“Gravür tarzı resimler belge niteliğindedir”

70 senedir gravür tarzı resimler yaparak tarihi binaları çizen gravür sanatçısı Cemal Akyıldız, bu tarz resimlerin belge niteliği taşıdığını ifade etti.

Bir baskı şekli olarak matbaacılıkta kullanılan gravür, aynı zamanda sanat eserlerinin ortaya çıkmasında kullanılıyor. 70 senedir gravür tarzı resimler yaparak tarihi binaları çizen gravür sanatçısı Cemal Akyıldız, bu tarz resimlerin belge niteliği taşıdığını ifade etti.

Latince oymak anlamına gelen “grave” kelimesinden türetilen ve oyularak yapılan anlamına gelen “gravür”, bir sanat dalı olarak 15. yüzyılda ortaya çıktı. Bu sanatın bir zorunluluktan doğduğunu anlatan Akyıldız, “Gravür bir zorunluluktan doğmuş. Dönemin değerli ressamlarının tabloları herkes tarafından görülemediği için gravür tarzında çoğaltılmış. Matbaa tekniğine göre çoğaltamadıkları için ressamlar, resimleri çinko ya da yumuşak bir metal üzerine elleriyle oyarak aktarmışlar ve bunu basarak çoğaltmışlar” dedi.

Günümüz teknoloji koşullarında gravürün daha farklı yapıldığını belirten Akyıldız, “Bugünkü teknolojiye göre elle oymamıza gerek kalmıyor. Ben gravür tarzında çalışıyorum. Çizimleri filme alıyoruz. Filmi metale aktarıyoruz ve asitle metali oyarak tarihteki oyulan gravür kalıbını meydana getiriyoruz” diye konuştu.

Akyıldız, “Zamanın ressamları gravür tarzı resimler çizerek onları dağıtmışlar ve dünyaya yaymışlardır” diyerek gravür tarzı resimlerin tarihi ve belgesel resimler olduğunun altını çizdi. Çizimlerini tarihi olaylar, belgesel resimler ve önemli kişilerin portreleri üzerine yaptığını anlatan Akyıldız, “Çizeceğim yeri tespit ederek perspektifini karar veriyorum ve fotoğraflarla atölyeme taşıyorum. Güzel bir çalışma ile gravür resmi kâğıt üzerine çalışıyorum. Gravür çalışması yaklaşık olarak 1 ay sürüyor” dedi.

Gravür tarzı resmin bir belge olan fotoğraftan farklı olduğunu belirten Akyıldız, “Fotoğraf, bir mekânın tüm teferruatını alır. Gravür tarzı resimde ise lüzumu olmayan yerleri almıyoruz. Sadece gerekli olan yerleri çiziyoruz” şeklinde ifade etti.

CAĞALOĞLU’NDA BİR ÖMÜR

Trabzon’da doğan ve Güzel Sanatlar Akademisi’nde eğitim almak üzere İstanbul’a gelen Akyıldız, İbrahim Çallı, Hikmet Onat gibi Osmanlı döneminin önemli ressamlarından ders aldı.

1951 yılında Cağaloğlu’nda açtığı atölyesinde çizimler yapmaya devam eden Akyıldız, Topkapı Sarayı, Kız Kulesi, İstanbul Valiliği binası gibi önemli tarihi mekânlar başta olmak üzere İstanbul’da 150’nin üzerinde tarihi eseri çizdi. Mimar Sinan’ın eserlerini, Osmanlı ve Selçuklu dönemi eserleri, camileri, padişah türbeleri ve çeşmeleri, Boğaziçi manzaralarını çizen Akyıldız, sergi ve kitap çalışmalarını sürdürüyor.

1956 yılında ilkokul karnelerinde okul kitaplarında bulunan Atatürk gravürünü çizen Akyıldız, en önemli portre çizimlerinin Atatürk portreleri olduğunu belirtti. Kültür Bakanlığı ile birlikte çalışmalar yürüten Akyıldız, Anadolu’da vilayet vilayet gezerek tarihi mekânlar üzerinde çalışmalarına devam ediyor.

2000 yılında Atatürk ve Kurtuluş Savaşı belgeselini çizmesi için Cumhurbaşkanlığı ressamlığına seçilen ve yurtdışındaki tarihi mekânlar üzerinde de çalışan Akyıldız, çizdiği resimlerle gelecekteki araştırmacılara ışık tutacak eserler üretiyor.

Kaynak: İstanbul Valiliği Web Sitesi

İlgili Konular:
TOKİ Haber
TOKİ Haber

İstanbul’un 15 asırlık silueti: Galata Kulesi

Dünyanın en eski kuleleri arasında sayılan Galata Kulesi, ziyaretçilerine hem derin bir tarih hem de kesintisiz bir İstanbul manzarası sunuyor.
Dünyanın en eski kuleleri arasında sayılan Galata Kulesi, ziyaretçilerine hem derin bir tarih hem de kesintisiz bir İstanbul manzarası sunuyor. İstanbul’un siluetini oluşturan en önemli yapılardan biri olan Galata Kulesi, uzun dönem yangın gözetleme kulesi olarak kullanıldı ve Galata Yangın Kulesi olarak adlandırıldı. İlk olarak Bizans İmparatoru Justinianos tarafından M.S. 507-508 yılında inşa edildi. Ancak bugünkü şeklinin 1348 yılında Cenevizler tarafından verildiği biliniyor. Günümüzde hala ayakta olan kule, Cenevizliler tarafından 1348 yılında Galata Surlarına ek olarak inşa edildi. Yüksek giriş katından sonra 9 kata sahip yapının ilk üç katında Ceneviz, diğer katlarında ise Osmanlı karakteri taşıdığı gözleniyor. II. Mahmut döneminde yapılan restorasyondan dolayı II. Mahmut için kule girişinde yer alan kitabede 16 mısralık methiye bulunuyor. Yapısının görkemiyle yerli ve yabancı turistler tarafından yoğun ilgi gören tarihi kule, İstanbul’u 360 derece görebileceğiniz seyir terası manzarası sunuyor. Seyir terasında İstanbul’u panoramik fotoğraflayabilir, ayrıca İstanbul semalarında tur atmak isterseniz 4 boyutlu helikopter simülasyonunu deneyebilirsiniz. On yedinci yüzyılda Hezarfen Ahmet Çelebi, uçuş denemeleri yaptığı Galata Kulesinden, tahtadan yapılan kanatları sırtına bağlayarak gerçekleştirdiği uçuşunu Üsküdar’da tamamladıktan sonra kuleye olan ilginin giderek arttığı biliniyor. Kuleyi ziyaret etmeyi isteyenler için çıkışta ilk 7 kat için asansör, ardından 2 kat merdiven bulunuyor. Galata Kulesi’ne özel araçla; Tarlabaşı yolundan

Cumhuriyet’in ilk yıllarından günümüze miras: Süreyya Operası

Süreyya Operası’nın tarihi serüvenini 12 yıldır genel koordinatörlüğünü üstlenen Dr. Murat Katoğlu anlattı.
İstanbul’un önemli sanat mekânlarından biri Süreyya Operası. Kadıköy Bahariye Caddesi üzerinde yükselen Süreyya Operası’nın tarihi serüvenini 12 yıldır genel koordinatörlüğünü üstlenen Dr. Murat Katoğlu anlattı. Opera binasına adını veren Süreyya İlmen’in 20. yüzyılın ilk yarısında girişimciliğiyle tanınmış bir iş insanı olduğunu ve İstanbul’da birçok eser yaptırdığını söyleyen Dr. Katoğlu, Maltepe’de bulunan Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Süreyya Plajı’nın bu eserlerden olduğunu belirtti. Dr. Katoğlu, “Süreyya Operası, İlmen’in 1920’li yıllarda yurt dışı seyahatlerinde gördüğü opera temsilleri, müzikal ve sanat faaliyetlerinin yapılacağı bir binanın İstanbul’da da bulunmasını arzu etmesi üzerine 1924 yılında inşasına başlamış, 1927’de tamamlanmış. İlmen’in kendi anlatımıyla bu binanın içi Berlin’de bulunan bazı tiyatro binalarından esinlenilerek inşa edilmiş. İlmen, fuaye ve dış alanın ise Paris’de bulunan ünlü Champs-Élysées Tiyatrosu fuayesinden örnek alınarak yapıldığını söyleyerek, “Gerçekten bütün o merdiven ve parmaklıklar tamamen oradan alınmıştır. Bu bina özel bir bina. Duvarlarındaki resimler Naci Kalmukoğlu, iç ve dışındaki heykeller ise Türkiye’nin ilk heykeltraşlarından İhsan Özsoy tarafından yapılmış. Bunların restorasyonları da TBMM Milli Saraylar İdaresi’nin restoratörleri tarafından özenle yapıldı” dedi. Binanın 1927 yılında tamamlandığını ifade eden Dr. Katoğlu, o dönemin şartlarından dolayı binanın ilk zamanlarda sinema olarak kullanıldığını söyledi. Bir dönem özel tiyatrolar temsiller verse de Süreyya Operası’nın yakın zamana kadar

UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 29 anıt daha eklendi

UNESCO 43. Dünya Miras Komitesi toplantısında, dünyanın farkı ülkelerinden 29 doğal ve kültürel anıt Dünya Mirası Listesi'ne alındı.
UNESCO 43. Dünya Miras Komitesi toplantısında, dünyanın farkı ülkelerinden 29 doğal ve kültürel anıt Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de 43. Dünya Miras Komitesi toplantısı yapıldı. Yaklaşık 180 ülkeden 2 bin 500’den fazla katılımcının yer aldığı, 1 Temmuz’da başlayan ve 10 gün devam eden toplantı sona erdi. Toplantı süresince üye ülkelerin Dünya Miras Listesi’ne sunduğu 38 aday incelendi ve bunlardan 29’unun listeye girmesi yönünde karar alındı. Burkina Faso’nun tarihi M.Ö. 8. yüzyıla kadar uzanan eski demir metalurji siteleri, Çin’in Liangzhu şehri arkeolojik kalıntıları, Irak’ın başkent Bağdat’ın güneyinde yer alan antik şehir Babil, Myanmar’daki budist mabetlerinin yer aldığı Bagan bölgesi, Avustralya’nın Budj Bim kültürel peyzajı, Rusya’nın Pskov kentinin 14 ve 17’inci yüzyıllara ait 18 tarihi anıtı, Bahreyn’in Dilmun höyükleri Bakü’deki toplantıda Dünya Mirası Listesi’ne girdi. Çekya ve Almanya’nın Erzgebirge / Krusnohori Madencilik Bölgesi, Hindistan’ın 1728’de kurulan Jaipur kenti, İngiltere’nin Jodrell Bank Gözlemevi, Polonya’nın Krzemionki Çakmaktaşı Madencilik Bölgesi, Çekya’nın 1579’da kurulan Kladruby nad Labem tören atları yetiştirme ve eğitim alanı, Kuzeydoğu İtalya’da bulunan ve şarap üretimi alanlarına sahip Prosecco bölgesi de listeye dahil edilen anıtlar arasında yer aldı. Laos’un Demir Çağı’nda cenaze uygulamaları için kullanılan ve 2 binden fazla boru şeklindeki taş