Yapıların vazgeçilmez ürünü: Ahşap

Doğal, sıcak, sağlıklı ve şık… Ahşap bu özellikleriyle hâlen günümüzün en cazip yapı malzemeleri arasında yer alıyor. Ahşap dokunuşlar ile evlerin estetiği artarken, sektör de gelişmeye devam ediyor.

Doğal, sıcak, sağlıklı ve şık… Ahşap bu özellikleriyle hâlen günümüzün en cazip yapı malzemeleri arasında yer alıyor. Ahşap dokunuşlar ile evlerin estetiği artarken, sektör de gelişmeye devam ediyor.

Ahşap, insanoğlu var olduğundan bu yana temel yapı malzemesi olmayı sürdürüyor. Dün olduğu gibi bugün de yapıların taşıyıcı elemanından kapıya, çatıdan zemine hemen her noktada ahşap var. Birçok malzemeye kıyasla daha pahalı olmasına rağmen kullanıcılar ahşaptan vazgeçmiyor.

Kent hayatının karmaşasından ve artan betonlaşmadan bunalan insan, evine doğayı getirme arayışını sürdürüyor. Ahşap kapılar, renkli veya doğal ahşap renginde mutfak-banyo dolapları, ahşap parkelerle evler olabildiğince doğal, daha sağlıklı ve şık hâle getirilmeye çalışılıyor. Ekonomik değeri giderek büyüyen ahşap malzemeler ülkemizde “ağaç ve orman ürünleri” sektörü altında toplanıyor. Orman ürünleri sanayisi üretim süreçlerine göre üç şekilde sınıflandırılıyor.

Birinci grupta kereste, levha, kontrplak, yonga levha, lif levha, kâğıt hamuru ve kâğıt gibi odunu doğrudan kullanan “Birinci imalat sanayi ürünleri” yer alıyor. İkinci grupta parke, doğrama, mobilya, karoser, prefabrik ev gibi konut alanlarına dönük “İkinci imalat sanayi ürünleri” ve son grupta müzik aletleri, ayakkabı kalıbı, ahşap oyuncak, kalem gibi nihai tüketicinin ağırlıklı gündelik yaşamında yer edinen ürünler bulunuyor.

Üretimin niteliğine bağlı olarak farklı segmentlerde sert ağaç, beyaz ağaç, sakızlı ve ince dokulu gibi farklı ağaç türleri kullanılıyor. Örneğin meşe ağacı, farklı türleriyle parke, kiriş, döşeme, kapı, pencere, duvar kaplaması ve mobilyaların en fazla tercih edilen ağaçları arasında yer alıyor. Kızılağaç, servi, çam, kavak ve pek çok ağaç türü nitelik ve kuru-ıslak kullanım alanlarına uygun olarak işlenen gözde ağaç ham maddeleri arasında dikkat çekiyor.

AVRUPA’DA BİRİNCİ

Türkiye’nin en eski üretim alanları arasında yer alan orman ürünleri sanayisi, köklü geleneğini günümüz teknolojisiyle harmanlıyor. Bugün ahşap sektöründe dünya standartlarının üzerinde teknolojiye ve kapasiteye sahip firmalarımız var. Ahşap malzeme üretiminde dünyanın sayılı ülkeleri arasına giren Türkiye; Lif levha (MDF) üretiminde Avrupa’da 1’inci, dünyada 2’nci sırada yer alıyor. Yonga levha üretiminde Avrupa’da 3’üncü, dünyada 5’inci sırada bulunan Türkiye, laminat parke üretiminde Avrupa 2’ncisi, dünya 3’üncüsü.

400 BİN KİŞİYE DOĞRUDAN İSTİHDAM

Ahşap malzeme sektörünü genişletip mobilya ve dekorasyonu da kapsayan orman ürünleri sektörü yaklaşık 400 bin kişiye doğrudan olmak üzere toplam 1 milyon kişiye istihdam sağlıyor.

Sektörün gücü ihracata da yansıyor. Ağaç ve orman ürünleri ihracatı 2017’de 4,44 milyar dolardan 5,01 milyar dolara yükseldi. Yükseliş 2019 yılında da devam ediyor. Mart sonu itibarıyla son 12 aylık ihracat toplamı 5,06 milyar dolar oldu.

Sektörü “ağaç ve ahşap eşya” olarak daralttığımızda da ihracat artışını görüyoruz. Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri’nden (OAİB) aldığımız verilere göre 2018 yılında Türkiye genelinde ağaç ve ahşap eşya ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 3,6 artarak 852,8 milyon dolar oldu. OAİB ihracatı ise yüzde 20 artarak 253,9 milyon dolara yükseldi.

KATMA DEĞERİ EN YÜKSEK ÜRÜNLER PENCERE VE PARKE PANO

En fazla ihracat yapılan ülkeler arasında Irak, İran, Gürcistan, Cezayir, Tunus, Bulgaristan, S. Arabistan, Azerbaycan, Arnavutluk, KKTC, Romanya yer alıyor. Ahşap yapı malzemeleri arasında katma değeri en yüksek ürünler ise pencere ve parke pano. “Pencere, pencere kasaları, çerçeve ve pervazları” sınıfı, 4,19 $/kg birim fiyatıyla en yüksek katma değerli ürün olarak öne çıkıyor. Parke panolar da 3,5 $/kg birim fiyatı dikkat çekiyor. Ahşap malzeme sektörünün, yüksek ham madde fiyatları, kalifiye eleman ihtiyacı, enerji fiyatlandırma politikaları, Ar-Ge ve teknolojiye yatırım ihtiyacının giderilmesi durumunda rekabet gücünü daha da artırması bekleniyor.

Kastamonu Entegre CEO’su Haluk Yıldız:
2019 İHRACAT HEDEFİMİZ 220 MİLYON DOLAR


Kastamonu Entegre CEO’su Haluk Yıldız

Kastamonu Entegre’nin 180 milyon dolar olan ihracatını 2019’da 220 milyon dolara çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Yıldız, dünya laminat parke üretiminde yüzde 6 pazar payına ulaştıklarına dikkat çekti.

Ağaç bazlı panel üretiminde Türkiye liderliğini aşıp dünyanın yedinci şirketi olan Kastamonu Entegre, 1,4 milyar dolarlık cirosuyla Amerika’dan Çin’e 100’den fazla ülkeye ihracat yapıyor. 2018 yılında şirketin ihracatını bir önceki yıla göre yüzde 33 artışla yaklaşık 180 milyon dolara ulaştırdıklarını söyleyen Kastamonu Entegre CEO’su Haluk Yıldız, 2019 ihracat hedefini ise 220 milyon dolar olarak belirlediklerini açıkladı. İhraç ürün grubu içinde en büyük payı yongalam ve medelamın oluşturduğunu söyleyen Yıldız, ihracatın sektörel düzeyde artması için şu önerilerde bulundu: “Yeni müşteri, mevcudun yenilenmesi ve sigorta taleplerinin Eximbank tarafından çok kısa zamanda değerlendirilip olumlu sonuçlandırılması ve Eximbank ihracat kredileri limitlerinin artırılması gerekmektedir. İhracat kabiliyetinin artırılması için navlun desteği programının kapsamı da genişletilmelidir. İhracatın artmasında Ticaret Bakanlığı’nın destekleri oldukça önem taşıyor. Firmaların yeni pazarlar ve potansiyel müşteriler keşfetmelerini sağlayan pazar araştırmalarından yurt dışındaki şirketlerle buluşmalarını sağlayan tanıtım ve fuar katılımlarına kadar birçok alanda ihracatçılara desteklerin artması sağlanmalıdır.”

50’NCİ YILDA İTALYA’DA ÜRETİM TESİSİ

Hayat Holding’in global ölçekte faaliyet gösteren iki büyük grubundan biri olan yüzde 100 yerli sermayeli Kastamonu Entegre, bu yıl 50’nci yılını kutluyor. Ağaç bazlı panel sektöründe hizmet vermek üzere İstanbul’da kurulan, ilk üretim tesisini Kastamonu’da açarak yonga levha üretmeye başlayan şirket, yarım asırda alanında Türkiye’nin ve dünyanın en önemli üreticisi hâline geldi. Romanya, Bulgaristan, Bosna Hersek, Rusya ve İtalya’da olmak üzere altı ülkeye yayılan üretim ağına sahip olan şirketin ABD’de odun yongası tedarik ve lojistik süreçlerini yürüttüğü bir kuruluşu da bulunuyor.

Tesislerinde toplam 5,5 milyon metreküp/ yıl ağaç bazlı panel üretim kapasitesiyle dünyanın 7’nci Avrupa’nın 4’üncü büyük üreticisi hâline gelen Kastamonu Entegre, 6 bin 300 kişiye istihdam sağlıyor. Firmanın ürünleri arasında; mobilya, dekorasyon ve inşaat sektörünün ihtiyaç duyduğu ham ve melamin kaplı MDF ve yonga levha, laminat parke (Floorpan, Artfloor), süpürgelik, yangına ve neme dayanıklı MDF ve yonga levha, boyalı panel, parlak panel (Glossmax Pro, Mattplus, Glossmax, Evogloss, Acrylic Panel), tezgâh (Technotop, Neotop), kapı paneli (Doorpan, Doorlam) yer alıyor.

Dünya laminat parke üretiminde yüzde 6 pazar payına ulaştıklarına dikkat çeken Haluk Yıldız, Türkiye’deki pazar payının ise tüm ürünlerde 25-30 civarında olduğunu aktardı. Bu yıl şirketin 50’nci kuruluş yıl dönümünde İtalya’daki üretim tesisinin devreye alındığını aktaran Kastamonu Entegre CEO’su Haluk Yıldız, “İlk etapta 180 milyon dolar tutarında yatırım yaptığımız bu tesislerde yüzde 100 geri dönüşümlü ham madde kullanarak İtalya mobilya sektörüne yönelik ham ve melamin kaplı yonga levha üretimine başladık. İkinci etap tamamlandıktan sonra toplamda 800 bin metreküp/ yıl kapasiteye sahip tüm tesislerimiz devreye girdiğinde İtalya’da yüzde 20 pazar payına sahip olacağız” diye konuştu.

LAMİNAT PARKENİN YÜZDE 10’UNU TÜRKİYE ÜRETİYOR

Sektöre ilişkin bilgi veren Kastamonu Entegre CEO’su Haluk Yıldız, ağaç bazlı panel sektörünün son 15 yılda yapılan yatırımlarla dünyanın en yeni ve modern tesislerini ülkemize kazandırdığını kaydetti. Bu yatırımlar sonucunda yonga levha ithalatının neredeyse sıfırlandığını hatta üretimin yaklaşık yüzde 20’sinin ihraç edildiğini belirten Yıldız, “Dünya ahşap bazlı panel sektörü büyüklüğü 200 milyon metreküp civarında olmakla birlikte Türkiye, dünya üretiminin yüzde 5’ini karşılıyor. Laminat parkede ise dünya üretimi 1 milyar metrekare civarında olup yüzde 10’u Türkiye’de üretiliyor. Sektörün dünya ve Avrupa sıralamasındaki yeri ülkemiz için gurur kaynağıdır” dedi.

KÖY OKULLARINA RENGÂRENK MASALAR

Kastamonu Entegre, bu yıl Ar-Ge merkezini Teknopark’a taşıyarak ağaç bazlı panel sektöründe bir ilki gerçekleştirdi. Üniversite-sanayi iş birliğine yönelik çalışmalara hız kazandırmak amacıyla TÜBİTAK’ın 2244’üncü Sanayi Doktora Programı’na katılan kuruluş, 12 farklı ülkenin yer aldığı “ECOBULK” Projesi’yle geri dönüşüm prosesi kolaylaştırılmış levha üretmeyi hedefliyor. 50’nci yılı kapsamında Kastamonu iline özel projelendirilen köy okullarına dönük sosyal sorumluluk projesine dikkat çeken Yıldız, şu bilgileri paylaştı: “Endüstriyel atıklarımızdan oluşturulan birbirinden renkli bank ve masaları içeren oturma gruplarını 50 köy okuluna bağışlıyoruz. Böylelikle atıkların değerlendirilmesi ve tekrar kullanıma özendirilmesi konusunda öncülük ederken, en önemlisi çocukların okul bahçelerinde seveceği, kullanmaktan ve görmekten keyif alacağı renkli ve yaratıcı alanlar, geri dönüşüm bahçeleri oluşturuyoruz. Projeyle yaklaşık 25 bin çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz.”

Dürdane Sevinç – TOKİ Haber Dergisi

İlgili Konular:
TOKİ Haber
TOKİ Haber

Tek rengin harmonisi: Monokrom tasarım

Sakin bir etkiye ihtiyaç duyulan mekânlarda sıklıkla tercih edilen monokrom ya da diğer bir deyişle "tek renkli" tasarım anlayışı, minimal ve özgün iç mekânlar oluşturmada tasarımcıya sınırsız bir özgürlük sağlıyor.
Sakin bir etkiye ihtiyaç duyulan mekânlarda sıklıkla tercih edilen monokrom ya da diğer bir deyişle “tek renkli” tasarım anlayışı, minimal ve özgün iç mekânlar oluşturmada tasarımcıya sınırsız bir özgürlük sağlıyor. İç mekân düzenlemelerinde daha tasarım aşamasında karşımıza çıkan ilk soru genellikle, “Hangi renk?” olur ve bu sorunun cevabı neredeyse tüm tasarımı etkiler. Doğru renk kombinasyonunu seçmek ise her zaman kolay değildir. Renklerin sihirli dünyasında yolunuzu ararken klasik renk teorisi ve renk çemberi size rehberlik edebilir. Renk armonileri ise dengeli bir tasarımın temelidir. Tasarımda istediğiniz etkiyi yaratmanızı sağlayacak renk armonilerini oluşturmak için çeşitli renk şemalarını kullanılabilirsiniz. Bunlardan biri ve en kolayı “monokrom” renk şemasıdır. Mono “bir” ya da “tek” anlamına gelse de bu renk yaklaşımı, tasarımda birçok yerde aynı rengin kullanılması demek değildir. “Monokrom”, resim, çizim, tasarım ya da fotoğrafların tek renkten oluştuğunu ifade eder. Kökü, Antik Yunan’da “tek bir renkten olan” ya da “tek renkli” anlamındaki “monokhrōmatos”tan gelir. Renk çarkındaki on iki renkten birini seçip tek bir rengin beyaz ile karıştırılması olan “nüans”, aynı rengin siyah ile karıştırılması olan “gölge” ve gri ile karıştırılması demek olan “tonlama” ile zengin ve birbiriyle uyumlu bir renk şeması oluşturulabilir. Aranan uyum ve dengeye kolaylıkla ulaşılmasını sağlayan monokromatik şemada tüm renkler tek bir temel

Kendi başına bir dünya: Pasajlar

"Kendi başına küçük bir dünya" olan pasajlar, büyüyen ve yeni alışkanlıklar edinen şehrin içinde eskisi kadar popüler olmasa da hâlen hayatımızda.
Bir zamanlar en değerli dükkânlara onlar ev sahipliği yaptı, ünlü sinema ve tiyatrolar onların çatısı altında hayat buldu. Walter Benjamin’in tanımıyla “kendi başına küçük bir dünya” olan pasajlar, büyüyen ve yeni alışkanlıklar edinen şehrin içinde eskisi kadar popüler olmasa da hâlen hayatımızda. İstanbul’da pasajlar ilk defa 18’inci yüzyılda ortaya çıkıyor. Bugün sıcak bir çay içmek isteyenlerin İstiklal Caddesi’nde uğradığı ilk adreslerden olan Hazzopulo için o dönem La Turquie gazetesi, “Yüksek fiyatlarına rağmen tüm dükkânları kiralandı” haberini geçmiş. Açıldığında Salle Adam mağazası çok popüler, bazı günler saz dinletileri bile yapılıyor. Bir de Namık Kemal’in İbret Gazetesi’ne ev sahipliği yapması var ki bu da uzun zaman sakıncalı bulunmasına neden olmuş. Mimari bir tarz olarak ortaya çıkması dönemi itibariyle birçok tartışmayı beraberinde getirse de pasajlar, şehrin alışveriş merkezleri olmaktan ibaret kalmıyor. Kültürel buluşmaların da mekânı olan pasajları, bu yapılar üzerine bir eser veren Walter Benjamin şöyle tanımlıyor: “Endüstriyel lüksün yeni sayılabilecek bir buluşu olan pasajlar, bina kitlelerinin arasından geçen, üstü camla örtülü, mermer kaplı geçitlerdir; bina sahipleri bu türlü spekülasyonlar konusunda aralarında uzlaşmaya varmışlardır. Işığı yukardan alan bu geçitlerin iki yanında en şık dükkânlar yer almaktadır; böylece bu türden bir pasaj, kendi başına bir kent, küçük bir dünya demektir.” PASAJ CENNETİ İSTİKLAL Benjamin’in

Alüminyum cephede yerli üretimin başarısı

Türkiye'de yüksek miktarda bulunan alüminyum, yapı sektörünün önemli cephe elemanlarından biri olarak modern mimari uygulamalarda kullanılmaya devam ediyor.
Türkiye’de yüksek miktarda bulunan alüminyum, yapı sektörünün önemli cephe elemanlarından biri olarak modern mimari uygulamalarda kullanılmaya devam ediyor. Yüzde 100 geri dönüştürülebilir özelliğe sahip alüminyum, yerli üretimin de katkısıyla tasarımda mimarlara özgün uygulama yapma imkânı da tanıyor. TOKİ Haber – Türkiye’nin önemli sanayi kollarından biri hâline gelen alüminyum, inşaat ve mimarideki kullanımını artırıyor. Yüzde 100 geri dönüştürülebilir olması, kolay şekil alması, hızlı uygulanabilmesi ve estetik oluşu alüminyumu inşaatın farklı alanlarına taşıyor. Giydirme cephe, kompozit panel kaplaması, pencere ve kapılar, balkon korkuluk ve cam balkon kapamaları, çatılar, alt konstrüksiyonu, görsel temalar, güneş kırıcılar, ısıtma-soğutma üniteleri bu alanlar arasında yer alıyor. Cephe uygulamalarında ise genellikle bina dışındaki kompoze levhalarında ve profillerde alüminyum kullanılıyor. Ayrıca cephede tercih edilen pek çok malzemeyle birlikte de kullanılıyor. Alüminyum; cam cephe, seramik cephe, ahşap cephe, fibercement, doğal taş sistemleri, sinterflex ve neolight gibi büyük ebatlı malzemelerin uygulanması, güneş panelleri, gölgelendirme sistemleri, denizlik ve söveler, otomasyon ve pergola sistemlerinde de kullanım alanı buluyor. ALÜMİNYUM İLE GÖRKEMLİ CEPHELER Alüminyum, dünya genelinde özellikle yüksek yapıların vazgeçilmezi hâline geldi. 1934 yılında inşa edilen, 1970 yılına kadar da dünyanın en yüksek gökdeleni olan ABD’ deki Empire State Building, alüminyum kullanılan en ünlü binalardan biri. Alüminyumun Türkiye’deki binaların cephelerinde yaygınlaşmaya başlaması ise 1990’lara