ODE’den kapasite artırma kararı

Tesisat yalıtımında elastomerik kauçuk köpüğü ürünüyle Avrupa pazarında ilk üçe giren ODE Yalıtım, artan talep sonrası kapasite artırma kararı aldı.

Tesisat yalıtımında elastomerik kauçuk köpüğü ürünüyle Avrupa pazarında ilk üçe giren ODE Yalıtım, artan talep sonrası kapasite artırma kararı aldı.

R-Flex ve R-Flex Diamond markalarıyla elastomerik kauçuk köpüğü üreten ve Türkiye’de 1990’dan bu yana sektör lideri olan ODE, 2020 yılı için planlarına başladı. R-Flex’te kapasite artışı için hazırlıklara başladıklarını açıklayan ODE Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Erhan Özdemir, “R-Flex ürünümüze sadece Türkiye ‘den değil tüm özellikle Avrupa ve diğer ülkelerinden yoğun bir talep var. Bu yıl kapasite kullanım oranımız yüzde 100 seviyelerinde gerçekleşti. Güçlü talebin 2020 yılında da devam edeceğini öngörüyoruz. Bu talebi karşılayabilmek için kapasite artış kararı aldık” dedi.

R-Flex‘in bu başarısının ardında ODE’nin Ar-Ge vizyonunun olduğunu vurgulayan Erhan Özdemir, şöyle konuştu: “Uluslararası pazarlarda, özellikle de Avrupa pazarlarında ürünlerden katma değer beklentisi artıyor. ODE olarak ulaştığımız Ar-Ge kabiliyeti ve iş süreçlerimizdeki yenilikçi ve esnek yapı sayesinde yurtdışı pazarların bu ihtiyaç ve taleplerine hızla yanıt verebiliyoruz. Ar-Ge odağımız, katma değerli ürünlerimiz ve müşterilerimize değer yaratan uygulamalarımız ile teknik yalıtımda yurtiçindeki liderliğimizi ve Avrupa’nın en iyileri arasındaki konumumuzu önümüzdeki süreçte de güçlendirmeye devam edeceğiz.”

İlgili Konular:
TOKİ Haber
TOKİ Haber

“Tasarımlarımda sezgisel kullandığım tek konu renk”

Mimar Sibel Dalokay Bozer, “Renk kullanımının bütün bilimsel açıklamalarına karşın, ben tasarımlarımda hala renge kişisel ve kültürel bir algı olarak yaklaşıyorum” dedi.
Mimar Sibel Dalokay Bozer, “Renk kullanımının bütün bilimsel açıklamalarına karşın, ben tasarımlarımda hala renge kişisel ve kültürel bir algı olarak yaklaşıyorum” dedi. Mimaride rengin önemini ortaya koymak üzere özel bir proje başlatan DYO’nun, AURA İstanbul ile gerçekleştirdiği Renkli DYOLOGLAR ünlü mimarları konuk etmeye devam ediyor. Renkli DYOLOGLAR’a röportaj veren mimarlar arasında yer alan SDB Mimarlık’ın kurucusu Sibel Dalokay Bozer, tasarımlarında renge sezgisel olarak yaklaştığını anlattı. ‘Tasarımlarınızdaki renk unsuruna yaklaşımınız nedir?’ sorusuna yanıt veren Sibel Dalokay Bozer, rengin kendisi için daha çok sezgisel olarak sürece dâhil olduğunu ifade etti. Genelde tasarım yaparken birçok parametreyi dikkate aldığına işaret eden Bozer, “Bu parametrelerin rasyonel bir kurguda olması gerekiyor. Ama renk benim için öyle değil, ona hiçbir zaman bilimsel yaklaşmıyorum ve o yüzden belki de tasarımda sezgilerimi kullanarak gittiğim tek konu renk oluyor ve süreç içerisinde gelişiyor. Eskizi yaparken rengi düşünerek başladığımı hatırlamıyorum. Ama eskizlerimi renkle beraber çalıştığımı biliyorum. Yapıya direkt olarak renk ile başlamıyorum ama var olurken yapı kendi dilinde, kendi rengi ile ve kendi ruhu ile var olmaya başlıyor” dedi. ‘DENEYEREK BULDUĞUMU DÜŞÜNÜYORUM’ “Asıl önemli olan rengin bütün, biçim, fonksiyon ve mekânın ruhu ile bir bütünlük içinde olması” ifadesini kullanan Mimar Sibel Dalokay Bozer, “Rengi kullanırken esasında korkuyorum, çünkü buna kullandığım bilimsel

Lekelere ve sararmalara karşı etkili boya

DYO, lekeli ve isli yüzeyler için DYOTEK adında özel boya geliştirdi.
DYO’nun sektöre kazandırdığı yeni ürünlerinden olan DYOTEK, yüzey üzerindeki lekeleri izole ederken, lekenin tekrar yüzeye çıkmasına da engel oluyor. Termoplastik reçine esaslı, kokusu giderilmiş ve solventle formüle edilmiş DYOTEK, kullanıma hazır bir iç cephe boyası. Aynı zamanda mükemmel yapışma özelliği bulunan bu yeni ürün tercih edildiği alanlarda sararma yaşanmadan ilk günkü canlılığını koruyor. Su ile temizlenebilen DYOTEK, içerdiği formül sayesinde dökülmelere karşı da dayanıklı. Mat görünümüyle ortama sofistike bir duygu kazandıran DYOTEK, nemli alanlarda da kullanılmaya imkan tanıyor. DYOTEK’in kurşun içermemesi de, ürünün tercih edilme nedenleri arasında sıralanıyor.

Dünyanın en uzun parametrik form tasarımı

İstanbul Havalimanı’nda yer alan Türk Hava Yolları İç ve Dış Hatlar Özel Yolcu Salonları, Avcı Architects’in yerel çözüm ortaklığında Softroom ile beraber tasarlandı.
İstanbul Havalimanı’nda yer alan Türk Hava Yolları İç ve Dış Hatlar Özel Yolcu Salonları, Avcı Architects’in yerel çözüm ortaklığında Softroom ile beraber tasarlandı. Bir kilometreyi aşan uzunluğuyla dünyanın en uzun parametrik iç mekan formlarından birinin oluşturulduğu proje, bir dizi yolcu salonunu bir araya getiriyor ve kültür ile dil sınırlarını aşan sezgisel bir rota sunuyor. Avcı Architects’in yerel çözüm ortaklığı ile Softroom ile beraber tasarladığı İstanbul Havalimanı Türk Hava Yolları İç ve Dış Hatlar Özel Yolcu Salonları, İstanbul Havalimanı’nda birbirine bağlanarak oluşan 19 bin metrekarelik özel yolcu salonunu kapsıyor. İstanbul Havalimanı Türk Hava Yolları İç ve Dış Hatlar Özel Yolcu Salonları projesi, Türk Hava Yolları’nın yeni görsel kimlik felsefesi “flow/akış” temasının yeni havalimanı içerisinde mekansallaştırılması amacıyla açılan uluslararası bir tasarım yarışmasının Softroom tarafından kazanılmasıyla doğdu. Proje bünyesinde yer alan ve bir kilometreyi aşan uzunluğu ile dünyanın en uzun parametrik iç mekan formlarından biri olarak oluşturulan ve ilhamını İstanbul’dan alan “The Flow Wall”, altı yeni özel yolcu salonunu birleştiren dalga formu ile görsel bir imza tanımlayarak farklı yolcu ihtiyaçlarını karşılayacak bir alan bütünlüğü oluşturuyor. Duvar, görsel kimlik felsefesiyle bütünleşen imgesel değerinin ötesinde, bir dizi yolcu salonunu birbirine bağlayan düzenleyici rol üstlenerek kesintisiz bir dolaşım güzergahı ortaya koyuyor. Ayrıca, bükülüp değişen formlarıyla yolcu