“Vanodokya” kesin korunacak hassas alan ilan edildi

Van'da peri bacaları görünümüyle Kapadokya'ya benzediği için yöre halkı tarafından 'Vanadokya' olarak adlandırılan bölge, kesin korunacak hassas alan olarak ilan edildi.

Van’da peri bacaları görünümüyle Kapadokya’ya benzediği için yöre halkı tarafından ‘Vanadokya’ olarak adlandırılan bölge, kesin korunacak hassas alan olarak ilan edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarına göre, Van’ın Başkale ilçesi sınırları içerisinde bulunan Yavuzlar Peribacaları Doğal Sit Alanı, Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Tekirova-Adrasan-Gelidonya Burnu Arası Doğal Sit Alanı ve Konyaaltı ilçesindeki Geyikbayırı-Trebenna Antik Kenti Doğal Sit Alanı ile Muğla’nın Bodrum ilçesinde bulunan Küdür Yarımadası Doğal Sit Alanı “kesin korunacak hassas alan” olarak tescil ve ilan edildi.

Kesin korunacak hassas alan ilan edilen bölgelerden Van’ın İran sınırında bulunan Yavuzlar köyündeki peri bacaları, görünümüyle Nevşehir’in Ürgüp ilçesindeki Kapadokya’yı aratmıyor.

İlçe merkezine 33 kilometre uzaklıktaki Yavuzlar köyünde volkanik Yiğit Dağı’nın püskürttüğü kayaçların, yağmur sularının ve rüzgarın aşındırmasıyla ortaya çıkardığı peri bacaları, yöre halkı tarafından “Vanadokya” olarak adlandırılıyor.

Her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırlayan Vanadokya’da yaklaşık 17 bin peribacası, 25 mağara ve 12 oyma ev bulunduğu tahmin ediliyor. Yaklaşık 20 kilometrelik bir alanı kapsıyor.

Sadece peribacaları değil, aynı alanda bulunan ve son yıllarda yağışların etkisiyle ortaya çıkan, metrelerce uzunluktaki çok sayıda tünel ve mağara da turizme kazandırılmayı bekliyor.

TOKİ Haber
TOKİ Haber

Nuruosmaniye Sarnıcı, ziyaretçi ağırlamaya hazırlanıyor

İstanbul’da inşa edilmiş ilk barok özellikli cami olma özelliğine sahip Nuruosmaniye Camii’nin altında yer alan sarnıcın ziyarete açılması için restorasyon çalışması yapılacak.
İstanbul’da inşa edilmiş ilk barok özellikli cami olma özelliğine sahip Nuruosmaniye Camii’nin altında yer alan Nuruosmaniye Sarnıcı, ziyaretçi ağırlayabilmek için restorasyon çalışmalarına başlıyor. Bu yıl içerisinde yapılacak ilave restorasyon çalışmasının ardından ziyaretçilere kapılarını açması planlanıyor. Tarihi Yarımada’da bulunan Nuruosmaniye Camii’nin restorasyonu sırasında temizlenerek tekrar gün yüzüne çıkarılan Nuruosmaniye Sarnıcı’nın tarihçesinden bahseden Vakıflar 1. Bölge Müdürü Mürsel Sarı, “İçerisinde bulunduğumuz mekân Nuruosmaniye Camii’nin temel yapısı aslında. Tabii Nuruosmaniye Camii 1848 yılında 1. Mahmut tarafından inşaatına başlanmış bir eser. Osmanlı’nın klasik mimarisinden barok üsluba geçtiği bir döneme tesadüf etmekte. Fakat 1. Mahmut inşaat tamamlanmadan vefat ettiği için kardeşi 3. Osman tarafından inşaatı devam ettirilmiş ve 1855 yılında yapımı tamamlanmıştır” ifadelerini kullandı. Nuruosmaniye Camii’nin mimarisinden bahseden Sarı, “Nuruosmaniye Camii, 174 adet penceresiyle çok geniş ışık alan bir mimariye sahip ve kubbesinde de Nur Suresi’nin 35. ayeti (Allah göklerin ve yerin nurudur) yazılıdır. Bu sebeple hem o pencerelerden alınan ışık ve camiinin inşaatını tamamlayan 3. Osman’ın ismi ile ayette geçen mealen Nûrun Alâ Nûr ibareleri ile de külliyeye Nuruosmaniye adı verilmiştir” şeklinde konuştu. Caminin altında yer alan sarnıcın restorasyon süreçlerine değinen Vakıflar 1. Bölge Müdürü Sarı, “Zaman içerisinde bir takım çevresel etkenler ve statik problemlerden de dış cephelerde kayıplar olabilmekte. Bunun üzerine Vakıflar Genel

Yenikapı arkeoloji kazıları, İstanbul’un tarihine ışık tutuyor

Çağlar boyu üç büyük medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul'un köklü tarihi, Yenikapı’da 2004-2013 yılları arasında sürdürülen arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıkıyor.
Çağlar boyu üç büyük medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul’un köklü tarihi, Yenikapı’da 2004-2013 yılları arasında sürdürülen arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıkıyor. Şehirleri geleceğe taşıyan, üzerinde bulunduğu coğrafyanın geçmişiyle kurduğu kadim bağlardır. İstanbul, çağlar boyu ev sahipliği yaptığı üç büyük medeniyetin kültürüyle yoğrularak yaş alan ve bu sayede kendi özgün kültür birikimini teşekkül ettiren bir şehir olarak varlığını sürdürüyor. Bu varlığın uzandığı geçmiş, Yenikapı’da 2004-2013 yılları arasında sürdürülen arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıktı. Yenikapı Batıkları Projesinin başkanlığını üstlenen İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Kocabaş, 60.000 metrekarelik bir alanda yürütülerek İstanbul’un tarihini MÖ 6200’lere götüren Yenikapı Arkeoloji Kazıları ve İstanbul’un kültür mirasına dair değerlendirmelerde bulundu. Yenikapı Arkeolojik Kazıları, İstanbul’un tarihine ışık tutan bir zaman tüneli açtı. Kazı sürecine dair neler söylersiniz? İstanbul’un Yenikapı semtinde 2004 yılında başlayan arkeoloji kazıları bize, şehrin kadim geçmişine ışık tutacak çok önemli arkeolojik ve tarihi bilgiler sundu. İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’nün Marmaray ve Metro kazıları kapsamında başlattığı bu çalışmada yaklaşık olarak 600, bazen 1000’in üzerinde arkeoloji işçisi, 50 uzman ile 20 değişik üniversite ve enstitünün katılımıyla belki de yüzyılın en büyük arkeoloji kazılarından biri gerçekleştirildi. Bu kazılarda, İstanbul’un kadim geçmişine ışık tutacak inanılmaz arkeolojik verilere ulaşıldı. Şehrin 8500 yıllık geçmişiyle karşılaşıldı. Biz bir

İstanbul’u duygu atlası ile gezme fırsatı

Seyahat tercihlerinde ruh haline göre hareket etmek isteyenlere seçim olanağı sağlayan mobil "CheckFeel" (Duygu Atlası) uygulamasıyla İstanbul'daki mekanların duygu haritası çıkartılıyor.
Seyahat tercihlerinde ruh haline göre hareket etmek isteyenlere seçim olanağı sağlayan mobil “CheckFeel” (Duygu Atlası) uygulamasıyla İstanbul’daki mekanların duygu haritası çıkartılıyor. Toplumun ruh sağlığını güçlendirmek amacıyla 2011’de faaliyetlerine başlayan Ruh Sağlığı Derneği, sıradışı bir çalışmaya imza atıyor. “Ne nerede yenilir, içilir? Nerede kalınır?” gibi sorulara verilen yanıtlarla 2017’de “CheckFeel” (Duygu Atlası) adlı bir mobil uygulama geliştiren dernek, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin “Aynı dili konuşan insanlar değil, aynı duyguları paylaşan insanlar anlaşırlar” öğretisinden hareketle yola çıktı. İstanbul’un en hüzünlü, en eğlenceli ve en romantik mekanlarını tek bir uygulamada birleştiren “Duygu Atlası”, kullanıcılarına hem yer bildirimi yapma hem de bulundukları yerin kendilerine hissettirdiği duyguyu ifade edebilme fırsatı sunuyor. EN ROMANTİK YER KIZ KULESİ Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan, İstanbul’da pilot olarak uygulanan ve 10 bine yakın kullanıcıya ulaşan uygulamayla 150 bine yakın mekanda duygu paylaşımı yapıldı. Buna göre, İstanbul’un en huzurlu yeri Eyüpsultan, en hüzünlü yeri Karacaahmet, en heyecanlı yeri havalimanı, en romantik yeri Kız Kulesi oldu. “Duygu Atlası”yla İstanbul’daki mekanların duygu haritası çıkarılarak, kişilerin hissetmek istedikleri duyguyu en iyi yansıtan adreslere “duygu turizmi” gerçekleştirmesi hedefleniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ, Türk Hava Yolları ve Turkcell iş birliğiyle hazırlanan uygulama, İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA)