HES’lerden ekonomiye 174 milyar liralık katkı

Son 17 yılda hizmete alınan 553 Hidro Elektrik Santralinde üretilen 667 milyar kilovatsaat elektrik ile ülke ekonomisine bugüne kadar 174 milyar liralık katkı sağlandı.

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından son 17 yılda hizmete alınan 553 Hidro Elektrik Santralinde (HES) üretilen 667 milyar kilovatsaat elektrik ile ülke ekonomisine bugüne kadar 174 milyar liralık katkı sağlandı.

Devlet Su İşleri Genel Müdürü Mevlüt Aydın, Türkiye’de hidroelektrik enerjisinin elektriğin sigortası olduğunu söyledi. Aydın, Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığının azalması gerektiğini belirterek, “Su kaynakları bakımından söz konusu avantajlara sahip ülkemiz, bu kaynakların değerlendirilmesi noktasında ne yazık ki henüz ulaşılması gereken düzeyde değil. Bir diğer önemli konu ise Türkiye enerjide maalesef dışa bağımlı durumda. Enerji bağımlılığını azaltmak için de yerli kaynakları hızla devreye sokmamız gerekiyor” diye konuştu.

667 MİLYAR KİLOVATSAAT ELEKTRİK ÜRETİLDİ

Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için ellerinden gelen gayreti göstereceklerini ifade eden Aydın, şöyle konuştu: “Biz de bu kapsamda son 17 yılda hizmete aldığımız 553 HES’ten 667 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi ürettik. Bunun da ülkemiz ekonomisine katkısı 174 milyar liradır. HES’ler, kalkınmakta olan ülkemizin hızla artan enerji talebinin yerinde, zamanında ve temiz olarak karşılanmasını sağlamaktadır. Türkiye, enerji üretiminde özellikle son yıllarda gerçekleştirdiği atılımlarla yerli ve yenilenebilir kaynakların devreye sokulması yönünde önemli mesafe katetmiştir.”

Aydın, enerjinin tüm dünyada önemli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: “Bütün dünyada, Amerika’dan Kanada’ya, Finlandiya’dan Japonya’ya kadar birçok ülke, hidroelektrik enerji potansiyelini yüzde 80 hatta yüzde 100’e kadar artırmıştır. Dolayısıyla bu alandaki çalışmalarımıza tüm hızımızla devam edeceğiz. Mutlaka devam etmemiz de gerekiyor. Yerli kaynaklara yapılan yatırımlar bütün dünyada teşvik ediliyor. Topoğrafyası ve morfolojik yapısı göz önüne alındığında ülkemiz hem düşü hem de debi açısından şanslı sayılabilecek ülkeler arasında yer almaktadır.”

İlgili Konular:
TOKİ Haber
TOKİ Haber

“Medeniyetimizin izlerini koruyacak, modern şehirler kuracağiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hem medeniyetimizin izlerini koruyacak hem modern dönemin şartlarına uyum sağlayacak hem de küreselleşen dünyada ‘ben de varım’ diyebilen şehirler kuracağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hem medeniyetimizin izlerini koruyacak hem modern dönemin şartlarına uyum sağlayacak hem de küreselleşen dünyada ‘ben de varım’ diyebilen şehirler kuracağız” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası’nda düzenlenen 2. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi’ne katıldı. Kongre’nin ana teması “Şehirlerin Dili” programında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehirlerin mekânla insanın buluştuğu yerler olduğunu belirterek medeniyetlerin de şehirlerde inşa edildiğine işaret etti. Her medeniyetin kendi inanç, ahlak, sanat ve felsefe anlayışı çerçevesinde şehri tanımladığını ve şekillendirdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimi şehirlerin eğlence için insanların katledildiği arenalarıyla öne çıktığını, kimi şehirlerin cadı suçlamasıyla insanların yakıldığı meydanlarıyla ünlendiğini, kimi şehirlerin de yüzbinlerce canın telef edilerek yükseltildiği devasa yapılarıyla tarihte yer bulduğunu anlattı. “Bizim medeniyetimiz ise ‘önce insan’ diyen bir tasavvurun eseri olarak inşa edilmişlerdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yahya Kemal’e göre bizim devlet kurma ve askerlik dışında, dünya ortalamasının fevkinde olan üç büyük sanatımız vardır. Bunlar mimari, şiir ve musikidir. ‘Hüner, bir şehir bünyâd etmektir, / Reaya kalbin âbâd etmektir.’ Fatih bu mısralarıyla, aslında bizim şehirlerimizin kuruluş amacını da ifade ediyor. Evet… Devleti ve şehri yaşatmanın yolunun insanı yaşatmaktan geçtiğini ifade eden bir medeniyetten söz ediyoruz. Farabi buna ‘erdemli şehirler’ diyor. Camileriyle, medreseleriyle, kütüphaneleriyle, şifahaneleriyle anılan şehirleri inşa ve imar

Türkiye’den dünyaya örnek tarihi eser hassasiyeti

Tarihi eser hırsızlığına geçit vermeyen Türkiye, Irak’a tarihi miraslarını teslim etti.
Hatay Cilvegözü sınır kapısından geçtiğimiz yıl Türkiye’ye sokulmak istenilen tarihi eserler doğduğu topraklar olan Irak’a iade edildi. Anadolu’dan kaçak yollarla yurt dışına çıkarılarak dünyanın en seçkin müzelerinde sergilenen tarihi mirasının hassasiyetle izini süren Türkiye, başka ülkelerin tarihi eserlerine de sahip çıkıyor ve kendi toprakları üzerinden kaçakçılığa izin vermiyor. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, geçtiğimiz yılın şubat ayında, Cilvegözü gümrük kapısında bir tırda yapılan denetim sırasında kaçak yollarla yurda sokulmak istenilen ahşap ve prinçten üretilmiş toplam 160 adet obje ile ipek halıyı Iraklı yetkililere teslim etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi uzmanlarınca yapılan incelemeler neticesinde etnografik nitelikte kültür varlığı olduğu tespit edilen eserler; 20 ipek halı, 49 parça mobilya takımı, 2 soba, 2 kapı kanadı, 1 dolap, 2 sandık, 4 ile toplam 80 parçadan oluşan objelerden oluşuyor. Bakan Yardımcısı Nadir Alparslan’ın iadesini sağladığı tarihi eserler arasında ayrıca, Irak kökenli olduğu tespit edilen ve Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü’nde koruma altında tutulan ve M.Ö. 2 bin yılına tarihli bir adet de silindir mühür bulunuyor. TÜRKİYE IRAK’A ESERLERİN İADESİ TALEBİNDE BULUNDU Cilvegözü gümrük kapısında 3 Şabat 2018 tarihinde yakalanarak, kültür varlığı olduğu tespit edilen eserler Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığına verilen bilginin ardından Hatay Arkeoloji Müzesi Müdürlüğünde korumaya alınmıştı.

Sümela’da nefes kesen restorasyon çalışması

Kültür ve Turizm Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından Sümela Manastırı'nda yapılan zorlu restorasyon çalışmalarının fotoğraflarını paylaştı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından Sümela Manastırı’nda yapılan zorlu restorasyon çalışmalarının fotoğraflarını paylaştı. Trabzon’un Maçka ilçesi Altındere Vadisi’ndeki Sümela Manastırı’nda 2015 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları coğrafi ve iklimsel koşulların zorluğuna rağmen devam ediyor. İlk etabı tamamlanan restorasyon kapsamında en zorlu görevlerden birini ise sarp yamaçlarda çalışan dağcılar yapıyor. İlk etap restorasyon çalışmaları tamamlanan Sümela Manastırı geçtiğimiz mayıs ayında ziyarete açıldı. Özel ekip, Sümela Manastırı ve ziyaretçiler için tehlike oluşturan kayaları tek tek yamaçtan aşağıya düşürerek, sarp yamaçları çelik ağlarla örüyor. 200 metre yükseklite çalışan ekibin sarp kayalarda işlerini korkusuzca yapmaları fotoğraflara da yansıdı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından Sümela Manastırı’nda yapılan zorlu restorasyon çalışmalarının nefes kesen fotoğraflarını paylaştı. ⚠️ "Sümela Manastırı"nın zorlu coğrafi koşullarında sürdürdüğümüz restorasyon çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor… 😲 pic.twitter.com/ZMfdMDcyNC— T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı (@TCKulturTurizm) September 19, 2019