Tekfur Sarayı ziyarete açıldı

Blaherne Sarayı kompleksinden günümüze kalan tek saray olan Tekfur Sarayı, kapılarını ziyaretçilere açtı.
Tekfur Sarayı ziyarete açıldı

Blaherne Sarayı kompleksinden günümüze kalan tek saray olan Tekfur Sarayı, Osmanlı dönemine ait cam ve çini eserlerin sergilendiği; Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen özel müze statüsüyle kapılarını ziyaretçilere açtı.

Tekfur Sarayı’nın müze olarak açılma sürecinden bahseden İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Daire Başkanı Hüseyin Tok, “Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan izinler sonrasında Prof. Dr. Filiz Yenişehirlioğlu’nun başkanlığında Tekfur Sarayı’yla ilgili kazı çalışmaları yapıldı. 2005 yılında, kazı çalışmaları neticesinde ortaya çıkan veriler sonrasında ciddi araştırmalar yapılıp, raporlar hazırlandıktan sonra restorasyon teknikleri belirlendi. Gerekli izinlerin alınmasının ardından restorasyon süreci başlamış oldu” dedi.

2014 yılında restorasyonu tamamlanan Tekfur Sarayı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından müze olarak kullanılmasına karar verildi. Prof. Dr. Sümer Atasoy ve Prof. Dr. Filiz Yenişehirlioğlu’nun katkılarıyla Tekfur Sarayı’na müdahalenin en az olduğu, en uygun müze proje dosyası hazırlandı.

KAZILARDAN ÇIKAN ENVANTERLER SERGİLENİYOR

Tekfur Sarayı’nın geçmiş dönemlerde farklı işlevlerde kullanıldığını ifade eden Tok, “Tekfur Sarayı’nın oluşumu hakkında kesin bir tarih olmamakla birlikte 10, 11 ya da 12. yüzyıl gibi dönemlere tarihlendirilebiliyoruz. 1453’te İstanbul’un fethinden sonra farklı fonksiyonlarla hayatını idame ettiren Tekfur Sarayı’nın belli bir dönem camhane, belli bir dönem mumhane olarak kullanıldığını ayrıca burada çini atölyelerinin kurulduğunu, buradan çıkan eserlerin dünyanın birkaç yerinde ve İstanbul’umuzda birkaç camide var olduğunu yapmış olduğumuz araştırmalardan biliyoruz” dedi.

Kazılardan çıkan envanterlerin müzenin kurgulanması ve senaryosunun oluşturulmasında önemli bir veri oluşturduğunu söyleyen Tok, “Tekfur Sarayı kazılarından çıkan envanterlerin için Kültür ve Turizm Bakanlığı’mıza başvuruda bulunduk. Bunun neticesinde Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Arkeoloji Müzesi ve Topkapı Sarayı’nda bulunan Tekfur Sarayı’na ait eserler buraya geldi ve sergilenmeye başladı. Böylece Tekfur Sarayı mimari özelliklerinin yanı sıra işlev özelliklerini de yansıtan envanterleri burada işlemiş olduk” diye konuştu.

Tekfur Sarayı Müzesi’nin en alt katında ziyaretçilerin bilgi alması açısından sarayın restorasyon süreçlerini, teknik özelliklerini anlatan dijital ekranlar mevcut. Tekfur Sarayı’nın belli dönemsel işlevlerinden kaynaklı olarak kazı çalışmalarında ortaya çıkan çini fırınlarının sergilenmesi konusunda müzenin girişinde bir alan da bulunuyor.

Müzenin ikinci katında Tekfur Sarayı kazı çalışmalarında ortaya çıkan envanterler vitrinler içinde sergileniyor; tarihlendirildikleri döneme ait bilgi notları da yanlarında bulunuyor.

ESERLERİN HİKÂYELERİ DİJİTAL OLARAK MÜZEDE

Müzenin içerisinde Sarayın ve çıkan envanterlerin hikâyesini anlatan pek çok dijital donanım kullanılmış. Eserlerin hikâyelerini panolarla değil dijital olarak vermeyi tercih etmelerinin sebebini anlatan Tok, “İnteraktifliği ön plana çıkararak müzeyi ziyaret edenlerin ilgisini çekmek istedik. Müzenin ikinci katında geçmiş dönemlere ait yaşam, kültür, inanışa ait bilgileri ve resimleri ziyaretçiler dijital ekrana dokunarak görebiliyorlar. Ziyaretçiler ayrıca ikinci katta kazı çalışmaları sırasında çıkarılan tüm envanterleri cam tabanlı alanda görebilir. Projeksiyonlarla yansıtılan dijital çini esere istediğiniz deseni uygulayabildiğiniz bir dijital uygulama da mevcut.” diyerek müzede ayrıca ikinci katta gelen ziyaretçilerin eğlenceli vakit geçirmeleri için çini puzzle yapma ve çini boyama dijital ekranları da yerleştirdiklerini ifade etti.

Müzenin en üst katında Tekfur Sarayı’nda üretilen çini eserler sergileniyor. Müzeyle ilgili kendisini en çok heyecanlandıran konunun Tekfur Sarayı’nda gerçekleşen çini üretimi olduğunu ifade eden Tok, “Çini imalatının burada gerçekleştirilmiş olması ve buradan çıkan eserlerin dünyada pek çok eserde ve İstanbul’da kıymetli camilerde hala görülebilir ve ziyaret edilebilir olması çok önemli. Mesela Kâbe tasvirli çiniler burada üretilmiş ve camilere gönderilmiştir. Örneğin Cezri Kasım Paşa Camii’nde bulunan Kâbe tasvirli çini panosunun bu müzede replikası mevcut. Böyle bir alanın müzede olması beni heyecanlandırıyor.” diyerek ziyaretçilerin çini eserlerin sergilendiği alanda yer alan dijital haritadan faydalanarak Tekfur Sarayı’ndan çıkan çini eserlerinin nerelerde sergilendiği hakkında bilgi edinebileceklerini belirtti.

“MÜZENİN BİLİNİRLİĞİNİ ARTTIRMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Müzenin bahçesinde ise kafe, müze mağazası ve aynı zamanda Tekfur Sarayı’ndan çıkan diğer envanterler sergileniyor. Ziyaretçiye 17 Haziran’ da açılan müzenin şu an ücretsiz olarak gezilebildiğini belirten Tok, “Müzeye ziyaretçi sayısı günlük 70-80 kişi civarında hafta sonu ise 200-220 kişi civarında. Müzenin kısa sürede bilinirliğini arttırmak için çalışmalara devam ediyoruz. Bu çalışmalarla ziyaretçi sayılarında da bir artış bekliyoruz” dedi.

Tekfur Sarayı’nın İstanbul’da ayakta kalmış ziyaret edilebilecek düzeyde bulunan bir Bizans yapısı olmasından ötürü ziyaret edilmesi gerektiğini ifade eden Tok, “Bu müze belirli bir dönem saray diğer dönemlerde ise çeşitli işlevler üstlenmiş sarayın serüvenini ziyaretçilere aktarabilmek adına çok önemli.

Bugün burada uzun ve meşakkatli bu süreçte Kültür ve Turizm Bakanlığı’mızın vermiş olduğu destek başta olmak üzere pek çok insanın gayretli çalışmaları neticesinde İstanbul’umuza bu eseri kazandırmış olmanın haklı gururunu yaşıyoruz.” diyerek Tekfur Sarayı’nın bu noktadan itibaren müze olarak devam etmesinin sevindirici ve ümit verici olduğunu vurguladı.

Kaynak: İstanbul Valiliği Web Sayfası ( http://www.istanbul.gov.tr/)