İslam medeniyetinin bilim ve teknoloji tarihi bu müzede

İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, İslam medeniyetinin bilim ve teknoloji dünyasına katkılarını ziyaretçileriyle buluşturuyor.

Tarihi Yarımada’da Gülhane Parkı içerisinde, saray surlarına bitişik Has Ahırlar Binası’nda Prof. Dr. Fuat Sezgin’in gayretleriyle kurulan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, İslam medeniyetinin bilim ve teknoloji dünyasına katkılarını ziyaretçileriyle buluşturuyor.

Yaşadığı süre boyunca hayatını İslam bilim ve teknoloji tarihini tanıtmaya adayan dünyaca ünlü İslam Bilim Tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin, İslam kültür dünyasında geliştirilen, icat edilen alet ve cihazların benzeri maketlerini ortaya koyma düşüncesini 80’li yıllarda Frankfurt Üniversitesi’ne bağlı Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü’nde hayata geçirdi. 2005 yılında dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un aynı nitelikte bir müzenin İstanbul’da kurulması isteğini Prof. Dr. Fuat Sezgin’e bildirmesinin ardından Prof. Dr. Fuat Sezgin’in öncülüğünde 2008 yılında müze açıldı.

İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesinin İstanbul için öneminden bahseden Müze Müdürü Ziya Karatekin, “İstanbul, altı yüz yıla yakın bir zamandır İslam şehri olup, beş yüz yıla yakın bir zaman da İslam dünyasının başkentliğini yapmış önemli bir şehirdir. Kültür turizminin dünya üzerindeki en önemli merkezlerinden biri olup, İslam Medeniyetinin altın çağlarına şahitlik etmiş olan İstanbul, kanaatimce her yönüyle İslam Medeniyet tarihini temsili haiz ve buna layık en doğru yerdir. Bu bakımdan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nin, böyle tarihi derinliğe sahip bir şehirde bulunması isabetli bir tercih olmuştur” dedi.

3 bin 500 metrekarelik sergi alanı ve toplam 585 adet alet, cihaz kopyaları, maket ve model koleksiyonuyla alanında Türkiye’de ilk, dünyada ikinci örnek teşkil eden müze, bilim tarihi açısından doğu-batı ilim kültürünü birleştiren bir köprü niteliği taşıması ve bu kültürü gelecek kuşaklara aktarması açısından büyük önem teşkil ediyor.

Müslüman bilim insanlarının insanlığa armağan ettiği icat ve keşiflerini, bilim tarihinin değişik disiplinlerdeki değişimini kapsamlı bir şekilde sunan müze iki kattan oluşuyor. Üst kattan gezmeye başlanılan müzenin bu kısmında tanıtım filminin oynatıldığı Sinevizyon Salonu yer alıyor. Müzenin bu bölümünde sırasıyla Astronomi, Saat Teknolojisi, Denizcilik, Savaş Teknolojisi ve Tıp Bölümü bulunuyor. Her bölümde maketler ve maketlerle ilgili bilgilerin bulunduğu panolar yer alıyor.

Müzenin ilk katında ise Madenler, Fizik, Matematik-Geometri, Şehircilik ve Mimari, Optik, Kimya ve Coğrafya ile ilgili harita, çeşitli harita çizimleri gibi her bir alana özgü maketlerin sergilendiği bölümler bulunuyor.

Sergi salonlarının tamamında, İslam bilim insanlarının ortaya koydukları eserlerin model ve maketleri ile birçok önemli bilim insanının, İslam medeniyetinin 9. ve 16. yüzyıllar arasındaki yaratıcılık döneminde gerçekleştirdiği bazı icatların kopyalarının örneklerini görmek mümkün.

Müzenin bahçe kısmında ise, üzerinde Şam’da büyük bir rasathane kurarak ölçümler yapan Abbasi halifesi el-Me’mun’un 9. yüzyılda yaptırdığı Dünya haritasının kopyası olan “Yerküre” ve İbn Sina’nın el Kanun fi’t-Tıbb kitabının ikinci cildinde bahsedilen 26 çeşit tıbbi bitkinin yer aldığı İbn Sina Botanik Bahçesi bulunuyor.

Maket olarak müzede astronomi ve matematik bilgini Abdurrahman el-Hazinî tarafından yapılan ve su ve ağırlık prensibine göre çalışan dakika terazisi; bilim insanı el Cezerî’nin kitabında çizimi de yer alan filli saati; Abdurrahman es-Sufî’nin gök küresi, Hıdr el-Hucendî’nin usturlabı, Takiyyüddin’in 1559 yılında yaptığı mekanik saati; ebu Said es-Siczî’nin planetoryumu gibi önemli bilim insanlarının gerçekleştirdiği bazı icatların kopyalarını görmek mümkün.

Müzeyle gelen ziyaretçiler için tavsiyelerde bulunan Karatekin, “Prof. Dr. Fuat Sezgin ‘Medeniyet tarihi, yeniden yazılmalı, çünkü yanlış yazılmıştır’ der. Eserlerinde bunu ispat eden merhum Prof. Dr. Fuat Sezgin, müze ziyaretçilerine yönelik, İslam Medeniyetinin keşif ve icatlarıyla ilgili birçok eserin replikasyonunu yaptırıp sunulmasını sağlamıştır. Müzemizi ziyaret eden konuklar, burada bin yılı aşkın bir zaman periyodunda yolculuğa çıkıp, İslam Medeniyetinin ilham verici altın çağını ve onun üzerine bina olunan Batı Medeniyetini daha doğru tanıma ve anlama imkânına kavuşmaktadırlar” diyerek ilgi duyan herkesi müzeye beklediklerini söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olan ve Müzekart’ın geçerli olduğu müze, haftanın yaz döneminde 09.00-18.00, kış döneminde ise 9.00- 16.00 saatleri arasında ziyarete açık.

TOKİ Haber
TOKİ Haber

Eyüp’ten Piyer Loti’ye teleferik keyfi

Eyüp ile Piyer Loti arasındaki teleferik, ulaşımı kolaylaştırırken yerli ve yabancı turistlere Haliç’in eşsiz manzarasında nostaljik bir deneyim sunuyor.
Eyüp ile Piyer Loti arasında hizmet veren teleferik, bu iki nokta arasındaki ulaşımı kolaylaştırırken yerli ve yabancı turistlere Haliç’in eşsiz manzarasında nostaljik bir deneyim sunuyor. Dünyanın pek çok yerinde hem nostaljik, hem de günlük ulaşım ihtiyaçları bakımından kullanılan teleferikler, İstanbul manzarasına farklı bir güzellik katıyor. Metro A.Ş. tarafından işletilen Eyüp-Piyer Loti ve Maçka-Taşkışla Teleferik Hatları, yolcularına şehir manzarasını seyretme imkânının yanında alternatif birer ulaşım güzergâhı sunuyor. Haliç’in üstünde yer alan ve Eyüp-Piyer Loti arasında hizmet veren TF2 Eyüp-Piyer Loti teleferik hattı, İstanbul’un en önemli turistik noktalarından birinde bulunuyor. İBB tarafından İstanbul genelinde yapılan Kentsel Tasarım Projeleri kapsamında teleferik hattı 30 Kasım 2005’te Haliç’in ihyası maksadıyla inşa edildi. Bölgenin tarihi ve turistik öneme sahip olan yapısını destekleyen teleferik hattı, İstanbul’un en önemli seyir teraslarından biri olan Piyer Loti tepesine ulaşımı kolaylaştırıyor. Eyüp-Piyer Loti Teleferik hattının çoğunlukla yerli ve yabancı turistler tarafından kullanıldığını vurgulayan Füniküler ve Teleferik İşletme Şefi Muhammet Altunbaş, yaz döneminde teleferiğin taşıdığı yolcu sayısının 160 bini bulduğunu, kış aylarında ise bu sayının aylık ortalama 100 bin civarında olduğunu ifade etti. İki istasyonu bulunan 0,42 km uzunluğundaki Eyüp-Piyer Loti Teleferik Hattı’nın sefer süresi 2 buçuk dakika. Her biri 8 yolcu kapasiteli 4 vagonu bulunan hatta İstanbulkart ile seyahat ediliyor. Her

“Edebiyat bir şehre damgasını vurmuşsa, o şehir unutulmaz”

İstanbul üzerine pek çok söz söylendi. Ancak hiçbiri kalem erbabının ruhundan damıtılan edebiyat eserleri kadar kalıcı olmadı…
İstanbul üzerine pek çok söz söylendi. Ancak hiçbiri kalem erbabının ruhundan damıtılan edebiyat eserleri kadar kalıcı olmadı… Edebiyatımıza kattıkları ve ilham veren kaynağı ile İstanbul’u Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Handan İnci Elçi ile konuştuk. İstanbul’un etkisinde kalmış yazarlara dair neler söylersiniz? İstanbul çok ilham verici bir şehir. İstanbul’da yaşayan bir yazarın bu şehri şiirine, öyküsüne, romanına aksettirmemesi mümkün değil. Tarih boyunca da böyle olmuş. Ben İstanbul ve edebiyat ilişkisini 19. Yüzyıl itibariyle başlayan yenileşme dönemiyle sınırlayarak söze gireyim. Batı uygarlığını modellemeye yöneldiğimiz geçiş aşamasında ortaya çıkan roman türünde ilk örnekleri veren Namık Kemaller, Ahmet Mithatlar, Recaizadeler romanlarında İstanbul’u daha çok bu sürecin toplumsal hayata yansımasını gösterdikleri bir mekân olarak kullanmışlar. Yani İstanbul, onlar için bir manzara olarak anlam üretmemiş ya da tarihi katmanlarıyla ilgilerini çekmemiş, İstanbul’u Batılı yaşama biçimlerinin örneklendiği moda mekânlarla, mesela Beyoğlu ile daha geleneksel mekânlar arasındaki çatışmalar üzerinden anlatmışlar. İstanbul’un bir manzara duygusuyla edebiyatımıza girmesi Servet-i Fünun dönemiyle başlar. Halid Ziya, Mehmed Rauf başta olmak üzere Servet-i Fünun edebiyatçıları İstanbul’u estetize ederler, adeta şiir gibi anlatırlar. Özellikle Eylül’ün Boğaz’ı anlatan öyle bölümleri vardır ki hakikaten bir şiir okuyormuş duygusu alırsınız. Edebiyatımızda İstanbul’u manzaralaştıran asıl isim Yahya Kemal’dir. “Sana dün bir tepeden baktım” dediği

12 bin arkeolojik eser “Yeni Müze”de

Kayseri’nin kültürel ve sanatsal buluşma noktası olacak olan ‘Yeni Müze’ binası ziyaretçilerine kapılarını açtı.
Kayseri’nin kültürel ve sanatsal buluşma noktası olacak olan ‘Yeni Müze’ binası ziyaretçilerine kapılarını açtı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kayseri’deki toplu açılış töreniyle hizmete sunduğu ‘Yeni Müze’ binası misafirlerini ağırlamaya başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kayseri Büyükşehir Belediyesinin iş birliğiyle İç Kale’de yapımı tamamlanan müzeye ilgi ilk günde yoğun oldu. Kültepe Kaniş-Karum kazılarında gün yüzüne çıkarılan en önemli eserler başta olmak üzere Paleolitik dönemden Osmanlı dönemi sonuna kadar bin 789 mirasın tematik olarak sergilendiği müzede interaktif sunumlar da yapılıyor. Kayseri Müze Müdürlüğü envanterine kayıtlı 12 bin 140 arkeolojik, 2 bin 378 etnografik, 22 bin 959 sikke olmak üzere toplam 37 bin 477 eserin korunarak teşhir edildiği Kayseri Yeni Müzesinde, Roma dönemine ait mil taşları, sütunlar, sütun başlıkları, mermer lahitler, steller ile Geç Hitit dönemine tarihlendirilen eserler sergileniyor. Kütüphane, kent arşivi, geçici sergi salonu, kafeterya, satış birimleri, toplantı salonu, atölyeler, idari birimler, laboratuvar ve bir de çok amaçlı salonun yer aldığı müze toplam 7 bin metrekare kapalı alana sahip. Müzede 2 bin 500 metrekare sergileme ve bin metrekare depo alanı bulunuyor. Kayseri Yeni Müzesine ev sahipliği yapan İç Kale, Büyükşehir Belediyesinin kafeteryaları ve sanatçılar sokağı ile şehrin kültürel ve sanatsal yaşamında önemli bir merkez olacak.