ODE’den yeni nesil su yalıtım sistemi

ODE Yalıtım, “Epikon Proof” ile su yalıtımında yeni bir sayfa açıyor.

ODE Yalıtım, “Epikon Proof” ile su yalıtımında yeni bir sayfa açıyor. Temel ve tek yüz kalıp perde su yalıtım uygulamalarında güvenle kullanılabilen, taze betona yüksek yapışma mukavemetine sahip yeni nesil su yalıtım sistemi “Epikon Proof” binalarda uzun ömürlü su yalıtımı sağlıyor.

ODE, Epikon Proof Su Yalıtım Sistemi ile Türkiye’yi yeni nesil su yalıtımı ile tanıştırıyor. ODE Epikon Proof hidrostatik su basıncına, yırtılma ve delinmelere karşı mukavemetli yapısıyla zaman ve işçilikten tasarruf sağlıyor.

2,0 mm ile 4,5 mm arası değişen 5 farklı ürün gamına sahip Epikon Proof Su Yalıtım Sistemi, her türlü ihtiyaca cevap veriyor. ODE’nin Ar-Ge yeteneği, yenilikçi yapısı ve uzmanlığıyla ortaya çıkan ODE Epikon Proof Su Yalıtım Sistemi’nin bitümlü ürünleri, yapılarda suyun, nemin neden olduğu olumsuz etkilere karşı koruma sağlarken, yaşam alanlarına konforlu bir su yalıtımı getiriyor. Epikon Proof, yenilikçi yapısıyla temel su yalıtımında koruma betonu atılmadan, doğrudan üzerinde demir donatı işleri yapılmasına izin veren, temel betonu atılabilen, sahip olduğu reçete ve üst yüzeyindeki özel kum yapısı sayesinde, üstüne dökülen betona yüksek yapışma mukavemetine sahip bir ürün olarak ön plana çıkıyor.

Bitüm esaslı yeni nesil Epikon Proof Su Yalıtım Sistemi’nin, reçinesinde yapısını güçlendirici çok farklı polimerler içerdiğini belirten ODE Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Erhan Özdemir; “Bu polimerler malzemeyi çok daha dayanıklı kılmakla birlikte ürünün kolay uygulanmasında ve mükemmel bir yalıtım sağlamasında başrol oynuyor. Polimerlerle takviye edilmiş bitüm, yüksek çekme, kopma ve yırtılma dayanıma sahip polyester kullanılarak nihai özelliklerine ulaşıyor. Ayrıca, taşıyıcı özellikleri ile doğru orantılı olarak çok farklı detaylarda ve iklim şartlarına uyumlu, uygulama ve kullanım kolaylığı sunması, yeni nesil Epikon Proof Su Yalıtım Sistemi’ni diğer su yalıtım malzemelerinden ayıran önemli bir avantaj olarak karşımıza çıkıyor. Epikon Proof Membran taze betona kuvvetli biçimde yapışarak tüm temel yüzeyinde mükemmel bir sızdırmazlık sağlıyor. Deprem kuşağındaki ülkemiz için yapıların donatılarının koruması ve yapılara gereksiz aşırı yükler bindirilmemesi de göz önüne alındığında Epikon Proof ürünümüzün tam anlamıyla ihtiyaca cevap verdiğini söyleyebilirim. Yapıların ömrüne doğrudan etki eden su yalıtımını Epikon Proof ile bir adım ileriye taşıyor ve hem binaların dayanıklılığını hem de binada yaşayanların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırıyoruz” dedi.

İlgili Konular:
TOKİ Haber
TOKİ Haber

“Tasarımlarımda sezgisel kullandığım tek konu renk”

Mimar Sibel Dalokay Bozer, “Renk kullanımının bütün bilimsel açıklamalarına karşın, ben tasarımlarımda hala renge kişisel ve kültürel bir algı olarak yaklaşıyorum” dedi.
Mimar Sibel Dalokay Bozer, “Renk kullanımının bütün bilimsel açıklamalarına karşın, ben tasarımlarımda hala renge kişisel ve kültürel bir algı olarak yaklaşıyorum” dedi. Mimaride rengin önemini ortaya koymak üzere özel bir proje başlatan DYO’nun, AURA İstanbul ile gerçekleştirdiği Renkli DYOLOGLAR ünlü mimarları konuk etmeye devam ediyor. Renkli DYOLOGLAR’a röportaj veren mimarlar arasında yer alan SDB Mimarlık’ın kurucusu Sibel Dalokay Bozer, tasarımlarında renge sezgisel olarak yaklaştığını anlattı. ‘Tasarımlarınızdaki renk unsuruna yaklaşımınız nedir?’ sorusuna yanıt veren Sibel Dalokay Bozer, rengin kendisi için daha çok sezgisel olarak sürece dâhil olduğunu ifade etti. Genelde tasarım yaparken birçok parametreyi dikkate aldığına işaret eden Bozer, “Bu parametrelerin rasyonel bir kurguda olması gerekiyor. Ama renk benim için öyle değil, ona hiçbir zaman bilimsel yaklaşmıyorum ve o yüzden belki de tasarımda sezgilerimi kullanarak gittiğim tek konu renk oluyor ve süreç içerisinde gelişiyor. Eskizi yaparken rengi düşünerek başladığımı hatırlamıyorum. Ama eskizlerimi renkle beraber çalıştığımı biliyorum. Yapıya direkt olarak renk ile başlamıyorum ama var olurken yapı kendi dilinde, kendi rengi ile ve kendi ruhu ile var olmaya başlıyor” dedi. ‘DENEYEREK BULDUĞUMU DÜŞÜNÜYORUM’ “Asıl önemli olan rengin bütün, biçim, fonksiyon ve mekânın ruhu ile bir bütünlük içinde olması” ifadesini kullanan Mimar Sibel Dalokay Bozer, “Rengi kullanırken esasında korkuyorum, çünkü buna kullandığım bilimsel

Lekelere ve sararmalara karşı etkili boya

DYO, lekeli ve isli yüzeyler için DYOTEK adında özel boya geliştirdi.
DYO’nun sektöre kazandırdığı yeni ürünlerinden olan DYOTEK, yüzey üzerindeki lekeleri izole ederken, lekenin tekrar yüzeye çıkmasına da engel oluyor. Termoplastik reçine esaslı, kokusu giderilmiş ve solventle formüle edilmiş DYOTEK, kullanıma hazır bir iç cephe boyası. Aynı zamanda mükemmel yapışma özelliği bulunan bu yeni ürün tercih edildiği alanlarda sararma yaşanmadan ilk günkü canlılığını koruyor. Su ile temizlenebilen DYOTEK, içerdiği formül sayesinde dökülmelere karşı da dayanıklı. Mat görünümüyle ortama sofistike bir duygu kazandıran DYOTEK, nemli alanlarda da kullanılmaya imkan tanıyor. DYOTEK’in kurşun içermemesi de, ürünün tercih edilme nedenleri arasında sıralanıyor.

Dünyanın en uzun parametrik form tasarımı

İstanbul Havalimanı’nda yer alan Türk Hava Yolları İç ve Dış Hatlar Özel Yolcu Salonları, Avcı Architects’in yerel çözüm ortaklığında Softroom ile beraber tasarlandı.
İstanbul Havalimanı’nda yer alan Türk Hava Yolları İç ve Dış Hatlar Özel Yolcu Salonları, Avcı Architects’in yerel çözüm ortaklığında Softroom ile beraber tasarlandı. Bir kilometreyi aşan uzunluğuyla dünyanın en uzun parametrik iç mekan formlarından birinin oluşturulduğu proje, bir dizi yolcu salonunu bir araya getiriyor ve kültür ile dil sınırlarını aşan sezgisel bir rota sunuyor. Avcı Architects’in yerel çözüm ortaklığı ile Softroom ile beraber tasarladığı İstanbul Havalimanı Türk Hava Yolları İç ve Dış Hatlar Özel Yolcu Salonları, İstanbul Havalimanı’nda birbirine bağlanarak oluşan 19 bin metrekarelik özel yolcu salonunu kapsıyor. İstanbul Havalimanı Türk Hava Yolları İç ve Dış Hatlar Özel Yolcu Salonları projesi, Türk Hava Yolları’nın yeni görsel kimlik felsefesi “flow/akış” temasının yeni havalimanı içerisinde mekansallaştırılması amacıyla açılan uluslararası bir tasarım yarışmasının Softroom tarafından kazanılmasıyla doğdu. Proje bünyesinde yer alan ve bir kilometreyi aşan uzunluğu ile dünyanın en uzun parametrik iç mekan formlarından biri olarak oluşturulan ve ilhamını İstanbul’dan alan “The Flow Wall”, altı yeni özel yolcu salonunu birleştiren dalga formu ile görsel bir imza tanımlayarak farklı yolcu ihtiyaçlarını karşılayacak bir alan bütünlüğü oluşturuyor. Duvar, görsel kimlik felsefesiyle bütünleşen imgesel değerinin ötesinde, bir dizi yolcu salonunu birbirine bağlayan düzenleyici rol üstlenerek kesintisiz bir dolaşım güzergahı ortaya koyuyor. Ayrıca, bükülüp değişen formlarıyla yolcu