İstanbul’da tarihte yolculuk: Tünel

İstanbul’un simgeleri arasında yer alan Tarihi Tünel, İstiklal Caddesi’nde hizmet veren nostaljik tramvaylarıyla bugün tarihi güzergahlarında yolcularını taşıyor.

İstanbul, tarihi boyunca genişleyen yerleşim alanıyla ulaşım araçlarının da günden güne dönüştüğü bir şehir. Taht-ı revanlardan yaylılara, atlı tramvaylardan troleybüslere ve günümüzde otomobiller, metrolar, otobüsler, minibüslere uzanan bir şehir içi ulaşım tarihine sahip olan İstanbul’da ulaşım ağları son derece gelişmiş durumda.

İstanbul’un simgeleri arasında yer alan Tarihi Tünel, İstiklal Caddesi’nde hizmet veren Nostaljik Tramvay ve Nostaljik Moda Tramvayları bugün tarihi güzergahlarında nostaljik bir deneyim yaşamak isteyen yerli-yabancı turistleri ve İstanbullu yolcuları taşıyor. Bu ulaşım araçları aynı zamanda yerli ve yabancı turistlerin ilgisiyle karşılaşıyor.

İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü Tünel Tramvay İşletme Müdürü Remzi Aydın, Tarihi Tünel’e ilişkin bilgiler paylaştı. Dünyanın ikinci metrosu unvanına sahip Tarihi Tünel, dönemin Osmanlı Padişahı Abdülaziz Han’ın talimatıyla 1874 yılında tamamlandı ve 1875 yılında görkemli bir törenle hizmete açıldı. 1 Mart 1939’da millileştirilen Tünel, aynı yıl İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Umum Müdürlüğü’ne devredildi.

Uzun yıllar buharlı sistemle çalışan Tünel, 1971 yılında elektrikli hale getirildi. 2007 yılında araçlarının gövdeleri de dâhil olmak üzere tamamen yenilenerek şimdiki halini alan Tarihi Tünel, 350 beygir gücündeki elektrik sistemiyle 573 metrelik mesafeyi 90 saniyede aşarak 16 metrelik tek vagonuyla bir seferde 170 yolcu taşıyor.

İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü Tünel Tramvay İşletme Müdürü Remzi Aydın, Tarihi Tünel’in, geçmişten bugüne Yüksek Kaldırım’ın ticari hacmini genişletmesiyle bilindiğini ve Karaköy ile Beyoğlu’nu birbirine bağlayan tek hat olma özelliğini koruduğunu ifade ediyor.

Aydın, her gün sessiz adımlarla Karaköy ile Beyoğlu’nu birbirine bağlayan Tarihi Tünel’in, 2018 yılında 4 milyonun üzerinde kişi tarafından kullanıldığını dile getirirken yolcularına kısa da olsa nostaljik bir güzergahta yolculuk yapma fırsatı sunduğunu belirtiyor.

Tarihi Tünel, 2 istasyonu ve karşılıklı hareket eden 2 aracıyla her gün 07.00-22.45 saatleri arasında her 4 dakikada bir sefer düzenliyor.

Kaynak: İstanbul Valiliği Web Sitesi

İlgili Konular:
TOKİ Haber
TOKİ Haber

“Edebiyat bir şehre damgasını vurmuşsa, o şehir unutulmaz”

İstanbul üzerine pek çok söz söylendi. Ancak hiçbiri kalem erbabının ruhundan damıtılan edebiyat eserleri kadar kalıcı olmadı…
İstanbul üzerine pek çok söz söylendi. Ancak hiçbiri kalem erbabının ruhundan damıtılan edebiyat eserleri kadar kalıcı olmadı… Edebiyatımıza kattıkları ve ilham veren kaynağı ile İstanbul’u Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Handan İnci Elçi ile konuştuk. İstanbul’un etkisinde kalmış yazarlara dair neler söylersiniz? İstanbul çok ilham verici bir şehir. İstanbul’da yaşayan bir yazarın bu şehri şiirine, öyküsüne, romanına aksettirmemesi mümkün değil. Tarih boyunca da böyle olmuş. Ben İstanbul ve edebiyat ilişkisini 19. Yüzyıl itibariyle başlayan yenileşme dönemiyle sınırlayarak söze gireyim. Batı uygarlığını modellemeye yöneldiğimiz geçiş aşamasında ortaya çıkan roman türünde ilk örnekleri veren Namık Kemaller, Ahmet Mithatlar, Recaizadeler romanlarında İstanbul’u daha çok bu sürecin toplumsal hayata yansımasını gösterdikleri bir mekân olarak kullanmışlar. Yani İstanbul, onlar için bir manzara olarak anlam üretmemiş ya da tarihi katmanlarıyla ilgilerini çekmemiş, İstanbul’u Batılı yaşama biçimlerinin örneklendiği moda mekânlarla, mesela Beyoğlu ile daha geleneksel mekânlar arasındaki çatışmalar üzerinden anlatmışlar. İstanbul’un bir manzara duygusuyla edebiyatımıza girmesi Servet-i Fünun dönemiyle başlar. Halid Ziya, Mehmed Rauf başta olmak üzere Servet-i Fünun edebiyatçıları İstanbul’u estetize ederler, adeta şiir gibi anlatırlar. Özellikle Eylül’ün Boğaz’ı anlatan öyle bölümleri vardır ki hakikaten bir şiir okuyormuş duygusu alırsınız. Edebiyatımızda İstanbul’u manzaralaştıran asıl isim Yahya Kemal’dir. “Sana dün bir tepeden baktım” dediği

İslam medeniyetinin bilim ve teknoloji tarihi bu müzede

İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, İslam medeniyetinin bilim ve teknoloji dünyasına katkılarını ziyaretçileriyle buluşturuyor.
Tarihi Yarımada’da Gülhane Parkı içerisinde, saray surlarına bitişik Has Ahırlar Binası’nda Prof. Dr. Fuat Sezgin’in gayretleriyle kurulan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, İslam medeniyetinin bilim ve teknoloji dünyasına katkılarını ziyaretçileriyle buluşturuyor. Yaşadığı süre boyunca hayatını İslam bilim ve teknoloji tarihini tanıtmaya adayan dünyaca ünlü İslam Bilim Tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin, İslam kültür dünyasında geliştirilen, icat edilen alet ve cihazların benzeri maketlerini ortaya koyma düşüncesini 80’li yıllarda Frankfurt Üniversitesi’ne bağlı Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü’nde hayata geçirdi. 2005 yılında dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un aynı nitelikte bir müzenin İstanbul’da kurulması isteğini Prof. Dr. Fuat Sezgin’e bildirmesinin ardından Prof. Dr. Fuat Sezgin’in öncülüğünde 2008 yılında müze açıldı. İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesinin İstanbul için öneminden bahseden Müze Müdürü Ziya Karatekin, “İstanbul, altı yüz yıla yakın bir zamandır İslam şehri olup, beş yüz yıla yakın bir zaman da İslam dünyasının başkentliğini yapmış önemli bir şehirdir. Kültür turizminin dünya üzerindeki en önemli merkezlerinden biri olup, İslam Medeniyetinin altın çağlarına şahitlik etmiş olan İstanbul, kanaatimce her yönüyle İslam Medeniyet tarihini temsili haiz ve buna layık en doğru yerdir. Bu bakımdan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nin, böyle tarihi derinliğe sahip bir şehirde bulunması isabetli bir tercih olmuştur” dedi. 3 bin 500

12 bin arkeolojik eser “Yeni Müze”de

Kayseri’nin kültürel ve sanatsal buluşma noktası olacak olan ‘Yeni Müze’ binası ziyaretçilerine kapılarını açtı.
Kayseri’nin kültürel ve sanatsal buluşma noktası olacak olan ‘Yeni Müze’ binası ziyaretçilerine kapılarını açtı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kayseri’deki toplu açılış töreniyle hizmete sunduğu ‘Yeni Müze’ binası misafirlerini ağırlamaya başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kayseri Büyükşehir Belediyesinin iş birliğiyle İç Kale’de yapımı tamamlanan müzeye ilgi ilk günde yoğun oldu. Kültepe Kaniş-Karum kazılarında gün yüzüne çıkarılan en önemli eserler başta olmak üzere Paleolitik dönemden Osmanlı dönemi sonuna kadar bin 789 mirasın tematik olarak sergilendiği müzede interaktif sunumlar da yapılıyor. Kayseri Müze Müdürlüğü envanterine kayıtlı 12 bin 140 arkeolojik, 2 bin 378 etnografik, 22 bin 959 sikke olmak üzere toplam 37 bin 477 eserin korunarak teşhir edildiği Kayseri Yeni Müzesinde, Roma dönemine ait mil taşları, sütunlar, sütun başlıkları, mermer lahitler, steller ile Geç Hitit dönemine tarihlendirilen eserler sergileniyor. Kütüphane, kent arşivi, geçici sergi salonu, kafeterya, satış birimleri, toplantı salonu, atölyeler, idari birimler, laboratuvar ve bir de çok amaçlı salonun yer aldığı müze toplam 7 bin metrekare kapalı alana sahip. Müzede 2 bin 500 metrekare sergileme ve bin metrekare depo alanı bulunuyor. Kayseri Yeni Müzesine ev sahipliği yapan İç Kale, Büyükşehir Belediyesinin kafeteryaları ve sanatçılar sokağı ile şehrin kültürel ve sanatsal yaşamında önemli bir merkez olacak.