Ulu Önder Atatürk’ü saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz

Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü vefatının 81. yıldönümünde saygı, minnet ve rahmetle yad ediyoruz.

Tarihte, milletinin kaderini değiştirebilecek vizyoner liderlere nadir rastlanır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk de tarihte eşine ender rastlanan bu liderlerdendir. Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü vefatının 81. yıldönümünde saygı, minnet ve rahmetle yad ediyoruz.

İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Budak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, vizyonunu ve gençlere emanet ettiği Cumhuriyet’i anlattı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün 57 yıllık ömrüne pek çok önemli başarı sığdırdığını ifade ederek sözlerine başlayan Prof. Dr. Budak, “Mustafa Kemal Paşa her şeyden önce bir askerdi ve onun Nutuk’ta da dile getirdiği stratejisi; amacı belirlemek, birtakım aşamalara ayırmak ve her aşamayı sırası geldiğinde açıklayarak uygulamaktır. Başarısı da buradan kaynaklanıyor. Dönemin meşruiyet kurallarına riayet ederek, onları da gözeterek hedefe yürümeyi bilmiş, Milli Mücadele’yi askeri zaferleri kazandıktan sonra Lozan ve arkasından Cumhuriyet’in ilanı ve buna müteakiben de inkılapları gerçekleştirmeye koyulmuştur” diyerek devam etti.

HEDEFİNE ADIM ADIM İLERLEYEN BİR LİDER

Atatürk’ün, belirlediği hedeflere adım adım giden bir lider olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Budak, “Mesela Erzurum Kongresi günlerinde en yakın adamı Mazhar Müfit Kansu ile görüşürken ona, ‘Evlat şunları not et ve sadece sen bil, kimseye açıklama. Zamanı geldiğinde bunların hepsinin gerçekleştiğini göreceksin’ diyerek Türkiye’de yapmak istediklerini; Cumhuriyet’in ilan edileceği, inkılapların yapılacağını tek tek kendisine kaydettirmiştir. Kronolojik olarak bakıldığında da bütün reform ve inkılapların Cumhuriyet’in ilanından sonra gerçekleştirildiğini görüyoruz. Atatürk’ün kendi ifadesiyle, ‘Türkiye Cumhuriyeti İnkılaplarının gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını asri, medeni bir toplum haline getirmektir.’ Daha anlaşılır bir Türkçe ile ifade edecek olursak, Türkiye’yi, Türk Halkını, Türk Milletini çağdaş, medeni bir toplum haline getirmektir. Sadece toplumu değil, devleti de modern, Avrupai bir şekle dönüştürmek. Bu, Mustafa Kemal Paşa’nın ideali ve ütopyasıydı. Bunu da gençlik dönemlerinden itibaren görevi süresince hep dile getirmiştir. 1914’te, 1918’de yaptığı konuşmalarda eline imkân geçtiğinde Türkiye’yi nasıl dönüştüreceğini çok açık bir şekilde dile getirmiştir. Ortadoğu diye tabir ettiğimiz bu coğrafyada yeni bir devlet kurarak yeni bir toplum inşa etmeyi İran, Irak, Afganistan ve Mısır denemiştir. Ancak bunu başarabilen tek lider ve millet Atatürk ve Türk Milleti olmuştur” dedi.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAKTIR”

Genelde doğu toplumlarının isimlere takıldığına değinen Prof. Dr. Budak, “Atatürk büyük bir lider, kendi açısından kendisinin fani varlığının çok mühim olmadığını, mühim olanın fikirleri ve ortaya koyduğu eserlerin ebediyen yaşaması olduğuna işaret ediyor. Kendisinin ideal ve ütopyasının gerçekleşmiş hali modern bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Ben faniyim, ölümlü bir varlığım ama mühim olan, benim fikirlerim ve bunun mücessem (cisimleşmiş) hali olan Türkiye Cumhuriyeti’nin ve değerlerinin ilelebet yaşamasıdır. Atatürk, o ünlü sözü, ‘Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.’ ile de bence bunu anlatmak istiyordu. Mühim olanın kendisinin, ‘En büyük eserim’ dediği Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin değerleriyle beraber yaşamaktır” değerlendirmelerinde bulundu.

Ulu Önder’in, gençlere bu kadar önem vermesinin nedenini çok iyi bilmek gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Budak, “Atatürk’ün ana gayesi, Türkiye’yi toplum ve devlet olarak modern bir hale getirmekti. Yani o dönemin anlayışıyla Avrupa medeniyeti değerlerini benimsemiş ve şeklen de kendini ona göre geliştirmiş bir devlet ve toplum hayal ediyordu. Türkiye Cumhuriyeti’nin inkılaplarıyla bunu hedefledi. Toplumlar durağan değildir. İlber Ortaylı Hocamız Türk Modernleşmesini tanımlarken, ‘Modernleşme değişimin değişmesidir.’ ifadesini kullanır. En durağan dediğimiz toplumlar da değişir. Mühim olan, o değişimi hızlandırmaktır. Bir milletin en dinamik unsuru gençlerdir. Yeni bir devlet kuruluyor. Genç Cumhuriyet, reel milletten hareketle bu modern fikirleri benimseyebilecek yeni bir toplum inşa etmeyi hedefliyor. Atatürk’ün hem bayramı hem Cumhuriyeti gençlere emanet etmesinin kanaatimce altında yatan en önemli sebep, gençleri yeni fikirleri daha özelde de yeni genç Cumhuriyet’in ideallerini kolaylıkla benimseyip bunun savunuculuğunu yapabilecek neferler olarak görmesidir. İşte Atatürk’ün isteği, Türk gençliğinin de kendisi gibi modern bir toplum inşa etme ideali, bu noktadaki hassasiyet, duyarlılık ve kararlılığa sahip olmasıdır. Türk gençliği, şekle takılmadan, çağdaş medeniyet değerleri neyi gerektiriyorsa onu mutlaka kendisi benimsemeli ve gereğini yapmalıdır. Sadece Türk gençliği değil, Türk insanı da içinde yaşadığımız dönemin medeniyet değerlerini içselleştirmeli ve onun gereğini yapmalıdır” cümleleriyle, Atatürk’ün muasır medeniyetler seviyesini yakalama idealini vurguladı.

“GENÇLER, ATATÜRK’ÜN ÇAĞDAŞ MEDENİYETLER NOKTASINA ÇIKMA İDEALİNİ BENİMSEMELİ”

10 Kasım günlerinde Atatürk’ün hayırla yad edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Budak, bu anma günlerini aynı zamanda bir muhasebe günü olarak değerlendirmek gerektiğini ifade ederek, “Bu tarz yıldönümleri, anma günleri aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin geldiği noktanın bilimsel anlamda bir muhasebesinin yapılması gereken zamanlardır. Atatürk’ün de hedef olarak koyduğu bugünkü çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşabilecek hamleleri yapmak için eksiklerimiz nelerdir, bunun üzerine kafa yormamız gerekir. Sürekli yas içinde olmak bize kazandıracak bir şey değil. Vakar içerisinde Atatürk’e yakışır bir anmayı gerçekleştirmek, ama bunu yaparken de vefatı baz aldığımızda 81 yıldır nereden nereye geldiğimizi, eksiklerimizi, fazlalarımızı, yapmamız gerekenleri tespit edip o eksikleri gidermek için önümüze bakmamız, yol haritamızı yeniden belirlememiz gerekir. Ben, 81. ölüm yıldönümünde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Atatürk’ü saygı, minnet, rahmetle anıyorum. Onun, Türkiye’nin çağdaş medeniyetler seviyesine çıkartılması noktasındaki nihai amacının akılda tutulması gerektiğine inanıyorum. Bu amaca ulaşmada 1920-1930’larda koyduğu hedeflerin içinde yaşanan zamanın değerlerine göre sürekli güncellenerek Türkiye’nin kalkınması noktasında benimsenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun için gençlere tavsiyem yeni fikirlere, yeni düşüncelere açık olmaları. Gençlerin Atatürk’ün çağdaş medeniyetler noktasına çıkma idealini benimsemeleri gerektiğini düşünüyorum. Bu sadece gençlerin değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin her vatandaşının esas görevi olmalıdır” değerlendirmelerinde bulunarak sözlerine son verdi.

İstanbul Valiliği Web Sitesi

TOKİ Haber
TOKİ Haber

Bakan Kurum, Sivrice ilçesinde incelemelerde bulundu

Bakan Kurum, Elazığ'da 24 Ocak'ta meydana gelen depremin merkez üssü Sivrice ilçesinde incelemelerde bulundu.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Elazığ’da 24 Ocak’ta meydana gelen depremin merkez üssü Sivrice ilçesinde incelemelerde bulundu. Bakan Kurum, Elazığ’daki temasları kapsamında Bizmişen Mahallesi’ndeki toplu konut şantiyesinde gerçekleştirilen koordinasyon toplantısına katıldı, şantiye alanındaki örnek daireyi gezdi, yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Daha sonra kentte 24 Ocak’ta meydana gelen depremin merkezi üssü Sivrice ilçesinde incelemelerde bulunan Kurum, kendisini karşılayan vatandaşların sorunlarını ve taleplerini dinledi. Vatandaşların sorularını cevaplayan Murat Kurum, burada yaptığı konuşmada, depremin ardından yürütülen projelerde amaçlarının vatandaşın sağlam ve güvenli konutlarda yaşaması olduğunu belirtti. Yaşanan depremde kiminin akrabasını, çocuğunu, bir yakınını ya da komşusunu kaybettiğini, kiminin de enkaz altından yaralı çıkarıldığını ifade eden Murat Kurum, “O gün Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları çerçevesinde devletimizin tüm birimleri seferber oldular. Vatandaşımız için, Sivrice için gereken ne varsa valimiz, milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, jandarmamız, polisimiz hep birlikte hızlı bir şekilde yapmaya gayret gösterdik” diye konuştu. Kurum, o günden bu yana vatandaşların mağdur olmaması için süreci çok dikkatli, çok hassas bir şekilde yürütmeye gayret gösterdiklerini dile getirerek, “Elazığ genelinde 19 bin 300 bağımsız bölüme ilişkin çalışmayı başlattık. İnşallah 8’inci ayın sonundan itibaren vatandaşlarımıza etaplar halinde teslimlerini yapacağız ve inşallah bir yıl içerisinde de tamamını teslim etmiş olacağız” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda tüm ekiplerin

Bakan Kurum: Dünyaya örnek gösterilecek

Bakan Kurum, "Elazığ'da yaklaşık 19 bin 300 bağımsız bölümden oluşan konut çalışmasını başlattık ve bu çalışma gerçekten yeni Elazığ için Türkiye'ye ve dünyaya örnek gösterilebilecek" dedi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Elazığ’da yaklaşık 19 bin 300 bağımsız bölümden oluşan konut çalışmasını başlattık ve bu çalışma gerçekten yeni Elazığ için Türkiye’ye ve dünyaya örnek gösterilebilecek” dedi. Bakan Kurum, Elazığ’da depremzedeler için Yazıkonak, Karşıyaka, Mustafa Paşa mahallelerinde yapımı devam eden konutlarda incelemelerde bulundu, vatandaşların sorun ve taleplerini dinledi. Sürsürü Mahallesinde de inşası süren konutlarda incelemelerde bulunduktan sonra burada açıklama yapan Bakan Kurum, Kovid-19 salgını sürecinin ardından ilk ziyaretlerini Elazığ’a yaptıklarını söyledi. Bakan Kurum, “Elazığ’da 24 Ocak’ta bir deprem meydana gelmişti ve şehrimiz bu depremden ciddi anlamda etkilendi. O gün Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda İçişleri ve Sağlık Bakanlığımız seferber olmak suretiyle Elazığ’ımızın yaralarını sarmak için var gücümüzle gece gündüz hep birlikte çalıştık ve vatandaşımızın bu süreçten en az etkilenmesi adına atılması gereken adımları atmaya gayret gösterdik. Bu çerçevede 2 bin 23 binanın yıkımını gerçekleştirdik. 87 bin binada yaklaşık 250 bin bağımsız bölümde hasar tespit çalışmalarını yürüttük. Hemen hızlı bir şekilde 1500 kişilik ekibimizle hasar tespit çalışmalarını tamamladık. Süratli bir şekilde vatandaşlarımızın hasar tespitleri noktasında yıkılması gereken binaların yıkımını hızlı bir şekilde gerçekleştirmiş olduk. Elazığ’da yaklaşık 19 bin 300 bağımsız bölümden oluşan konut çalışmasını başlattık ve bu çalışma gerçekten yeni Elazığ için Türkiye’ye ve dünyaya örnek gösterilebilecek. Depremin hemen ardından

İç hat uçuşları başlıyor

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle mart ayında durdurulan uçak seferlerinin 1 Haziran’da yeniden başlatılacağını açıkladı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle mart ayında durdurulan uçak seferlerinin 1 Haziran’da yeniden başlatılacağını açıkladı. Bakan Karaismailoğlu, Kovid-19 salgını nedeniyle 28 Mart’tan bu yana havalimanlarında uçuşların durdurduğunu anımsatarak, salgınla mücadelede alınan tedbirler sayesinde önemli mesafe kat edildiğini ve bu kapsamda ulaşım altyapısında normalleşme sürecine başladıklarını söyledi. Yayılma hızındaki düşüş sayesinde yeni bir döneme girmiş bulunulduğunu vurgulayan Bakan Karaismailoğlu, havayolunda ilk seferin 1 Haziran günü saat 10.00’da TK2150 sefer sayılı İstanbul Havalimanı — Ankara Esenboğa Havalimanı uçuşu olacağını söyledi. İSTANBUL HAVALİMANINA SERTİFİKASI 1 HAZİRAN’DA VERİLECEK Karaismailoğlu, Kovid-19 salgınıyla mücadele kapsamında tüm havalimanlarında başarıyla alınan önlemlere ek olarak normalleşme sürecinde yeni uygulamaların hayata geçirileceğini kaydetti. Havalimanlarında tedbir çerçevesinde Kovid-19’a karşı sertifikasyon programı yaptıklarına dikkati çeken Bakan Karaismailoğlu, söz konusu sertifikasyon programı ile tüm havalimanlarının tekrar düzenlenmeye başlandığının altını çizdi. Salgın sertifikasının sadece havalimanı işletmecileri, terminal işletmecileri, yer hizmetleri kuruluşlarını değil aynı zamanda havalimanına yolcu getiren ulaşım araçları ile yolcular da dahil olmak üzere, her bir kurum/kuruluşun kendi bünyesinde alması gerekli tedbirleri de içermesi nedeniyle önemli olduğuna dikkat çeken Bakan Karaismailoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sertifikasyon genelgemizi yayımlamamızın ardından Bakanlığımız tarafından eğitim, bilgilendirme, denetim ve inceleme çalışmaları gerçekleştirilmeye başlandı. Bu süreçte havayolu taşımacılığı ile seyahat edecek vatandaşlarımız ile