Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İstanbul’daki izleri

1927-1938 yılları arasında İstanbul’da bulunan Mustafa Kemal Atatürk'ün hatıralarının bulunduğu yerler şimdilerde müze olarak ziyaretçilerini o döneme götürüyor…

1927-1938 yılları arasında İstanbul’da bulunan Mustafa Kemal Atatürk, bu süre boyunca yaşadığı yerlerde izler bıraktı. Atatürk’ün hatıralarının bulunduğu yerler şimdilerde müze olarak ziyaretçilerini o döneme götürüyor…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul’da geçirdiği 1927-1938 yılları arasında Şişli Halaskargazi Caddesi’nde bulunan evinde, Dolmabahçe Sarayı’nda, Florya Deniz Köşkü’nde, annesi Zübeyde Hanım, kız kardeşi Makbule Hanım ve manevi oğlu Abdürrahim Tuncak ile birlikte Akaretler’de bulunan evinde ve Pera Palace’ın 101 numaralı odasında kaldı.

ATATÜRK MÜZESİ

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele Çalışmaları (Aralık 1918-16 Mayıs 1919) sırasında kiracı olarak kaldığı Halaskargazi Caddesi üzerinde bulunan ev, 28 Mayıs 1928’de İstanbul Belediyesi (Şehremaneti) tarafından satın alındı. 15 Haziran 1942’de İstanbul Vali ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar tarafından Atatürk İnkılabı Müzesi olarak ziyarete açıldı.

Mustafa Kemal Paşa döneminde evin giriş katında yaver ve yemek odaları, ikinci katında toplantı ve çalışma salonu ile yatak odaları bulunuyordu. Üçüncü kat ise annesi Zübeyde Hanım ve kız kardeşi Makbule Hanım tarafından kullanılıyordu.

Atatürk Müzesi koleksiyonunun önemli bölümünü Atatürk’ün kişisel eşyaları, kıyafetleri, üniformaları, askeri ve sivil yaşamına ait fotoğrafları, el yazısı ile yazdığı çeşitli belgeleri, madalyaları, hatıra eşyaları oluşturuyor. Ressam İbrahim Çallı ve Zeki Kocamemi tarafından yapılmış yağlı boya tablolar da müze içerisinde bulunan önemli parçalar arasında yer alıyor.

MUSTAFA KEMAL MÜZESİ

Beşiktaş Akaretler’de yer alan üç katlı ev, Atatürk’ün İstanbul’da kiraladığı ilk ev olarak biliniyor. Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, kız kardeşi Makbule Hanım ve manevi oğlu Abdürrahim Tuncak’ın 1912-1919 yılları arasında kaldığı bu ev, Mayıs 2011 tarihinde müze haline getirildi.

Müze planlamasında, giriş katında genel bilgilendirme; birinci katta Balkan Savaşları ve göç, Çanakkale’de Mustafa Kemal ve Mustafa Kemal’in çalışma odası canlandırmaları yer alıyor. Müzenin ikinci katında Mustafa Kemal ve ailesinin yazdığı mektuplar sergileniyor. Çatı katında ise idari birimler, arşiv, kütüphane ve toplantı salonu yer alıyor.

DOLMABAHÇE SARAYI

Mustafa Kemal Atatürk’ün İstanbul’da izini bıraktığı en önemli yerlerden birisi, 1927-1949 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı makamı olarak kullanılan Dolmabahçe Sarayı’dır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1927-1938 yılları arasında Dolmabahçe Sarayı’nda bulundu ve 10 Kasım 1938 yılında burada vefat etti.

T.C. Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı’na bağlı Dolmabahçe Sarayı, Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecid (1839-1861) tarafından yaptırıldı. İnşasına 13 Haziran 1843 tarihinde başlanan Saray, çevre duvarlarının tamamlanması ile birlikte 7 Haziran 1856 tarihinde kullanıma açıldı. Dolmabahçe Sarayı, 1856 yılından halifeliğin kaldırıldığı 1924’e kadar aralıklarla altı padişaha ve son Osmanlı Halifesi Abdülmecid Efendi’ye ev sahipliği yaptı.

Saray’ın ana yapısı; Mâbeyn-i Hümâyûn (Selâmlık), Muâyede Salonu (Tören Salonu) ve Harem-i Hümâyûn olmak üzere üç bölümden oluşuyor. Mâbeyn-i Hümâyûn; devletin yönetim işleri, Harem-i Hümâyûn; Padişah ve ailesinin özel yaşamı, bu iki bölümün arasında yer alan Muâyede Salonu ise; Padişah’ın devlet ileri gelenleriyle bayramlaşması ve devlet törenlerinde kullanılıyordu.

1926-1984 yılları arasında protokol ve ziyarete kısmen açık olan Dolmabahçe Sarayı, 1984 yılından itibaren “müze-saray” olarak ziyarete açıldı.

FLORYA ATATÜRK KÖŞKÜ

Atatürk’ün ilgisiyle önem kazanan, Marmara Denizi kıyısında Yeşilköy ile Küçükçekmece arasında bir yerleşim bölgesi olan Florya’da Atatürk’ün kullanımı için bir köşk yapılma kararı alındı. İstanbul Belediyesi tarafından 1935 yılında açılan proje yarışmasını kazanan mimar Seyfi Arkan’a yaptırılan köşk, yazlık bir konut olarak deniz tabanına çakılan sütunlar üzerine inşa edildi ve karaya bir köprüyle bağlandı.

Mustafa Kemal Atatürk, 14 Ağustos 1935 tarihinde kullanıma açılan köşkte 1936 yılının Haziran ve Temmuz aylarını geçirdi. Siyasî ve bilimsel toplantılar için köşkü özellikle kullanan Atatürk’ün köşkteki son günü 28 Mayıs 1938 olarak tarihe geçti. Köşk, Atatürk’ün vefatının ardından bir süre Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nın yazlık konutu olarak kullanılmaya devam etti.

16 Eylül 1988 tarihinde Milli Saraylar’a devredilen köşk, restorasyonu tamamlandıktan sonra tarzına uyacak dönem eşyası ile donatılarak Atatürk Müzesi haline getirildi.

PERA PALACE 101 NUMARALI ODA

İstanbul’da günlerini geçirdiği sırada Mustafa Kemal Atatürk, Beyoğlu’nda yer alan Pera Palace Hotel’de 101 numaralı odada konakladı. Mustafa Kemal’in doğumunun 100. yılında müze-oda haline getirilen 101 numaralı odada Atatürk’ün özel eşyaları, kitapları, kendisine gönderilen armağanlar, dönemin gazeteleri ve dergileri sergileniyor.

TOKİ Haber
TOKİ Haber

İstanbul’un kalbinde saklı kalan semt: Cihangir

İstanbul'un kalbinde yer alan, bir o kadar saklı kalan Cihangir'de yaptığınız turistik bir gezide karşınıza çıkabilecekler...
İstanbul’un ünlü semtlerinden biri olan; sokakları, kedileri, tarihi yapıları ve müzeleriyle Cihangir’i fotoğraflamaya doyamayacaksınız. Beyoğlu’nda bulunan bu semtin tarihi boyunca ünlü simaların ve sanatçıların uğrak noktası olduğu biliniyor, günümüzde ise gençler tarafından da sıklıkla ziyaret ediliyor. Cihangir semtinin adını Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Cihangir’den aldığı biliniyor. Şehrin kalbinde yer alan, bir o kadar saklı kalmış bu semt, hareketli sokaklara ev sahipliği yapıyor. İşte Cihangir’de yaptığınız turistik bir gezide karşınıza çıkabilecekler… Cihangir’de yaklaşık üç kuşaktan beri hizmet veren Asri Turşucu, Adile Naşit ile Münir Özkul’un başrollerini paylaştığı Neşeli Günler filminde turşu yapımı sahneleriyle biliniyor. Hala tarihi dokusunu koruyan dükkân, Cihangir’de yaz aylarında kapalı ancak eylül ayı itibariyle hizmet vermeye devam ediyor. Sıraselviler Caddesi ile Defterdar Yokuşu’nun birleştiği meydanda 1491 yılında inşa edilen Firuzağa Camii’nin Banisi Saray Ağası Firuz Ağa olarak biliniyor. 1 Mart 1823 tarihinde çıkan büyük Cihangir yangınında harap olan ilk yapının yerine 1823-1924 yılında Sultan II. Mahmud tarafından bugünkü cami inşa edildi. ORHAN KEMAL MÜZESİ Cihangir’de yer alan Orhan Kemal Müzesi, yazarın anılarını yaşatmak ve hayatına dair sembolik eşyaları ziyaretçilerine sergilemek üzere kuruldu. Müzede Orhan Kemal’in özel eşyalarından kitaplarına, kullandığı daktilodan aile fotoğraflarına ve şahsi fotoğraflarına kadar birçok şeyi görmeniz mümkün. Müze, pazar günleri hariç haftanın her günü 10.00-18.00

Farklı bir müze: Büyük Saray Mozaikleri Müzesi

Büyük Saray Mozaikleri Müzesi, içerisinde barındırdığı eşsiz mozaik eserlerle ziyaretçilerini bekliyor.
Bizans İmparatorluk Saray Kompleksinin kalıntıları üzerinde yer alan Büyük Saray Mozaikleri Müzesi, içerisinde barındırdığı eşsiz mozaik eserlerle ziyaretçilerini bekliyor. Sultanahmet Camii Külliyesi Arasta Pazarı’nda yer alan Büyük Saray Mozaikleri Müzesi, dünyanın en önemli mozaik müzelerinden birisi olarak gösteriliyor. M.S. 450-550 yılları arasına tarihlenen, eşsiz bir ustalıkla işlenen ve Büyük Saray Mozaikleri Müzesi’nde sergilenen mozaikler, hem sanatsal açıdan hem de tasvirli sahnelerin zenginliği açısından muhteşem olarak değerlendiriliyor. Mozaiklerde dinî konulardan ziyade; günlük hayattan, doğadan ve mitolojiden konular yer alıyor. Bunlar arasında kertenkele yiyen grifon, fil ve aslan mücadelesi, kaz güden çocuklar, keçi sağan adam, eşeğine yem veren çocuk, testi taşıyan genç kız, elma yiyen ayılar ve avcı kaplan mücadelesini betimleyen sahneler yer alıyor. Mozaiklerle ilgili teknik bilgilerin de yer aldığı müzede bulunan mozaik taşları, ortalama 5 mm ebadında. Kireç taşı, pişmiş toprak, renkli taşlar, mermer küp ve cam ile kıymetli taşlar kullanılarak oluşturulan mozaiklerin büyük çoğunluğu 5. ve 6. yüzyıla ait. Fonu teşkil eden beyaz zemin ise balık pulu tarzında işlenmiş. Yapılan çalışmalarla birlikte, eski saray kompleksinin olduğu bölgede yer alan Bizans mozaiklerinin büyük bir kısmı temizlenerek koruma altına alındı. Cumhuriyet döneminde de devam eden kazı çalışmalarının akabinde mozaiklerin bulunduğu mevkide bir mozaik müzesi inşa edilmesi kararlaştırıldı. Doğu Roma Dönemi’ne ait

Notre Dame Katedrali için Türk mimardan çarpıcı fikir

Peyzaj Mimarı Sunay Erdem Paris'te yanan katedral için çarpıcı bir fikir geliştirdi. Erdem, "Sadece masumca yeşillendirilmeli ve insanlara yeni bir kamusal mekan olarak bırakılmalı" dedi.
Geçtiğimiz nisan ayında Paris’te bulunan Notre Dame Katedrali’nin çatısı yanarak tamamen yok olmuştu. Dünyayı derinden sarsan bu yangın sonrası Fransız ve uluslararası kamuoyu çözüm yolları arayışı içine girdi. Peyzaj Mimarı Sunay Erdem yanan katedral için çarpıcı bir fikir geliştirdi. Erdem, “Sadece masumca yeşillendirilmeli ve insanlara yeni bir kamusal mekan olarak bırakılmalı” dedi. Dünyaca ünlü mimar Sunay Erdem yanan Notre Dame çatısı için bir proje geliştirdi. Dünya genelinde birçok ünlü mimar katedralin çatısı için önerilerde bulundu. Bu önerilere Türkiye’den ünlü mimar Sunay Erdem tarafından da bir proje eklendi. Peyzaj Mimarı Sunay Erdem yanan katedral için çarpıcı bir fikir geliştirdi. Erdem, projesini ise şu şekilde anlattı: “Notre Dame Katedrali 1163 yılında yapılmaya başlanmış ve 1345 yılında tamamlanmış, ama bu yangın aslında tamamlanma tarihini bence güncelledi. 2019, 2020 yada belki de 2100 yılı.. Bence bu yangın Paris belleğinde büyük iz bıraktı, unutulmaz bir iz. Bundan dolayı bu çatının eskisi gibi yapılması bu yarayı kapatmaz, sadece maskeler. Oysa bu yarayı günümüzde başka boyuta taşıyabiliriz. Çatıyı bir kamusal alana çevirebiliriz. Paris’in için yeni bir bakış, buluşma noktası. ERDEM’İN PROJESİNİN TASLAĞI Bu katedral 600 yıldır birçok tarihi olaya şahitlik etti, bu çağlar mutlaka yapıda izler bıraktı. Nasıl ki 21. yüzyılda yaşanan bu yangının bıraktığı iz gibi.