İstanbul’un kalbinde bir semt: Cihangir

İstanbul'un kalbinde yer alan, bir o kadar saklı kalan Cihangir'de yaptığınız turistik bir gezide karşınıza çıkabilecekler...

İstanbul’un ünlü semtlerinden biri olan; sokakları, kedileri, tarihi yapıları ve müzeleriyle Cihangir’i fotoğraflamaya doyamayacaksınız. Beyoğlu’nda bulunan bu semtin tarihi boyunca ünlü simaların ve sanatçıların uğrak noktası olduğu biliniyor, günümüzde ise gençler tarafından da sıklıkla ziyaret ediliyor.

Cihangir semtinin adını Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Cihangir’den aldığı biliniyor. Şehrin kalbinde yer alan, bir o kadar saklı kalmış bu semt, hareketli sokaklara ev sahipliği yapıyor. İşte Cihangir’de yaptığınız turistik bir gezide karşınıza çıkabilecekler…

Cihangir’de yaklaşık üç kuşaktan beri hizmet veren Asri Turşucu, Adile Naşit ile Münir Özkul’un başrollerini paylaştığı Neşeli Günler filminde turşu yapımı sahneleriyle biliniyor. Hala tarihi dokusunu koruyan dükkân, Cihangir’de yaz aylarında kapalı ancak eylül ayı itibariyle hizmet vermeye devam ediyor.

Sıraselviler Caddesi ile Defterdar Yokuşu’nun birleştiği meydanda 1491 yılında inşa edilen Firuzağa Camii’nin Banisi Saray Ağası Firuz Ağa olarak biliniyor. 1 Mart 1823 tarihinde çıkan büyük Cihangir yangınında harap olan ilk yapının yerine 1823-1924 yılında Sultan II. Mahmud tarafından bugünkü cami inşa edildi.

ORHAN KEMAL MÜZESİ

Cihangir’de yer alan Orhan Kemal Müzesi, yazarın anılarını yaşatmak ve hayatına dair sembolik eşyaları ziyaretçilerine sergilemek üzere kuruldu. Müzede Orhan Kemal’in özel eşyalarından kitaplarına, kullandığı daktilodan aile fotoğraflarına ve şahsi fotoğraflarına kadar birçok şeyi görmeniz mümkün. Müze, pazar günleri hariç haftanın her günü 10.00-18.00 saatleri arasında ziyarete açık.

ROMANDAN MÜZEYE…

Orhan Pamuk’un aynı isimli kitabından uyarlanan Masumiyet Müzesi’nde, romanda anlatılan kahramanların kullandığı, giydiği, işittiği, gördüğü, biriktirdiği, hayal ettiği şeyler dikkatle düzenlenmiş kutu ve vitrinlerde sergileniyor. 1974 ile 2000’lerin başı arasında geçen aşk romanı, biri zengin diğeri orta halli iki aile üzerinden geçmişe dönüşler ve hatıralarla birlikte 1950-2000 arası İstanbul hayatını anlatıyor. Müzeye giriş biletini kapıda satın alabilir veya kitabın 574. sayfasında yer alan giriş biletini kullanabilirsiniz. Pazartesi günleri kapalı olan müze, cuma günleri 10:00 -21:00 saatleri arasında, diğer günler ise 10:00 – 18:00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.

ŞEHZADE SULTAN CİHANGİR ADINA YAPTIRILAN CAMİ

Cihangir semtine isim verdiği bilinen Cihangir Camii’nin; Kanuni Sultan Süleyman’ın, üvey kardeşi Mustafa’nın katledilmesinin üzüntüsüyle henüz 22 yaşında yaşama veda eden oğlu Şehzade Sultan Cihangir adına yaptırıldığı biliniyor. Zaman içerisinde beş yangın geçiren camii her seferinde yeniden onarılmış, en son 1890 tarihinde II. Abdülhamit tarafından yeniden yaptırılmış.

Çukurcuma Caddesi’nde bulunan Çukurcuma Camii, 1541-1547 yılları arasında, Fenerizade Şeyhülislam Muhittin Mehmet Efendi tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmış. 1823 Firuzağa Yangını sonrası 1967-1968 yıllarında yeniden onarılmış. Çukurcuma semtinde bir yol kavşağında bulunan caminin avlusu bulunmuyor. Tek şerefeli bir minareye sahip olan camiinin karşısında 1720 tarihli Ömer Ağa çeşmesi bulunuyor.

Cihangir’in tarihi mekanlarından biri olan ve filmlere ev sahipliği yapan Çukurcuma Hamamı‘nın 1830’lu yıllarda I. Abdülhamid’in eşi ve II. Mahmud’un manevi annesi Fransız asıllı Nakşidil Valide Sultan tarafından vakfedilen su tesislerini takiben yapıldığı biliniyor. Restore edilen Çukurcuma Hamamı, Masumiyet Müzesi’ne yakın bir noktada yer alıyor.

Cihangir-Çukurcuma antikacıları ile meşhur bir semt. Birbirinden renkli, İstanbul’un ruhunu yansıtan antikacıları ziyaret edebilirsiniz.

HARUN KOLÇAK ANISINA…

Beyoğlu Belediyesi, merhum sanatçı Harun Kolçak’ın anısını yaşatmak için Cihangir Parkı’nda açtığı kedi evi bulunuyor. Cihangir sokaklarında yürürken semt sakinlerinin sahip çıktığı birbirinden sevimli sokak kedilerini de görebilirsiniz.

Kaynak: İstanbul Valiliği Web Sitesi

İlgili Konular:
TOKİ Haber
TOKİ Haber

Türkiye’nin en sıra dışı camisi

Muğla'daki Stratonikeia Antik Kenti içerisinde yer alan tarihi Şaban Ağa Camii, sıra dışı yapısıyla dikkat çekiyor.
Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti içerisinde yer alan ve restorasyonunun ardından yeniden ibadete açılan tarihi Şaban Ağa Camii, sıra dışı yapısıyla dikkat çekiyor. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde de bahsi geçen Şaban Ağa Camii, restorasyon çalışmalarının ardından geçtiğimiz ay yeniden ibadete açıldı. Restorasyon kapsamında cami girişinde ve içerisinde zemine eklenen cam bölmelerle, caminin ilk inşa edilen alanları ile sütunlar ve bazı yapılar gözler önüne seriliyor. Bu bölümler Roma, Selçuklu ve Osmanlı döneminden izler taşıyor. Evliya Çelebi’nin geldiğinde caminin altından geçen kanal ve üzerinde oturduğu yerler de cam altına alınarak ziyaretçilere gösteriliyor. Girişte bulunan sadaka taşı ve sanduka da korumaya alınan eserler arasında yer alıyor. Tarihi Şaban Ağa Camii, antik kent içinde yer alan ve ibadete açılan ilk ve tek cami olma özelliğini taşıyor. Osmanlı döneminde inşa edilen camiye gelenler, hem ibadetlerini yapıyor hem de tarih içinde yolculuğa çıkıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan antik kente ziyaret Roma’dan günümüze her dönemden izler taşıyan tarihi cami, restorasyon çalışmalarının ardından geçen ay ibadete açıldı. 32 yıldır kullanılmayan camide yeniden ezan sesi yükselmeye başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz ağustos ayında Stratonikeia Antik Kenti’ni ve Şaban Ağa Camii’ni ziyaret etmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ardından tarihi camiyi Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş da ziyaret etti. Muğla programı kapsamında

“Mimar Sinan’ın eserleri kent siluetini tanımlar”

İstanbul'un siluetini oluşturan Mimar Sinan’ın mimarlık anlayışını ve eserlerini Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Demet Binan anlattı.
Türk mimarlık tarihinin en önemli ismi olan Mimar Sinan, aynı zamanda dünya mimarlık tarihinin de en önemli mimarlarından birisi olarak kabul ediliyor. Mimar Sinan, zamanının ve coğrafi sınırlarının çok ötesine geçen mimari anlayışı ve ardında bıraktığı birbirinden eşsiz eserleri ile geniş bir coğrafyada Osmanlı izlerini yaşatmaya devam ediyor. Mimarlar Günü dolayısıyla; İstanbul için ayrı bir öneme sahip olan ve şehrin siluetini oluşturan Mimar Sinan’ın mimarlık anlayışını ve eserlerini Mimar Sinan Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Demet Binan anlattı. Mimar Sinan’ın elli yıl Osmanlı İmparatorluğu’na baş mimar olarak hizmet verdiğinden bahsederek sözlerine başlayan Prof. Dr. Demet Binan, “Hem örgütsel yapı olarak hem mimari olarak bu denli güçlü bir imparatorlukta, böyle bir baş mimarlık örneği yok. Dolayısıyla Sinan hem Osmanlı İmparatorluğu içindeki mimarlardan hem de dünyadaki diğer mimarlardan çok farklı bir konumda” dedi. Prof. Dr. Binan, “Sinan’ın 1492-1588 yılları arasında yaşadığı kabul ediliyor. Sinan, Kayseri’nin Ağırnas Köyü’nden devşirilerek Yeniçeri oluyor. Daha sonra Haseki oluyor ve sonrasında İmparatorluk Hassa Baş Mimarı olarak görev alıyor. Kendisinin yaptığı çalışmaları ve yapıları incelediğimizde Osmanlı’nın, Türk mimarisinin, Türk İslam mimarisinin standartlarını, ilkelerini belirleyen bir süreci oluşturmuş olduğunu görüyoruz. Bunu; yapılarında ve imparatorluk sınırları içindeki yapı üretim düzeni içinde görebiliyoruz. Mimari eserlerin bitirme işleri,

Fantastik tasarımlarla masalsı bir İstanbul

İstanbul’a ve hayvanlara olan sevgisini yaptığı sürrealist çalışmalarla birleştiren sanatçı Yasin Yaman, fantastik tasarımlarıyla masalsı bir bakış açısı ortaya koyuyor.
İstanbul’a ve hayvanlara olan sevgisini yaptığı sürrealist çalışmalarla birleştiren sanatçı Yasin Yaman, fantastik tasarımlarıyla masalsı bir bakış açısı ortaya koyuyor. Sürrealist tasarımcı Yasin Yaman’ın İstanbul’un simgelerini konu alan hayal dünyasını zorlayan tasarımları beğeni toplarken, adeta masal dünyasında yolculuğa çıkarıyor. Özel bir firmada çalışan grafik tasarımcısı Yasin Yaman, tarih boyunca birçok sanatçıya ve sanat eserine esin kaynağı olan İstanbul’u ve simgesel yapıları konu alan gerçeküstü (sürrealite) tasarımlarıyla göz dolduruyor. Kentin eşsiz manzaraları ile hayal gücünü birleştiren Yaman, dijital manipülasyon tekniğiyle tasvir ettiği tasarımlarla beğeni topluyor. Grafiker Yaman, yaptığı çalışmalarla adeta masal dünyasından görseller sunarken, tarihi eserler ve bölgelere karşı da farkındalık oluşturuyor. Yaman, tasarımlarında çoğunlukla hayvan figürlerini kullanırken, kimi zaman tarihe yön veren şahsiyetlerin silüetlerine yer veriyor. Süleymaniye Mahallesi’nde dünyaya geldiğini, tarihi bölgede arkadaşlarıyla güzel bir çocukluk dönemi geçirdiğini belirten Yaman, lisede okul sıralarını çizerken yeteneğinin keşfedildiğini dile getirdi. Yaklaşık 12 yıldır çalıştığı şirketlere tam zamanlı web tasarım hizmeti verdiğini aktaran Yaman, gerçeküstü tasarımları hobi amaçlı işten artakalan zamanlarda yaptığının altını çizdi. Halihazırda bir mesleki kariyerinin bulunduğuna dikkati çeken Yaman, hobi olarak başladığı işin de kariyer odaklı olmaya başladığına değindi. Yaman, çalışmalarında çoğunlukla hayvan figürlerini kullanmasını şöyle özetledi: “Hayvanları ve İstanbul’u seviyorum. Özellikle büyük hayvanları, vahşi hayvanları çok seviyorum. Onları İstanbul’la