TİKA, Etiyopya’da Necaşi Türbesi’ni restore etti

TİKA'nın restore ettiği Kral Necaşi Türbesi’nde binlerce kişinin katılımıyla Aşure Günü etkinlikleri düzenlendi.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) yenileyerek İslam dünyasına yeniden kazandırdığı Kral Necaşi Türbesi’nde binlerce kişinin katılımıyla Aşure Günü etkinlikleri düzenlendi.

Ülkenin kuzeyindeki Mekelle şehrinden 60 kilometre uzakta bulunan Kral Necaşi ve 15 sahabe türbesinin bulunduğu yerleşkede dün akşam binlerce kişinin katılımıyla Aşure Günü etkinlikleri düzenlendi. TİKA’nın kültür hayatına yeniden kazandırdığı ve kısa zamanda ülke turizminin öne çıkan merkezlerinden biri olan yerleşkedeki etkinliklerde Tigray Eyaleti Başkanı Debretsion Gebremichael, Etiyopya İslam İşleri Yüksek Konseyi Başkanı Müftü Hacı Ömer İdris ve TİKA Addis Ababa Program Koordinatörü Mehmet Ali Yetiş’in yanı sıra Sudan, Eritre ve Cibuti’den gelen Müslümanlar da yer aldı. İlahilerin okunduğu, toplu duaların edildiği programa kadın ve erkek her yaştan Müslüman büyük ilgi gösterdi.

TİKA eliyle yürütülen ve yepyeni bir çehreye kavuşturulan yerleşke hakkında açıklamalarda bulunan İdris, “Allah kendisinden korkan kullarına güzel işler yapması için fırsatlar veriyor. Etiyopya halkı olarak Necaşi Türbesi’ni yenilemeyi hep istedik. Ama bu güzel işi yapmayı Allah Türkiye’ye nasip etti” ifadesini kullandı.

Muharrem ayının onuncu gününe denk gelen Aşure Günü’nün İslam tarihi açısından önemine değinen İdris, tüm Müslümanlarının birlik ve beraberliğinin önemine vurgu yaptı.

“EN ÖNEMLİ PROJELERDEN BİRİ”

TİKA Addis Ababa Program Koordinatörü Yetiş de TİKA’nın 150’den fazla ülkede proje hayata geçirdiğini belirterek, “Bu projelerin içerisinde ülkelerin turizm potansiyelini geliştirecek tarihi ve kültürel açıdan değerli mekan ve kişilere yönelik projeler de yer almakta. Kral Necaşi Türbesi ve Çevre Düzenlemesi projesi bu kapsamda Etiyopya’da gerçekleştirdiğimiz en önemli projelerden biri” diye konuştu.

Geçen yıl Eritre sınırının açılmasıyla ziyaretçi akınına uğrayan türbenin bu yıl kara yolu kapalı olmasına rağmen dünyanın pek çok yerinden ziyaretçi ağırladığını hatırlatan Yetiş, “Gerek dini idarelerin gerekse Tigray Eyalet yönetiminin gösterdiği ilgi projenin başarısının en önemli göstergelerinden biri” dedi.

“NECAŞİ’NİN HERKES TARAFINDAN ANLAŞILMASI GEREKİYOR”

Türbe alanındaki Necaşi Camisi’nin İmamı İbrahim Ahmed, buradaki programın amacının Kral Necaşi’nin Müslümanlar için ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak olduğunu dile getirdi. İslam coğrafyasının birbiriyle “çekişme halinde” ve “paramparça” olduğunu dile getiren Ahmed, Kral Necaşi’nin yöneticilik anlayışı ve adaletinin herkes tarafından bilinmesi ve anlaşılması gerektiğini anlattı. Cibuti’den yola koyulup etkinliklere katılan Abdullah Abdussamed ise burayı yenileyerek dünya Müslümanlarına kazandıran Türkiye’ye teşekkür ve dualar etti. Etiyopya’nın İslam tarihi açısından taşıdığı öneme değinen Abdussamed, ülke topraklarının sahabeler sayesinde gönül rızasıyla İslam’a kucak açan ilk topraklardan biri olduğunu anımsattı.

KRAL NECAŞİ

Necaş Köyü Hicretten önceki dönemde Mekke’de gördükleri maddi, manevi işkenceler ve zulümler sebebiyle vatanlarını terk etmek zorunda kalan ilk Müslümanlar, Hz. Peygamber’in izniyle Habeşistan’a hicret etti. Farklı tarihlerde iki kafile halinde yola çıkan sahabeler, Kızıldeniz’i aşarak Afrika topraklarına geçti ve Afrika’nın ilk Müslüman topluluğunu oluşturdu. Müslümanları topraklarına kabul eden Necaşi Ashame, Müslümanların anlattıklarından ve yaşantılarından etkilenip kısa süre sonra İslam’ı kabul etti. Hicretin 9. yılında vefat eden Necaşi Ashame’nin cenazesi, Müslümanların yerleştiği bu köye defnedildi ve bu bölge Necaş Köyü olarak anılmaya başlandı. Amharca’da “hükümdar” anlamına gelen ve Batı dillerinde negus imlasıyla yazılan negasi kelimesinin Arapçalaşmış şekli olan necaşi aslında Habeş kralları için kullanılan bir unvan. Asıl adı Ashame olan Habeş Kralı da zamanla unvanının lakaplaşmasıyla Kral Necaşi olarak anılmaya başlandı.

TOKİ Haber
TOKİ Haber

“Medeniyetimizin izlerini koruyacak, modern şehirler kuracağiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hem medeniyetimizin izlerini koruyacak hem modern dönemin şartlarına uyum sağlayacak hem de küreselleşen dünyada ‘ben de varım’ diyebilen şehirler kuracağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hem medeniyetimizin izlerini koruyacak hem modern dönemin şartlarına uyum sağlayacak hem de küreselleşen dünyada ‘ben de varım’ diyebilen şehirler kuracağız” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası’nda düzenlenen 2. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi’ne katıldı. Kongre’nin ana teması “Şehirlerin Dili” programında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehirlerin mekânla insanın buluştuğu yerler olduğunu belirterek medeniyetlerin de şehirlerde inşa edildiğine işaret etti. Her medeniyetin kendi inanç, ahlak, sanat ve felsefe anlayışı çerçevesinde şehri tanımladığını ve şekillendirdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimi şehirlerin eğlence için insanların katledildiği arenalarıyla öne çıktığını, kimi şehirlerin cadı suçlamasıyla insanların yakıldığı meydanlarıyla ünlendiğini, kimi şehirlerin de yüzbinlerce canın telef edilerek yükseltildiği devasa yapılarıyla tarihte yer bulduğunu anlattı. “Bizim medeniyetimiz ise ‘önce insan’ diyen bir tasavvurun eseri olarak inşa edilmişlerdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yahya Kemal’e göre bizim devlet kurma ve askerlik dışında, dünya ortalamasının fevkinde olan üç büyük sanatımız vardır. Bunlar mimari, şiir ve musikidir. ‘Hüner, bir şehir bünyâd etmektir, / Reaya kalbin âbâd etmektir.’ Fatih bu mısralarıyla, aslında bizim şehirlerimizin kuruluş amacını da ifade ediyor. Evet… Devleti ve şehri yaşatmanın yolunun insanı yaşatmaktan geçtiğini ifade eden bir medeniyetten söz ediyoruz. Farabi buna ‘erdemli şehirler’ diyor. Camileriyle, medreseleriyle, kütüphaneleriyle, şifahaneleriyle anılan şehirleri inşa ve imar

Türkiye’den dünyaya örnek tarihi eser hassasiyeti

Tarihi eser hırsızlığına geçit vermeyen Türkiye, Irak’a tarihi miraslarını teslim etti.
Hatay Cilvegözü sınır kapısından geçtiğimiz yıl Türkiye’ye sokulmak istenilen tarihi eserler doğduğu topraklar olan Irak’a iade edildi. Anadolu’dan kaçak yollarla yurt dışına çıkarılarak dünyanın en seçkin müzelerinde sergilenen tarihi mirasının hassasiyetle izini süren Türkiye, başka ülkelerin tarihi eserlerine de sahip çıkıyor ve kendi toprakları üzerinden kaçakçılığa izin vermiyor. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, geçtiğimiz yılın şubat ayında, Cilvegözü gümrük kapısında bir tırda yapılan denetim sırasında kaçak yollarla yurda sokulmak istenilen ahşap ve prinçten üretilmiş toplam 160 adet obje ile ipek halıyı Iraklı yetkililere teslim etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi uzmanlarınca yapılan incelemeler neticesinde etnografik nitelikte kültür varlığı olduğu tespit edilen eserler; 20 ipek halı, 49 parça mobilya takımı, 2 soba, 2 kapı kanadı, 1 dolap, 2 sandık, 4 ile toplam 80 parçadan oluşan objelerden oluşuyor. Bakan Yardımcısı Nadir Alparslan’ın iadesini sağladığı tarihi eserler arasında ayrıca, Irak kökenli olduğu tespit edilen ve Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü’nde koruma altında tutulan ve M.Ö. 2 bin yılına tarihli bir adet de silindir mühür bulunuyor. TÜRKİYE IRAK’A ESERLERİN İADESİ TALEBİNDE BULUNDU Cilvegözü gümrük kapısında 3 Şabat 2018 tarihinde yakalanarak, kültür varlığı olduğu tespit edilen eserler Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığına verilen bilginin ardından Hatay Arkeoloji Müzesi Müdürlüğünde korumaya alınmıştı.

Sümela’da nefes kesen restorasyon çalışması

Kültür ve Turizm Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından Sümela Manastırı'nda yapılan zorlu restorasyon çalışmalarının fotoğraflarını paylaştı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından Sümela Manastırı’nda yapılan zorlu restorasyon çalışmalarının fotoğraflarını paylaştı. Trabzon’un Maçka ilçesi Altındere Vadisi’ndeki Sümela Manastırı’nda 2015 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları coğrafi ve iklimsel koşulların zorluğuna rağmen devam ediyor. İlk etabı tamamlanan restorasyon kapsamında en zorlu görevlerden birini ise sarp yamaçlarda çalışan dağcılar yapıyor. İlk etap restorasyon çalışmaları tamamlanan Sümela Manastırı geçtiğimiz mayıs ayında ziyarete açıldı. Özel ekip, Sümela Manastırı ve ziyaretçiler için tehlike oluşturan kayaları tek tek yamaçtan aşağıya düşürerek, sarp yamaçları çelik ağlarla örüyor. 200 metre yükseklite çalışan ekibin sarp kayalarda işlerini korkusuzca yapmaları fotoğraflara da yansıdı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından Sümela Manastırı’nda yapılan zorlu restorasyon çalışmalarının nefes kesen fotoğraflarını paylaştı. ⚠️ "Sümela Manastırı"nın zorlu coğrafi koşullarında sürdürdüğümüz restorasyon çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor… 😲 pic.twitter.com/ZMfdMDcyNC— T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı (@TCKulturTurizm) September 19, 2019