Gaziantep’te bilim ve tasarımı buluşturan proje

Gaziantep Naci Topçuoğlu Bilim Merkezi mimari, iç mimari ve peyzaj tasarımındaki sürdürülebilir, bütüncül ve sade yaklaşımıyla dikkati çekiyor.

Studio Vertebra tarafından tasarlanan Gaziantep Naci Topçuoğlu Bilim Merkezi mimari, iç mimari ve peyzaj tasarımındaki sürdürülebilir, bütüncül ve sade yaklaşımıyla dikkati çekiyor.

Baş Mimar Gencer Yalçın, Y. Mimar Dilşad Öktem Aslaner, Y. Mimar Bahar Yücel ve İç Mimar Efe Kağan Hızar’ın ortaklığındaki İstanbul merkezli tasarım ofisi Studio Vertebra’nın Gaziantep’te tasarladığı Naci Topçuoğlu Bilim Merkezi; kentin gelişmekte olan bölgelerinden birinde, teknopark alanına komşuluğu bulunan bir arazide yer alıyor. Konumlandığı alanın üçgensel formunu, eğimini ve çevresel fonksiyonlarını referans alarak misafirlerine çevresiyle uyumlu, sade ve bütüncül bir tasarım sunmayı hedefleyen yapı 15.000 metrekare inşaat alanına sahip.

Studio Vertebra, Naci Topçuoğlu Bilim Merkezi’nin iç mekanlarında da aynı yalın dili benimseyerek istenen sergileme konseptine uygun alanlar elde edilmesine fırsat tanımış. Ait olduğu alanla bütünleştirmek amacıyla yapının bir parçası toprağa gömülürken topografya binaya doğru yükseltilerek bina ve peyzajı ayıran sınır belirsizleştirilmiş.

Yapı kabuğu ise sade, yalın, dikkat çekici ve zamansız bir formda tasarlanmış. Tek bir noktada vurgulanan girişi ile merak uyandıran kabuk formu, ışık bantları ile vurgulanarak ve sadeliğini koruyarak dikkat çekmeyi başarıyor. Kabuğun bazı alanlarının sağır bırakılması, sergi alanlarında ihtiyaç duyulan loşluğu sağlarken yapının merkezinde açılan iç avlu ile gün ışığının kontrollü bir şekilde içeriye alınması amaçlanmış.

Naci Topçuoğlu Bilim Merkezi’nin ana cephesinde yer alan ve binaya doğru daralarak girişi oluşturan meydan tasarımı, yer alması planlanan açık sergi alanlarına imkan tanıyor. Meydan için oluşturulmuş zemin tasarımı, ışık oyunlarıyla gökyüzündeki yıldız ve galaksi haritalarını imgeliyor ve kullanıcıya efektif bir enstalasyon alanı sunuyor.

Projenin önemli fonksiyonlarından biri olan ve tasarımı şekillendiren ana eleman “planetaryum küresi” ise yapının giriş aksı üzerinde ve iç mekanın merkezi bir noktasında yerleştirilmiş. Bu sayede planetaryum küresi, iç mekanın bütünselliğini merkezde tek bir noktadan vurgulayan bir objeye dönüşmüş.

Gaziantep Naci Topçuoğlu Bilim Merkezi projesinin tasarım aşamasında düşünülmüş sürdürülebilirlik kriterleri yapının ve peyzaj çalışmasının şekillenmesinde de etkili olmuş. Sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla ısı ve su yalıtımı, verimli şekilde kullanılan gün ışığı, peyzajda enerji etkin tasarımlar düşünülen projede mekanik yerine tasarım içerikli çözüm önerileri geliştirilmiş.

İlgili Konular:
TOKİ Haber
TOKİ Haber

Türk mobilyacılar sanal fuarda buluşuyor

Dünyanın ilk uluslararası sanal mobilya fuarı olan “Furnistry 2020”, 27-30 Temmuz tarihleri ​​arasında gerçekleştirilecek.
Dünyanın ilk uluslararası sanal mobilya fuarı olan “Furnistry 2020”, 27-30 Temmuz tarihleri ​​arasında gerçekleştirilecek. Pandemi nedeniyle online olarak düzenlenecek fuara, İnegöl’den Weltew Home’da katılacak. Dünyanın en önemli ithalatçılarını ağırlamayı hedefleyen Furnistry 2020, ‘yeni normal’ ile gelişen dijital dünya ile birlikte mobilya sektöründe daha güçlü hale geliyor. “İlk kez yer alacağımız sanal fuarda yatak odası, yemek odası, koltuk takımı, duvar ünitesi gibi ev mobilyasının ana kalemleriyle katılım sağlayıp ürünlerimizi müşterilerimizin beğenilerine sunacağız” diyen Weltew Home İhracat Müdürü Okan Özkan, “Kovid-19 salgını, tüm dünyanın iş yapış dengelerini değiştirdi. Pandeminin mobilya sektörüne yansıyan krizini en iyi yöneten şirketlerden biri olarak biz de bu süreçte markamıza yatırım yapmaya devam ettik” dedi. Okan Özkan, “Ülkemizin dış ticaret fazlası veren sektörlerinin başında gelen ve trendlere çok kolay bir şekilde adapte olan mobilya sektöründe hizmet veren bir firma olarak bizler de yaşanan pandemi sürecinden çok fazla şey öğrendik. Yeni dünya düzenine uygun olarak bu dönemde markamızın Ar-Ge çalışmalarına daha çok ağırlık verdik. Salgınla birlikte yurt dışına yönelik iş modellerimizi de seyahat kısıtlamaları boyunca online toplantılar gerçekleştirerek ve e-Ticaret alt yapımıza yatırım yaparak devam ettirdik. Dijitalleşerek, hem tedarikçilerimiz hem de müşterilerimiz boyutunda eko sistemimizi de yeni dünya düzenine adapte etmeye çalıştık” şeklinde konuştu. “DÜNYAYA İHRACAT ‘BİR TIK’ UZAKTA”

Milenyum kuşağı hibrit ofise yöneliyor

Yakın zamana kadar gözde olan plazalar ve geniş ofisler, pandemi süreci sonrası yerini daha özgürlükçü çalışma alanlarına ve hibrit ofislere bırakıyor.
Yakın zamana kadar gözde olan plazalar ve geniş ofisler, pandemi süreci sonrası yerini daha özgürlükçü çalışma alanlarına ve hibrit ofislere bırakıyor. İnsanlık tarihinin en hızlı yayılan salgın hastalıkları arasına giren Kovid-19, iş hayatında köklü değişimleri beraberinde getirmesi bekleniyor. Salgın sürecinde uzaktan çalışanlar, yeni dönemde ofislerine dönmeye başlarken şirketlerin bir bölümü ise fiziki ofislerini yalnızca gerekli durumlarda kullanmayı tercih edeceğini açıkladı. ‘Hibrit çalışma modeli’ alarak adlandırılan yeni düzende fiziki ofislerin yalnızca toplantı ve eğitim gibi gerekli durumlarda kullanılması bekleniyor. Salgın sürecinde zorunlu olarak deneyimlenen uzaktan çalışma modelinin hem şirketlerin hem de çalışanların ihtiyaçlarını yeniden şekillendirdiğini belirten eOfis Kurucu Ortağı Özkan Kaliç, iş yapış şekillerinin ve mekansal tercihlerin evrilmeye başladığını, ihtiyaçları karşılamak için çalışan profilinin ve özellikle Z kuşağına ise yeni opsiyonlar sunulması gerektiğini belirtti. “GİRİŞİMCİLER VE GENÇLER OFİSE TIKILMAK İSTEMİYOR” Mekan bağımsız veya hibrit çalışma modelini benimseyen şirketlerin yanı sıra salgın sürecinde ilk kez uzaktan çalışmayı deneyimleyen şirketlerin de verimlilik konusundaki önyargılarının yıkıldığını ifade eden Özkan Kaliç, “Ek olarak ulaşım giderleri ve yolda geçirilen sürenin ortadan kalması herkeste bir farkındalık oluşturdu. Maksimum 15-20 kişiye kadar olan ve dijital imkanlarla uzaktan yönetilebilen ekipler için uzaktan çalışma modeli anlaşılabilir hale geldi. Sabit ofis ihtiyaçlarını ise bu şirketler, sanal ofis kiralamalarıyla giderebiliyor. Daha büyük

Kovid-19’a karşı ayakla açılan kapı

Artella Ahşap Kapı Sistemleri Ar-Ge ve Tasarım Merkezi’nde geliştirilen “Hands-Free Door Opener” sistemi sayesinde artık kapı kollarına dokunmak yok.
Artella Ahşap Kapı Sistemleri Ar-Ge ve Tasarım Merkezi’nde geliştirilen “Hands-Free Door Opener” sistemi sayesinde artık kapı kollarına dokunmak yok. Kovid-19 ile birlikte hayatımızda birçok şey değişti. Artık bir yere dokunmaya korkar duruma geldik. Dokunmadan önce o yeri dezenfektanlarla sürekli temizleme ihtiyacı duyuyoruz. Herkesin el gezdirdiği yerlerden birisi de kuşkusuz kapı kolları. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ar-Ge Tasarım Merkezi unvanına sahip Aslandağ Grubu, geliştirdiği inovatif ürünlerle adından söz ettirmeye devam ediyor. Grubun kapı markası Artella Ahşap Kapı Sistemleri Ar-Ge ve Tasarım Merkezi’nde geliştirdiği “Hands-Free Door Opener” sistemi sayesinde artık kapı kollarına dokunmak yok. Kapının alt kısmına yerleştirilen mekanizma sayesinde kapıları ayağımızla açıp kapatabiliyoruz. Yakın geçmişin ve muhtemel geleceğimizin en büyük problemi haline gelen salgın hastalıklara karşı tüm sektörler ve üretici firmalar geliştirmeler yapıyor ve virüslerle mücadele konusunda katkı sağlamaya çalışıyor. Bu süreçte temas etmek en tehlikeli bulaştırıcı etkenlerden. Özellikle kapılar herkesin sıklıkla dokunmak zorunda kaldığı ürünler. Artella Ahşap Kapı Sistemleri bu problemi ortadan kaldırmaya yönelik yeni bir ürün piyasaya sundu. Artella Ar-Ge ve Tasarım Merkezi’nde geliştirilen “Hands-Free Door Opener” ile artık kapı kollarına dokunmak zorunda değiliz. Kapının alt bölümüne yerleştirilen özel bir pedal mekanizması sayesinde ayakla basılarak kapı kolu aşağıya hareket ettiriliyor ve kapı açılıyor. Böylece kapı kolunu tutmak için