Osmanlı’dan bugüne Gülhâne Parkı…

İstanbul’da doğa, kültür ve tarihin içiçe olduğu Gülhâne Parkı, yemyeşil alanlarının yanı sıra müze ve kütüphaneleriyle ziyaretçilerini kültürel bir geziye çıkarıyor.

İstanbul’da doğa, kültür ve tarihin içiçe olduğu Gülhâne Parkı, yemyeşil alanlarının yanı sıra müze ve kütüphaneleriyle ziyaretçilerini kültürel bir geziye çıkarıyor.

Osmanlı Devleti’nde Topkapı Sarayı’nın dış bahçesi olarak kullanılan ve içinde barındırdığı güllerden adını alan tarihi bir mekan olan Gülhâne Parkı, 1912 yılında park haline getirilerek halkın hizmetine açıldı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 24 Kasım 1928 yılında kara tahta üzerinde Latin harflerini halka tanıttığı törenin Gülhâne Parkı’nda gerçekleşmesi; parkın önemini Cumhuriyet döneminde de koruduğunun göstergesidir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2001 yılında gerçekleştirilen restorasyonla 2003 yılında halkın kullanımına açılan park, Yarımada’nın en bakımlı en büyük parkı olarak halkın yararına sunuldu.

Gülhâne Alemdar Caddesi’nde bir kapısı bulunan Gülhâne Parkı’na; Sarayburnu tarafında bulunan kapıdan da giriş yapılabilir. Alemdar Caddesi yönünde iki çeşme bulunan kapıdan sol taraf Gülhâne Parkı’na; sağ tarafta kalan yokuş ise sizi İstanbul Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk’e götürür.

Gülhâne Parkı’nın girişinde sol tarafta sultanların resmigeçitleri izledikleri zarif bir tarzı olan Topkapı Müzesi Alay Köşkü yer alıyor. Aynı zamanda burada Ahmet Hamdi Tanpınar Müze Kütüphanesi de bulunuyor. Köşke doğru çıkan taş rampa ise padişahların köşkün kapısına kadar atla gelmeleri için yapıldı.

Parkta yaptığınız yürüyüş boyunca yolun her iki tarafının ağaçlar, çimenler ve çiçeklerle kaplı olduğu göreceksiniz. Bu yol üzerinde sol tarafınızda 2017 yılında açılan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Prof. Dr. Fuat Sezgin ve Prof. Dr. Ursula Sezgin Bilimler Tarihi Kütüphanesi bulunuyor.

Kütüphanenin ilerisinde İslam Bilim Tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin tarafından hazırlanan ve 24 Mayıs 2008 yılında açılan; alet, cihaz kopyaları, maket ve model koleksiyonu ile alanında Türkiye’de ilk, Frankfurt’tan sonra dünyada ikinci örnek teşkil eden İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi yer alıyor.

Parkın Sarayburnu çıkışına doğru hatıra fotoğrafı çektirebileceğiniz “Gülhane” yazısı bulunuyor. Parktan çıkış yapmadan sağ taraftaki yokuşu takip ettiğinizde ise 15 metre yüksekliğinde Gotlar Sütunu bulunuyor.

Müze ve kütüphane ziyaretlerinin ardından parka geri dönüp, park içerisinde bulunan kafede yemeğinizi yiyebilirsiniz. Kafede yemek istemiyorsanız dışarıdan aldığınız yiyeceklerinizi park görevlilerinin izin verdiği alanlarda çimenlerde yiyebilirsiniz.

Gülhâne Parkı’na Kabataş – Bağcılar, Kabataş – Cevizlibağ tramvay hattını kullanarak Gülhâne durağı ya da Sultanahmet durağından inip yürüyerek ulaşabilirsiniz.

Anadolu ya da Avrupa Yakası’ndan Marmaray ile geldiğiniz zaman Sirkeci durağından indikten sonra buradan tramvay Bağcılar-Cevizlibağ yönüne giden tramvayı kullanabilir; ya da Sirkeci’den 5-10 dakikalık bir yürüyüşle parka ulaşabilirsiniz.

Gülhâne Parkı’na deniz yolunu kullanarak gelmek isteyen yolcular, Eminönü ya da Karaköy’e düzenlenen vapur ya da motor seferlerini kullanabilir; buradan tramvay hattına geçiş yapabilirler.

Kaynak: İstanbul Valiliği Web Sitesi

İlgili Konular:
TOKİ Haber
TOKİ Haber

Gök Medrese müzeye dönüştürülecek

Sivas'ta, adını üzerindeki gök mavisi çinilerden alan 748 yıllık Gök Medrese, "Vakıflar Müzesi"ne dönüştürülecek.
Sivas’ta, adını üzerindeki gök mavisi çinilerden alan 748 yıllık Gök Medrese, “Vakıflar Müzesi”ne dönüştürülecek. Sivas’ta, Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından 1271’de Konyalı Kaluyan’a yaptırılan Gök Medrese’nin restorasyonu devam ediyor. Selçuklu mimarisinin en seçkin eserleri arasında yer alan Gök Medrese’de, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan 8 kişilik heyet, Ağustos 1997’de fotogramik çekimler, rölöve ve tespit çalışmalarıyla restorasyona başlamıştı. Adını üzerindeki gök mavisi çinilerden alan, “mavi medrese” olarak da bilinen Gök Medrese, yıllar süren çalışmaların ardından restorasyonun büyük kısmı tamamlanarak ziyarete açılmıştı. Sivas Valisi Salih Ayhan, Vakıflar Genel Müdürlüğünce restorasyonu gerçekleştirilen tarihi yapıda incelemelerde bulundu. Vakıflar Bölge Müdürü Cemal Karaca’dan çalışmalar hakkında bilgi alan Ayhan, eserin “Vakıflar Müzesi” şeklinde teşhir ve tanziminin yapılacağını belirtti. Ayhan, Sivas Kalesi altında bulunan Kale Evleri Projesi çalışmalarını da inceleyerek, yetkililerden bilgi aldı.

Osmanlı tarihine yolculuk: Topkapı Sarayı

İstanbul’un tarihine tanıklık eden ihtişamlı yapı Topkapı Sarayı, cihana hükmetmiş Osmanlı padişahlarına yüzyıllarca ev sahipliği yaptı.
İstanbul’un tarihine tanıklık eden ihtişamlı yapı Topkapı Sarayı, cihana hükmetmiş Osmanlı padişahlarına yüzyıllarca ev sahipliği yaptı. Günümüzde ise o dönemin hatıralarını yaşatan bir müze olarak hizmet vermektedir. Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u fethetmesiyle birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nun yeni başkenti olan İstanbul’da devletin yönetimi için bir merkeze ihtiyaç vardı. Bu amaçla 1460 yılında inşasına başlanan Topkapı Sarayı, Fatih Sultan Mehmet’ten itibaren otuz birinci padişah Sultan Abdülmecid’e kadar yaklaşık dört yüz yıl süreyle imparatorluğun idare, eğitim ve sanat merkezi olarak kullanıldı, aynı zamanda padişahların evi oldu. 3 Nisan 1924 yılında ise müze olarak hizmet vermeye başlayan Saray, bu özelliği ile Cumhuriyet’in ilk müzesi olarak tarihe geçti. Günümüzde yaklaşık 300 bin arşiv belgesi, Osmanlı dönemine ait silah ve araç-gereçten oluşan ihtişamlı koleksiyonların, Kaşıkçı Elması gibi paha biçilemez hazinelerin yanı sıra kutsal emanetleriyle Topkapı Sarayı Müzesi, dünyanın en büyük saray müzelerinden biri konumunda. Topkapı Sarayı’nın bölümleri 4 avlu ve 1 haremden oluşuyor. Saray, hizmet bölümü Birun ve iç örgütlenme yapılarını kapsayan Enderun olmak üzere 2 ana bölüme ayrılmış. Alay Meydanı: Padişah geçiş törenlerine sahne olan Alay Meydanı, Doğu Roma zamanlarından kalma dini yapı Aya İrini, Osmanlı ve Batı mimarisinin harmanlandığı törensel giriş kapısı Babüsselam ve birinci avluya geçiş sağlayan diğer bir törensel kapı olan

Kırmızı peripacaları turizme kazandırılacak

UNESCO Dünya Geçici Mirası Listesi'nde yer alan Erzurum'un Narman ilçesindeki kırmızı peribacaları turizme kazandırılacak.
UNESCO Dünya Geçici Mirası Listesi’nde yer alan Erzurum’un Narman ilçesindeki kırmızı peribacaları turizme kazandırılacak. Oluşumu ve yapısı bakımından Amerika’nın Kolorado Vadisi’ndeki Grand Kanyon ile benzerlik taşıyan Narman Peribacaları’nın turizme kazandırılması amacıyla proje başlatıldı. Erzurum Valisi Okay Memiş, peribacalarını tanıtacak projeyi yerinde incelemek için Narman ilçesini ziyaret etti. Vali Memiş, Narman Kaymakamı Mustafa Serin ve Belediye Başkanı Burhanettin Eser’den projenin uygulanma aşamasıyla ilgili bilgi aldı. Memiş, incelemenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, projeyi hayata geçirmek için zamanla yarıştıklarını söyledi. Narman Peribacaları’nın turizm potansiyelinin farkına vardıklarını ifade eden Memiş, “Yüzbinlerce insanın burayı ziyaret edeceğine inanıyoruz. Çünkü yol kenarı, ilçe merkezine çok yakın ve dünyada benzeri çok az olan muhteşem bir doğal oluşum” diye konuştu. Memiş, bölgede istihdama katkı sunacak çalışmaların yapılacağını belirterek, Erzurum Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Narman Belediyesi ile konaklama projesini hazırladıklarını dile getirdi. Projenin detayları hakkında bilgi veren Memiş, “1,5 milyon liralık bir proje. Bayramdan sonra ihalesini yapacağız ve kışa kadar kabasını bitireceğiz. Gelecek sene burada at safari, bisiklet safari, trekking, hatta balon seyahatine başlayacağız. Biz buraya inanıyoruz. Doğrudan 100-150 kişi istihdam edeceğiz. Bu proje, hem Narman’ın hem de Erzurum’un ekonomisine ciddi anlamda katkı sağlayacak. Türkiye’deki bütün vatandaşlarımızı şimdiden buraya davet ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu. NARMAN PERİBACALARI Narman Peribacaları, Narman ilçesinin güneyinde,