Türkiye’nin ilk ve tek kadın eserleri kütüphanesi

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, Türkiye’nin ilk ve tek kadın eserleri kütüphanesi olma özelliğini taşıyor.

Kadınların geçmişini iyi tanımak, bu bilgileri bugünün araştırmacılarına derli toplu bir şekilde sunmak ve bugünün yazılı belgelerini gelecek nesiller için saklamak” amacıyla kurulan Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, Türkiye’nin ilk ve tek kadın eserleri kütüphanesi olma özelliğini taşıyor.

8 Mart 1990’da tüzel kişiliğini kazanan Vakıf, 14 Nisan 1990’da, İstanbul’un Haliç-Fener semtinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce kendilerine tahsis edilen tarihi bir binada hizmete açıldı. Binanın giderleri, restorasyon ve bakım onarım çalışmaları yine Belediye tarafından karşılanıyor.

Kuruluşundan bu yana kadın tarihinin kaynaklarını (özel arşivler, günceler, fotoğraflar, afişler, kitaplar vb.) toplayan, elde ettiği kaynaklardan yararlanarak yeni yayınlar üreten, kolektif bir çaba, gönüllü emek ve sponsor desteğiyle projeler gerçekleştiren ve çalışmalarını sürdürmeye çalışan Vakıf, 2020 yılında 30. yılını kutlamaya hazırlanıyor.

“KADINLARIN ÜRETTİĞİ BİLGİYİ TANITMAK İSTİYORUZ”

Kütüphanede bulunan yayınlarla ilgili bilgi veren Vakıf Başkanı Aslı Davaz, “Kadın tarihi, toplumsal cinsiyet alanlarında çalışanların birincil kaynaklara ulaşabilmelerini sağlayacak en kısa yolları bulmaya çalışıyoruz. Bibliyografyalar ve arşiv katalogları yayınlıyoruz. 32 tane Osmanlı dönemi kadın dergisini, gönüllülerin de desteğiyle yeni harflere çeviriyoruz. Kütüphanecilik ve arşivcilik çalışmalarımızın yanı sıra konferans, panel, atölye, sözlü tarih çalışmaları, uluslararası sempozyumlar olmak üzere bugüne kadar 400’den fazla etkinlik düzenledik. Bu sayede kadınların ürettiği her türlü bilgiyi etkinlikler aracılığıyla tanıtmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

Kütüphane’de son dönemde yoğun olarak özel arşivlerde kataloglama ve dijitalleştirme çalışmalarına ağırlık verildiğini anlatan Arşiv Sorumlusu Sibel Sular, “Kütüphane, hem akademik çalışma yapanlar için hem meraklıları için bir hafıza merkezi. Dolayısıyla bunu ne kadar çoğaltabilirsek kadınların belleğine ilişkin o kadar derin bir hafızaya sahip olmuş olacağız” dedi.

“KADIN”A DAİR HER ŞEY BURADA

Kadın merkezli bir arşiv ve kütüphane özelliği taşıyan Vakıf’ta 16 koleksiyon bulunuyor. Bu koleksiyonlardan Kitap Koleksiyonu’nda 15 bin kadın konulu kitap, Süreli Yayın Koleksiyonu’nda 1928 Harf Devrimi öncesi (en eski tarihlisi 1869 Terakki-i Muhadderat) ve 1928’den günümüze olmak üzere iki ana bölüm çatısı altında bir araya getirilmiş kadın konulu süreli yayınlar yer alıyor. Diğer koleksiyonlar ve Vakfın çalışmalarıyla ilgili kapsamlı bilgi Vakfın web sayfası kadineserleri.org üzerinden edinilebilir.

Koleksiyonlarını bağış ve satın alma yoluyla zenginleştirmeye gayret gösteren Vakfın okuyucu salonunda, kapalı bir vitrin içinde Kerime Nadir’in yeğeni tarafından bağışlanan ve Kerime Nadir’in romanlarını yazarken kullandığı daktilosunu ve bir kütüphane dostu tarafından bağışlanan 1940-1950’li yıllara ait bir kadın eldiveni koleksiyonu görmeniz mümkün.

Haftanın beş günü okuyucu ve araştırmacıların ziyaretine açık olan Kütüphane, bunun yanı sıra Balat’ın son dönemde popülerleşmesiyle yerli ve yabancı turistlerin de ilgisiyle karşılaşıyor.

İlgili Konular:
TOKİ Haber
TOKİ Haber

İstanbul’un 15 asırlık silueti: Galata Kulesi

Dünyanın en eski kuleleri arasında sayılan Galata Kulesi, ziyaretçilerine hem derin bir tarih hem de kesintisiz bir İstanbul manzarası sunuyor.
Dünyanın en eski kuleleri arasında sayılan Galata Kulesi, ziyaretçilerine hem derin bir tarih hem de kesintisiz bir İstanbul manzarası sunuyor. İstanbul’un siluetini oluşturan en önemli yapılardan biri olan Galata Kulesi, uzun dönem yangın gözetleme kulesi olarak kullanıldı ve Galata Yangın Kulesi olarak adlandırıldı. İlk olarak Bizans İmparatoru Justinianos tarafından M.S. 507-508 yılında inşa edildi. Ancak bugünkü şeklinin 1348 yılında Cenevizler tarafından verildiği biliniyor. Günümüzde hala ayakta olan kule, Cenevizliler tarafından 1348 yılında Galata Surlarına ek olarak inşa edildi. Yüksek giriş katından sonra 9 kata sahip yapının ilk üç katında Ceneviz, diğer katlarında ise Osmanlı karakteri taşıdığı gözleniyor. II. Mahmut döneminde yapılan restorasyondan dolayı II. Mahmut için kule girişinde yer alan kitabede 16 mısralık methiye bulunuyor. Yapısının görkemiyle yerli ve yabancı turistler tarafından yoğun ilgi gören tarihi kule, İstanbul’u 360 derece görebileceğiniz seyir terası manzarası sunuyor. Seyir terasında İstanbul’u panoramik fotoğraflayabilir, ayrıca İstanbul semalarında tur atmak isterseniz 4 boyutlu helikopter simülasyonunu deneyebilirsiniz. On yedinci yüzyılda Hezarfen Ahmet Çelebi, uçuş denemeleri yaptığı Galata Kulesinden, tahtadan yapılan kanatları sırtına bağlayarak gerçekleştirdiği uçuşunu Üsküdar’da tamamladıktan sonra kuleye olan ilginin giderek arttığı biliniyor. Kuleyi ziyaret etmeyi isteyenler için çıkışta ilk 7 kat için asansör, ardından 2 kat merdiven bulunuyor. Galata Kulesi’ne özel araçla; Tarlabaşı yolundan

Cumhuriyet’in ilk yıllarından günümüze miras: Süreyya Operası

Süreyya Operası’nın tarihi serüvenini 12 yıldır genel koordinatörlüğünü üstlenen Dr. Murat Katoğlu anlattı.
İstanbul’un önemli sanat mekânlarından biri Süreyya Operası. Kadıköy Bahariye Caddesi üzerinde yükselen Süreyya Operası’nın tarihi serüvenini 12 yıldır genel koordinatörlüğünü üstlenen Dr. Murat Katoğlu anlattı. Opera binasına adını veren Süreyya İlmen’in 20. yüzyılın ilk yarısında girişimciliğiyle tanınmış bir iş insanı olduğunu ve İstanbul’da birçok eser yaptırdığını söyleyen Dr. Katoğlu, Maltepe’de bulunan Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Süreyya Plajı’nın bu eserlerden olduğunu belirtti. Dr. Katoğlu, “Süreyya Operası, İlmen’in 1920’li yıllarda yurt dışı seyahatlerinde gördüğü opera temsilleri, müzikal ve sanat faaliyetlerinin yapılacağı bir binanın İstanbul’da da bulunmasını arzu etmesi üzerine 1924 yılında inşasına başlamış, 1927’de tamamlanmış. İlmen’in kendi anlatımıyla bu binanın içi Berlin’de bulunan bazı tiyatro binalarından esinlenilerek inşa edilmiş. İlmen, fuaye ve dış alanın ise Paris’de bulunan ünlü Champs-Élysées Tiyatrosu fuayesinden örnek alınarak yapıldığını söyleyerek, “Gerçekten bütün o merdiven ve parmaklıklar tamamen oradan alınmıştır. Bu bina özel bir bina. Duvarlarındaki resimler Naci Kalmukoğlu, iç ve dışındaki heykeller ise Türkiye’nin ilk heykeltraşlarından İhsan Özsoy tarafından yapılmış. Bunların restorasyonları da TBMM Milli Saraylar İdaresi’nin restoratörleri tarafından özenle yapıldı” dedi. Binanın 1927 yılında tamamlandığını ifade eden Dr. Katoğlu, o dönemin şartlarından dolayı binanın ilk zamanlarda sinema olarak kullanıldığını söyledi. Bir dönem özel tiyatrolar temsiller verse de Süreyya Operası’nın yakın zamana kadar

UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 29 anıt daha eklendi

UNESCO 43. Dünya Miras Komitesi toplantısında, dünyanın farkı ülkelerinden 29 doğal ve kültürel anıt Dünya Mirası Listesi'ne alındı.
UNESCO 43. Dünya Miras Komitesi toplantısında, dünyanın farkı ülkelerinden 29 doğal ve kültürel anıt Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de 43. Dünya Miras Komitesi toplantısı yapıldı. Yaklaşık 180 ülkeden 2 bin 500’den fazla katılımcının yer aldığı, 1 Temmuz’da başlayan ve 10 gün devam eden toplantı sona erdi. Toplantı süresince üye ülkelerin Dünya Miras Listesi’ne sunduğu 38 aday incelendi ve bunlardan 29’unun listeye girmesi yönünde karar alındı. Burkina Faso’nun tarihi M.Ö. 8. yüzyıla kadar uzanan eski demir metalurji siteleri, Çin’in Liangzhu şehri arkeolojik kalıntıları, Irak’ın başkent Bağdat’ın güneyinde yer alan antik şehir Babil, Myanmar’daki budist mabetlerinin yer aldığı Bagan bölgesi, Avustralya’nın Budj Bim kültürel peyzajı, Rusya’nın Pskov kentinin 14 ve 17’inci yüzyıllara ait 18 tarihi anıtı, Bahreyn’in Dilmun höyükleri Bakü’deki toplantıda Dünya Mirası Listesi’ne girdi. Çekya ve Almanya’nın Erzgebirge / Krusnohori Madencilik Bölgesi, Hindistan’ın 1728’de kurulan Jaipur kenti, İngiltere’nin Jodrell Bank Gözlemevi, Polonya’nın Krzemionki Çakmaktaşı Madencilik Bölgesi, Çekya’nın 1579’da kurulan Kladruby nad Labem tören atları yetiştirme ve eğitim alanı, Kuzeydoğu İtalya’da bulunan ve şarap üretimi alanlarına sahip Prosecco bölgesi de listeye dahil edilen anıtlar arasında yer aldı. Laos’un Demir Çağı’nda cenaze uygulamaları için kullanılan ve 2 binden fazla boru şeklindeki taş