu proje dahilinde işletmeye başlayacağız. İşletmelerini devralacağız Bakanlık olarak ve hem turizm hem kültür sanat olarak projeyi sonuçlandırıp halkımızın kullanımına açacağız.”

Tarık Zafer Tunaya Kültür ve Sanat Merkezi’nin restorasyon detaylarından bahseden Bakan Ersoy, “Alt katta bir tiyatro salonu, aynı zamanda cep sineması var. Cep sinemasını özellikle gündüz çocuk sinemaları, akşam da kısa metrajlı sanatsal filmler için kullanacağız. Ayrıca tiyatroyu da her akşam tiyatro olarak hizmete alacağız. Binanın tamamını elden geçiriyoruz, bu yıl içerisinde tamamlayacağız. Giriş bölümü dediğimiz yerde çok amaçlı bir salon yapıyoruz. Bu salonu aynı zamanda özel galerilerin kullanımına da tahsis edeceğiz. Çünkü kültürün ve sanatın her anlamda Galata’dan başlayıp yukarı doğru giden bir çizgide hayat bulmasını istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Ersoy, Galata Kulesi’nde ziyaretçilerle özçekim yaparak, beraberindekilerle birlikte proje mekânlarında incelemelerde bulundu.

TOKİ Haber
TOKİ Haber

Nuruosmaniye Sarnıcı, ziyaretçi ağırlamaya hazırlanıyor

İstanbul’da inşa edilmiş ilk barok özellikli cami olma özelliğine sahip Nuruosmaniye Camii’nin altında yer alan sarnıcın ziyarete açılması için restorasyon çalışması yapılacak.
İstanbul’da inşa edilmiş ilk barok özellikli cami olma özelliğine sahip Nuruosmaniye Camii’nin altında yer alan Nuruosmaniye Sarnıcı, ziyaretçi ağırlayabilmek için restorasyon çalışmalarına başlıyor. Bu yıl içerisinde yapılacak ilave restorasyon çalışmasının ardından ziyaretçilere kapılarını açması planlanıyor. Tarihi Yarımada’da bulunan Nuruosmaniye Camii’nin restorasyonu sırasında temizlenerek tekrar gün yüzüne çıkarılan Nuruosmaniye Sarnıcı’nın tarihçesinden bahseden Vakıflar 1. Bölge Müdürü Mürsel Sarı, “İçerisinde bulunduğumuz mekân Nuruosmaniye Camii’nin temel yapısı aslında. Tabii Nuruosmaniye Camii 1848 yılında 1. Mahmut tarafından inşaatına başlanmış bir eser. Osmanlı’nın klasik mimarisinden barok üsluba geçtiği bir döneme tesadüf etmekte. Fakat 1. Mahmut inşaat tamamlanmadan vefat ettiği için kardeşi 3. Osman tarafından inşaatı devam ettirilmiş ve 1855 yılında yapımı tamamlanmıştır” ifadelerini kullandı. Nuruosmaniye Camii’nin mimarisinden bahseden Sarı, “Nuruosmaniye Camii, 174 adet penceresiyle çok geniş ışık alan bir mimariye sahip ve kubbesinde de Nur Suresi’nin 35. ayeti (Allah göklerin ve yerin nurudur) yazılıdır. Bu sebeple hem o pencerelerden alınan ışık ve camiinin inşaatını tamamlayan 3. Osman’ın ismi ile ayette geçen mealen Nûrun Alâ Nûr ibareleri ile de külliyeye Nuruosmaniye adı verilmiştir” şeklinde konuştu. Caminin altında yer alan sarnıcın restorasyon süreçlerine değinen Vakıflar 1. Bölge Müdürü Sarı, “Zaman içerisinde bir takım çevresel etkenler ve statik problemlerden de dış cephelerde kayıplar olabilmekte. Bunun üzerine Vakıflar Genel

Yenikapı arkeoloji kazıları, İstanbul’un tarihine ışık tutuyor

Çağlar boyu üç büyük medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul'un köklü tarihi, Yenikapı’da 2004-2013 yılları arasında sürdürülen arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıkıyor.
Çağlar boyu üç büyük medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul’un köklü tarihi, Yenikapı’da 2004-2013 yılları arasında sürdürülen arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıkıyor. Şehirleri geleceğe taşıyan, üzerinde bulunduğu coğrafyanın geçmişiyle kurduğu kadim bağlardır. İstanbul, çağlar boyu ev sahipliği yaptığı üç büyük medeniyetin kültürüyle yoğrularak yaş alan ve bu sayede kendi özgün kültür birikimini teşekkül ettiren bir şehir olarak varlığını sürdürüyor. Bu varlığın uzandığı geçmiş, Yenikapı’da 2004-2013 yılları arasında sürdürülen arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıktı. Yenikapı Batıkları Projesinin başkanlığını üstlenen İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Kocabaş, 60.000 metrekarelik bir alanda yürütülerek İstanbul’un tarihini MÖ 6200’lere götüren Yenikapı Arkeoloji Kazıları ve İstanbul’un kültür mirasına dair değerlendirmelerde bulundu. Yenikapı Arkeolojik Kazıları, İstanbul’un tarihine ışık tutan bir zaman tüneli açtı. Kazı sürecine dair neler söylersiniz? İstanbul’un Yenikapı semtinde 2004 yılında başlayan arkeoloji kazıları bize, şehrin kadim geçmişine ışık tutacak çok önemli arkeolojik ve tarihi bilgiler sundu. İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’nün Marmaray ve Metro kazıları kapsamında başlattığı bu çalışmada yaklaşık olarak 600, bazen 1000’in üzerinde arkeoloji işçisi, 50 uzman ile 20 değişik üniversite ve enstitünün katılımıyla belki de yüzyılın en büyük arkeoloji kazılarından biri gerçekleştirildi. Bu kazılarda, İstanbul’un kadim geçmişine ışık tutacak inanılmaz arkeolojik verilere ulaşıldı. Şehrin 8500 yıllık geçmişiyle karşılaşıldı. Biz bir

“Vanodokya” kesin korunacak hassas alan ilan edildi

Van'da peri bacaları görünümüyle Kapadokya'ya benzediği için yöre halkı tarafından 'Vanadokya' olarak adlandırılan bölge, kesin korunacak hassas alan olarak ilan edildi.
Van’da peri bacaları görünümüyle Kapadokya’ya benzediği için yöre halkı tarafından ‘Vanadokya’ olarak adlandırılan bölge, kesin korunacak hassas alan olarak ilan edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarına göre, Van’ın Başkale ilçesi sınırları içerisinde bulunan Yavuzlar Peribacaları Doğal Sit Alanı, Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Tekirova-Adrasan-Gelidonya Burnu Arası Doğal Sit Alanı ve Konyaaltı ilçesindeki Geyikbayırı-Trebenna Antik Kenti Doğal Sit Alanı ile Muğla’nın Bodrum ilçesinde bulunan Küdür Yarımadası Doğal Sit Alanı “kesin korunacak hassas alan” olarak tescil ve ilan edildi. Kesin korunacak hassas alan ilan edilen bölgelerden Van’ın İran sınırında bulunan Yavuzlar köyündeki peri bacaları, görünümüyle Nevşehir’in Ürgüp ilçesindeki Kapadokya’yı aratmıyor. İlçe merkezine 33 kilometre uzaklıktaki Yavuzlar köyünde volkanik Yiğit Dağı’nın püskürttüğü kayaçların, yağmur sularının ve rüzgarın aşındırmasıyla ortaya çıkardığı peri bacaları, yöre halkı tarafından “Vanadokya” olarak adlandırılıyor. Her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırlayan Vanadokya’da yaklaşık 17 bin peribacası, 25 mağara ve 12 oyma ev bulunduğu tahmin ediliyor. Yaklaşık 20 kilometrelik bir alanı kapsıyor. Sadece peribacaları değil, aynı alanda bulunan ve son yıllarda yağışların etkisiyle ortaya çıkan, metrelerce uzunluktaki çok sayıda tünel ve mağara da turizme kazandırılmayı bekliyor.