İstanbul’un 15 asırlık silueti: Galata Kulesi

Dünyanın en eski kuleleri arasında sayılan Galata Kulesi, ziyaretçilerine hem derin bir tarih hem de kesintisiz bir İstanbul manzarası sunuyor.

Dünyanın en eski kuleleri arasında sayılan Galata Kulesi, ziyaretçilerine hem derin bir tarih hem de kesintisiz bir İstanbul manzarası sunuyor.

İstanbul’un siluetini oluşturan en önemli yapılardan biri olan Galata Kulesi, uzun dönem yangın gözetleme kulesi olarak kullanıldı ve Galata Yangın Kulesi olarak adlandırıldı.

İlk olarak Bizans İmparatoru Justinianos tarafından M.S. 507-508 yılında inşa edildi. Ancak bugünkü şeklinin 1348 yılında Cenevizler tarafından verildiği biliniyor. Günümüzde hala ayakta olan kule, Cenevizliler tarafından 1348 yılında Galata Surlarına ek olarak inşa edildi.

Yüksek giriş katından sonra 9 kata sahip yapının ilk üç katında Ceneviz, diğer katlarında ise Osmanlı karakteri taşıdığı gözleniyor. II. Mahmut döneminde yapılan restorasyondan dolayı II. Mahmut için kule girişinde yer alan kitabede 16 mısralık methiye bulunuyor.

Yapısının görkemiyle yerli ve yabancı turistler tarafından yoğun ilgi gören tarihi kule, İstanbul’u 360 derece görebileceğiniz seyir terası manzarası sunuyor. Seyir terasında İstanbul’u panoramik fotoğraflayabilir, ayrıca İstanbul semalarında tur atmak isterseniz 4 boyutlu helikopter simülasyonunu deneyebilirsiniz.

On yedinci yüzyılda Hezarfen Ahmet Çelebi, uçuş denemeleri yaptığı Galata Kulesinden, tahtadan yapılan kanatları sırtına bağlayarak gerçekleştirdiği uçuşunu Üsküdar’da tamamladıktan sonra kuleye olan ilginin giderek arttığı biliniyor. Kuleyi ziyaret etmeyi isteyenler için çıkışta ilk 7 kat için asansör, ardından 2 kat merdiven bulunuyor.

Galata Kulesi’ne özel araçla; Tarlabaşı yolundan Taksim’e çıkarken sol tarafta Galata Kulesi tabelasından girerek ulaşabilirsiniz. Aracınızı kule çevresinde yer alan otoparklara bırakabilirsiniz. İstiklal Caddesi’nden yürüyerek de Galata Kulesi’ne kolayca ulaşabilirsiniz. Deniz yolu ile gelmeyi tercih ederseniz Eminönü veya Karaköy’den yokuş çıkarak hediye dükkanlarını gezebilir, hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz. Eğer trafiğe takılmadan kolayca ulaşmak isterseniz metroda Şişhane durağından çıkış yaparak ulaşabilirsiniz.

Galata Kulesi’ni haftanın her günü sabah saat 09.00 ile akşam 19.00 arasında ziyaret edebilirsiniz.

Kaynak: İstanbul Valiliği Web Sitesi

Fotoğraflar: TOKİ Haber

İlgili Konular:
TOKİ Haber
TOKİ Haber

Türkiye’nin en sıra dışı camisi

Muğla'daki Stratonikeia Antik Kenti içerisinde yer alan tarihi Şaban Ağa Camii, sıra dışı yapısıyla dikkat çekiyor.
Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti içerisinde yer alan ve restorasyonunun ardından yeniden ibadete açılan tarihi Şaban Ağa Camii, sıra dışı yapısıyla dikkat çekiyor. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde de bahsi geçen Şaban Ağa Camii, restorasyon çalışmalarının ardından geçtiğimiz ay yeniden ibadete açıldı. Restorasyon kapsamında cami girişinde ve içerisinde zemine eklenen cam bölmelerle, caminin ilk inşa edilen alanları ile sütunlar ve bazı yapılar gözler önüne seriliyor. Bu bölümler Roma, Selçuklu ve Osmanlı döneminden izler taşıyor. Evliya Çelebi’nin geldiğinde caminin altından geçen kanal ve üzerinde oturduğu yerler de cam altına alınarak ziyaretçilere gösteriliyor. Girişte bulunan sadaka taşı ve sanduka da korumaya alınan eserler arasında yer alıyor. Tarihi Şaban Ağa Camii, antik kent içinde yer alan ve ibadete açılan ilk ve tek cami olma özelliğini taşıyor. Osmanlı döneminde inşa edilen camiye gelenler, hem ibadetlerini yapıyor hem de tarih içinde yolculuğa çıkıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan antik kente ziyaret Roma’dan günümüze her dönemden izler taşıyan tarihi cami, restorasyon çalışmalarının ardından geçen ay ibadete açıldı. 32 yıldır kullanılmayan camide yeniden ezan sesi yükselmeye başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz ağustos ayında Stratonikeia Antik Kenti’ni ve Şaban Ağa Camii’ni ziyaret etmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ardından tarihi camiyi Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş da ziyaret etti. Muğla programı kapsamında

“Mimar Sinan’ın eserleri kent siluetini tanımlar”

İstanbul'un siluetini oluşturan Mimar Sinan’ın mimarlık anlayışını ve eserlerini Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Demet Binan anlattı.
Türk mimarlık tarihinin en önemli ismi olan Mimar Sinan, aynı zamanda dünya mimarlık tarihinin de en önemli mimarlarından birisi olarak kabul ediliyor. Mimar Sinan, zamanının ve coğrafi sınırlarının çok ötesine geçen mimari anlayışı ve ardında bıraktığı birbirinden eşsiz eserleri ile geniş bir coğrafyada Osmanlı izlerini yaşatmaya devam ediyor. Mimarlar Günü dolayısıyla; İstanbul için ayrı bir öneme sahip olan ve şehrin siluetini oluşturan Mimar Sinan’ın mimarlık anlayışını ve eserlerini Mimar Sinan Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Demet Binan anlattı. Mimar Sinan’ın elli yıl Osmanlı İmparatorluğu’na baş mimar olarak hizmet verdiğinden bahsederek sözlerine başlayan Prof. Dr. Demet Binan, “Hem örgütsel yapı olarak hem mimari olarak bu denli güçlü bir imparatorlukta, böyle bir baş mimarlık örneği yok. Dolayısıyla Sinan hem Osmanlı İmparatorluğu içindeki mimarlardan hem de dünyadaki diğer mimarlardan çok farklı bir konumda” dedi. Prof. Dr. Binan, “Sinan’ın 1492-1588 yılları arasında yaşadığı kabul ediliyor. Sinan, Kayseri’nin Ağırnas Köyü’nden devşirilerek Yeniçeri oluyor. Daha sonra Haseki oluyor ve sonrasında İmparatorluk Hassa Baş Mimarı olarak görev alıyor. Kendisinin yaptığı çalışmaları ve yapıları incelediğimizde Osmanlı’nın, Türk mimarisinin, Türk İslam mimarisinin standartlarını, ilkelerini belirleyen bir süreci oluşturmuş olduğunu görüyoruz. Bunu; yapılarında ve imparatorluk sınırları içindeki yapı üretim düzeni içinde görebiliyoruz. Mimari eserlerin bitirme işleri,

Fantastik tasarımlarla masalsı bir İstanbul

İstanbul’a ve hayvanlara olan sevgisini yaptığı sürrealist çalışmalarla birleştiren sanatçı Yasin Yaman, fantastik tasarımlarıyla masalsı bir bakış açısı ortaya koyuyor.
İstanbul’a ve hayvanlara olan sevgisini yaptığı sürrealist çalışmalarla birleştiren sanatçı Yasin Yaman, fantastik tasarımlarıyla masalsı bir bakış açısı ortaya koyuyor. Sürrealist tasarımcı Yasin Yaman’ın İstanbul’un simgelerini konu alan hayal dünyasını zorlayan tasarımları beğeni toplarken, adeta masal dünyasında yolculuğa çıkarıyor. Özel bir firmada çalışan grafik tasarımcısı Yasin Yaman, tarih boyunca birçok sanatçıya ve sanat eserine esin kaynağı olan İstanbul’u ve simgesel yapıları konu alan gerçeküstü (sürrealite) tasarımlarıyla göz dolduruyor. Kentin eşsiz manzaraları ile hayal gücünü birleştiren Yaman, dijital manipülasyon tekniğiyle tasvir ettiği tasarımlarla beğeni topluyor. Grafiker Yaman, yaptığı çalışmalarla adeta masal dünyasından görseller sunarken, tarihi eserler ve bölgelere karşı da farkındalık oluşturuyor. Yaman, tasarımlarında çoğunlukla hayvan figürlerini kullanırken, kimi zaman tarihe yön veren şahsiyetlerin silüetlerine yer veriyor. Süleymaniye Mahallesi’nde dünyaya geldiğini, tarihi bölgede arkadaşlarıyla güzel bir çocukluk dönemi geçirdiğini belirten Yaman, lisede okul sıralarını çizerken yeteneğinin keşfedildiğini dile getirdi. Yaklaşık 12 yıldır çalıştığı şirketlere tam zamanlı web tasarım hizmeti verdiğini aktaran Yaman, gerçeküstü tasarımları hobi amaçlı işten artakalan zamanlarda yaptığının altını çizdi. Halihazırda bir mesleki kariyerinin bulunduğuna dikkati çeken Yaman, hobi olarak başladığı işin de kariyer odaklı olmaya başladığına değindi. Yaman, çalışmalarında çoğunlukla hayvan figürlerini kullanmasını şöyle özetledi: “Hayvanları ve İstanbul’u seviyorum. Özellikle büyük hayvanları, vahşi hayvanları çok seviyorum. Onları İstanbul’la