Türkiye’nin en sıra dışı camisi

Muğla'daki Stratonikeia Antik Kenti içerisinde yer alan tarihi Şaban Ağa Camii, sıra dışı yapısıyla dikkat çekiyor.

Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti içerisinde yer alan ve restorasyonunun ardından yeniden ibadete açılan tarihi Şaban Ağa Camii, sıra dışı yapısıyla dikkat çekiyor.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde de bahsi geçen Şaban Ağa Camii, restorasyon çalışmalarının ardından geçtiğimiz ay yeniden ibadete açıldı. Restorasyon kapsamında cami girişinde ve içerisinde zemine eklenen cam bölmelerle, caminin ilk inşa edilen alanları ile sütunlar ve bazı yapılar gözler önüne seriliyor. Bu bölümler Roma, Selçuklu ve Osmanlı döneminden izler taşıyor. Evliya Çelebi’nin geldiğinde caminin altından geçen kanal ve üzerinde oturduğu yerler de cam altına alınarak ziyaretçilere gösteriliyor. Girişte bulunan sadaka taşı ve sanduka da korumaya alınan eserler arasında yer alıyor.

Tarihi Şaban Ağa Camii, antik kent içinde yer alan ve ibadete açılan ilk ve tek cami olma özelliğini taşıyor. Osmanlı döneminde inşa edilen camiye gelenler, hem ibadetlerini yapıyor hem de tarih içinde yolculuğa çıkıyor.

Roma’dan günümüze her dönemden izler taşıyan tarihi cami, restorasyon çalışmalarının ardından geçen ay ibadete açıldı. 32 yıldır kullanılmayan camide yeniden ezan sesi yükselmeye başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz ağustos ayında Stratonikeia Antik Kenti’ni ve Şaban Ağa Camii’ni ziyaret etmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ardından tarihi camiyi Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş da ziyaret etti. Muğla programı kapsamında camide incelemelerde bulunan Erbaş, burada öğle namazını kıldı.

Namaz sonrası cami çıkışında basın mensuplarına bir açıklama yapan Başkan Erbaş, “Bugün Stratonikeia Antik kentini ziyaret ettik. Kentin bütün tarihi zenginliklerini görmeye çalıştık. En önemli tarihi eserlerden birisi olan Şaban Ağa Camii’ni ziyaret ettik, namazımızı kıldık. Allah kabul eylesin. Sayın Cumhurbaşkanımız bundan kısa bir zaman önce bu tarihi kenti ziyaret etmiş, Yatağan ilçemizle ilgili bazı talimatlarda bulunmuştu, şuan Yatağan ilçemizin hem müftüsü görevine başladı hem de tarihi Şaban Ağa Camimizin kadrosunu verdik, imamı göreve başladı. Cuma namazları kılınmaktadır” dedi.

Başkan Erbaş, cami ve antik kentle ilgili Stratonikeia Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Bilal Söğüt’ten bilgi aldı.

STRATONİKEİA ANTİK KENTİ

Stratonikeia kent merkezinde yapılan kazı ve araştırmalar, Geç Bronz Çağı’ndan günümüze kadar yerleşimin olduğunu gösteriyor. MÖ 281-261 yılları arasında tahtta bulunan Seleukos Kralı Antiokhos’un eşi Stratonike adına kurulan kent, Hellenistik, Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde yerleşim yeri olmuş.

Antik kent içinde, arkaik ve klasik döneme ait iki farklı sur duvarı, Hellenistik dönemden Anadolu’nun en büyük Gymnasionu ve Tiyatro, Roma İmparatorluk dönemine tarihlenen meclis binası, hamam kompleksleri, agoralar, tapınaklar, şehir kapıları, sütunlu cadde, çeşmeler ve su yapısı, mezar anıtları gibi yapılar bulunuyor.

Bizans döneminden kiliseler ve evler görülebiliyor. Bunların dışında köy meydanında Beylikler dönemi hamamı, Osmanlı döneminden Şaban Ağa Camii ile kent içinde Osmanlı çeşmesi, ağa evleri, dükkanlar, Adnan Menderes dönemi meydan çeşmesi ve evler yer alıyor.

Stratonikeia, antik dönem ile Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi yapı ve kent dokusunun birlikte görülebileceği nadir yerlerden birisi. Farklı dönemlere ait pek çok yapının iç içe olması, kenti gezecekler için bulunmaz bir fırsat. Antik kentteki tarihi yapıların tamamı, Osmanlı dönemi taş döşeli yollarda yürüyerek gezilebiliyor.

TOKİ Haber
TOKİ Haber

İslam medeniyetinin bilim ve teknoloji tarihi bu müzede

İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, İslam medeniyetinin bilim ve teknoloji dünyasına katkılarını ziyaretçileriyle buluşturuyor.
Tarihi Yarımada’da Gülhane Parkı içerisinde, saray surlarına bitişik Has Ahırlar Binası’nda Prof. Dr. Fuat Sezgin’in gayretleriyle kurulan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, İslam medeniyetinin bilim ve teknoloji dünyasına katkılarını ziyaretçileriyle buluşturuyor. Yaşadığı süre boyunca hayatını İslam bilim ve teknoloji tarihini tanıtmaya adayan dünyaca ünlü İslam Bilim Tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin, İslam kültür dünyasında geliştirilen, icat edilen alet ve cihazların benzeri maketlerini ortaya koyma düşüncesini 80’li yıllarda Frankfurt Üniversitesi’ne bağlı Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü’nde hayata geçirdi. 2005 yılında dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un aynı nitelikte bir müzenin İstanbul’da kurulması isteğini Prof. Dr. Fuat Sezgin’e bildirmesinin ardından Prof. Dr. Fuat Sezgin’in öncülüğünde 2008 yılında müze açıldı. İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesinin İstanbul için öneminden bahseden Müze Müdürü Ziya Karatekin, “İstanbul, altı yüz yıla yakın bir zamandır İslam şehri olup, beş yüz yıla yakın bir zaman da İslam dünyasının başkentliğini yapmış önemli bir şehirdir. Kültür turizminin dünya üzerindeki en önemli merkezlerinden biri olup, İslam Medeniyetinin altın çağlarına şahitlik etmiş olan İstanbul, kanaatimce her yönüyle İslam Medeniyet tarihini temsili haiz ve buna layık en doğru yerdir. Bu bakımdan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nin, böyle tarihi derinliğe sahip bir şehirde bulunması isabetli bir tercih olmuştur” dedi. 3 bin 500

12 bin arkeolojik eser “Yeni Müze”de

Kayseri’nin kültürel ve sanatsal buluşma noktası olacak olan ‘Yeni Müze’ binası ziyaretçilerine kapılarını açtı.
Kayseri’nin kültürel ve sanatsal buluşma noktası olacak olan ‘Yeni Müze’ binası ziyaretçilerine kapılarını açtı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kayseri’deki toplu açılış töreniyle hizmete sunduğu ‘Yeni Müze’ binası misafirlerini ağırlamaya başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kayseri Büyükşehir Belediyesinin iş birliğiyle İç Kale’de yapımı tamamlanan müzeye ilgi ilk günde yoğun oldu. Kültepe Kaniş-Karum kazılarında gün yüzüne çıkarılan en önemli eserler başta olmak üzere Paleolitik dönemden Osmanlı dönemi sonuna kadar bin 789 mirasın tematik olarak sergilendiği müzede interaktif sunumlar da yapılıyor. Kayseri Müze Müdürlüğü envanterine kayıtlı 12 bin 140 arkeolojik, 2 bin 378 etnografik, 22 bin 959 sikke olmak üzere toplam 37 bin 477 eserin korunarak teşhir edildiği Kayseri Yeni Müzesinde, Roma dönemine ait mil taşları, sütunlar, sütun başlıkları, mermer lahitler, steller ile Geç Hitit dönemine tarihlendirilen eserler sergileniyor. Kütüphane, kent arşivi, geçici sergi salonu, kafeterya, satış birimleri, toplantı salonu, atölyeler, idari birimler, laboratuvar ve bir de çok amaçlı salonun yer aldığı müze toplam 7 bin metrekare kapalı alana sahip. Müzede 2 bin 500 metrekare sergileme ve bin metrekare depo alanı bulunuyor. Kayseri Yeni Müzesine ev sahipliği yapan İç Kale, Büyükşehir Belediyesinin kafeteryaları ve sanatçılar sokağı ile şehrin kültürel ve sanatsal yaşamında önemli bir merkez olacak.

“Mimar Sinan’ın eserleri kent siluetini tanımlar”

İstanbul'un siluetini oluşturan Mimar Sinan’ın mimarlık anlayışını ve eserlerini Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Demet Binan anlattı.
Türk mimarlık tarihinin en önemli ismi olan Mimar Sinan, aynı zamanda dünya mimarlık tarihinin de en önemli mimarlarından birisi olarak kabul ediliyor. Mimar Sinan, zamanının ve coğrafi sınırlarının çok ötesine geçen mimari anlayışı ve ardında bıraktığı birbirinden eşsiz eserleri ile geniş bir coğrafyada Osmanlı izlerini yaşatmaya devam ediyor. Mimarlar Günü dolayısıyla; İstanbul için ayrı bir öneme sahip olan ve şehrin siluetini oluşturan Mimar Sinan’ın mimarlık anlayışını ve eserlerini Mimar Sinan Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Demet Binan anlattı. Mimar Sinan’ın elli yıl Osmanlı İmparatorluğu’na baş mimar olarak hizmet verdiğinden bahsederek sözlerine başlayan Prof. Dr. Demet Binan, “Hem örgütsel yapı olarak hem mimari olarak bu denli güçlü bir imparatorlukta, böyle bir baş mimarlık örneği yok. Dolayısıyla Sinan hem Osmanlı İmparatorluğu içindeki mimarlardan hem de dünyadaki diğer mimarlardan çok farklı bir konumda” dedi. Prof. Dr. Binan, “Sinan’ın 1492-1588 yılları arasında yaşadığı kabul ediliyor. Sinan, Kayseri’nin Ağırnas Köyü’nden devşirilerek Yeniçeri oluyor. Daha sonra Haseki oluyor ve sonrasında İmparatorluk Hassa Baş Mimarı olarak görev alıyor. Kendisinin yaptığı çalışmaları ve yapıları incelediğimizde Osmanlı’nın, Türk mimarisinin, Türk İslam mimarisinin standartlarını, ilkelerini belirleyen bir süreci oluşturmuş olduğunu görüyoruz. Bunu; yapılarında ve imparatorluk sınırları içindeki yapı üretim düzeni içinde görebiliyoruz. Mimari eserlerin bitirme işleri,