Yeni enerji köprüsü TANAP, Avrupa’ya bağlandı

Enerjinin İpek Yolu olarak adlandırılan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'nın (TANAP) Avrupa bağlantısı Edirne'de düzenlenen törenle gerçekleştirildi.

Enerjinin İpek Yolu olarak adlandırılan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı’nın (TANAP) Avrupa bağlantısı Edirne’de düzenlenen törenle gerçekleştirildi.

Edirne’nin İpsala ilçesi Sarıcaali Köyü’nde bulunan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) MS4 Ölçüm İstasyonu’nda gerçekleştirilen törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, TANAP’ın, Avrupa bağlantısının hayırlara vesile olmasını dileyerek, Türkiye ve bölge ülkeleri adına tarihî bir anın yaşandığını söyledi.

Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın ortak gayretleriyle örülen uzun ve meşakkatli bir süreci başarıyla taçlandırmanın haklı gururunu yaşadıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin bir barış projesi ve projede yer alan ülkelerin köklü dostluğunun sembolü olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TANAP’ın bulunduğu aşamaya Türkiye ve Azerbaycan’ın karşılıklı güvene dayalı ilişkileri sayesinde geldiğinin altını çizerek, TANAP’la ilgili ilk adımın Haziran 2012’de Hükûmetlerarası ve Ev Sahibi Hükûmet Anlaşmaları ile İstanbul’da atıldığını, Şah Deniz 2 Nihai Yatırım Kararı Anlaşması’nın ise Aralık 2013 de Bakü’de düzenlenen bir törenle neticelendirildiğini hatırlattı.

TANAP’ın temel atma töreninin 17 Mart 2015 tarihinde Kars’ta, açılış törenini de 12 Haziran 2018 Eskişehir’de dost ve kardeş ülkelerin katılımıyla gerçekleştirdiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İçerde ve dışarda özellikle atlattığımız onca badireye, bölgesel gerilime, hatta sıcak çatışmalara varan istikrarsızlıklara rağmen, TANAP’ı planlandığı şekilde ilerlettik. Kardeşim Aliyev’in şahsi ilgisi, gerek Gürcistan makamlarının iş birlikleri, gerekse bu projeye emek veren kardeşlerimizin gayretleriyle hamdolsun TANAP’ı bugünkü aşamasına getirdik” dedi.

TANAP: “ENERJİNİN İPEK YOLU”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enerjinin İpek Yolu olarak görülen bu muhteşem projenin; belirlenen takvime, hedeflerimize ve taahhütlerimize uygun bir şekilde ülkelerimizle ilgili kısmını bugün itibarıyla tamamlamış oluyoruz. Bu projeyle, sahip olduğumuz zenginlikleri kendi vatandaşlarımızın, onlarla birlikte tüm bölge halklarının, tüm insanlığın hizmetine sunma irademizi teyit ettik” ifadelerini kullandı.

TANAP ile Türkiye’nin enerji ihtiyacını garanti altına almanın yanı sıra Avrupa’nın enerji arz güvenliğine de katkı yapmayı hedeflediklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, TANAP’ın, Azerbaycan’dan Avrupa’ya uzanan 3 bin 500 kilometrelik enerji koridorunun en önemli parçası olduğunu, Azerbaycan doğal gazının, Türkiye üzerinden 20 il, 67 ilçe ve 600 köyden geçerek Avrupa kapısına ulaştığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TANAP’la 16 milyar metreküplük Azerbaycan doğal gazının Türkiye ve Avrupa’nın istifadesine sunulmasının hayalden gerçeğe dönüştüğünü kaydederek, 16 milyar metreküplük bu gaz miktarının 6 milyarını Türkiye’nin, 10 milyarını ise Avrupa ülkelerinin kullanacağını bildirdi.

İlerleyen yıllarda TANAP’ın taşıma kapasitesini önce 24 milyar metreküpe, ardından 31 milyar metreküpe çıkarmayı planladıklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’ya gaz sevkinin başlaması için Trans-Adriyatik Doğal Gaz Boru Hattı TAP’ın bir an önce tamamlanması gerektiğini, TAP’ın da 2020 yılı içinde tamamlanmasını beklediklerini aktardı.

“İNSANLIK, SON İKİ ASIRDA ENERJİ KAYNAKLARININ KONTROLÜ İÇİN SAVAŞIYOR”

İnsanlığın son iki asırdır enerji kaynaklarının kontrolü için savaştığını, milyonlarca insanın canına mal olan ağır bedeller ödediğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Orta Doğu’nun on yıllardır istikrarsızlıkla boğuşmasının arka planında bu mücadelenin yattığına işaret etti.

“Bir damla petrolü insan kanından, insan hayatından daha değerli gören zihniyet, dünyaya barış ve huzur getirememiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Yaşanan onca acıya, ölüme, yıkıma rağmen, ne yazık ki bu anlayışın belli güçler tarafından devam ettirildiğini görüyoruz. Özellikle Doğu Akdeniz’de bulunan hidrokarbon kaynaklarının paylaşımı konusunda, birileri hakça paylaşım yerine gerilimi körüklemeye çalışıyor. Adaletli paylaşım imkânı varken, tehdit diline ve şantaj politikalarına başvuruluyor. Oysa hiçbir ülke uluslararası hukuktan üstün değildir. Emrivakilerle netice alınamayacağı artık idrak edilmelidir. ‘Ben yaptım oldu’ mantığıyla kimse bir yere varamaz. Aba altından sopa göstererek, hiçbir ülke bir başkasına haklarından sarf-ı nazar ettiremez. Bilhassa Türkiye, böyle bir zillete asla boyun eğmez. Ülkemiz, ne kendi hukukunun ne de Kıbrıs Türk’ünün çıkarlarının çiğnenmesine izin verir. Doğu Akdeniz’de en uzun deniz sınırlarına sahip bir ülkeyi dışlamak, ona rağmen projeler gerçekleştirmeye çalışmak zaten mümkün değildir.”

“BİZİM SONDAJLARIMIZDAN ÇATIŞMA VE KAN DEĞİL, BARIŞ VE REFAH FIŞKIRACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son teknolojiye sahip iki sondaj gemisi Fatih ve Yavuz ile iki sismik araştırma gemisinin bölgede çalıştığını aktararak, “Biz bunların bağırmalarıyla çağırmalarıyla bu gemilerimizi çekmeyiz. Onlar şu anda orada görevlerini yapıyor, yapmaya devam edecek” şeklinde konuştu.

Bu gemilerin yürüttüğü faaliyetlerin kısa sürede meyve vereceğine inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya ile yapılan anlaşmayı hatırlatarak, bu anlaşmanın TBMM’den geçtikten sonra uygulamaya geçeceğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim sondajlarımızdan çatışma ve kan değil, barış ve refah fışkıracaktır. Ben bu inançla sizlerin vasıtasıyla Doğu Akdeniz’deki tüm taraflara samimi bir çağrıda bulunmak istiyorum. Gelin, enerjiyi bir çatışma aracı yerine iş birliği zeminine dönüştürelim. Diplomasinin imkânlarını kullanmak varken, bölgeye yeni bedeller ödetecek yollara tevessül etmeyelim” değerlendirmesinde bulundu.

Enerjinin çok ciddi bir küresel mesele olarak önlerinde bulunduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya enerji haritasının değiştiğini, bu alanda yeni aktörlerin, yeni projelerin ve yeni iş birliği modellerinin ortaya çıktığını kaydetti.

“TÜRKİYE, STRATEJİK KONUMUYLA ENERJİ ÜRETEN VE TÜKETEN ÜLKELERİN TAM KAVŞAĞINDA YER ALIYOR”

Enerji güvenliğinin sağlanmasında, üretici, transit ve tüketici ülkeler arasındaki etkin iş birliğinin önemli olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye, stratejik konumuyla enerji üreten ve tüketen ülkelerin tam kavşağında yer aldığını, yerkürede yer alan doğal gaz rezervlerinin yüzde 70’i, petrol rezervlerinin ise yüzde 60’ının Türkiye’nin komşularının topraklarında bulunduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa’nın 4’üncü, dünyanın 18’inci en büyük doğal gaz piyasası konumunda olduğunu, 81 vilayetini tamamına doğal gaz arzı sağladıklarını, Türkiye’de 144 bin kilometreyi aşan bir doğal gaz dağıtım şebekesinin bulunduğunu kaydetti.

Türkiye’nin 2018 yılı doğal gaz talebinin ise 49,3 milyar metre küpü bulduğunu, doğal gaz depolama kapasitesini de 4 milyar metreküpten, 11 milyar metreküpe çıkarmayı planladıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İki yüzer gaz depolama ve gazlaştırma gemisini hizmete sunduk. İnşallah bunlara bir yenisini daha ekleyeceğiz. Toplamda 5,4 milyar metreküplük kapasiteye sahip Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Tesisi’nin son bölümünün temelini bu sene attık. Bu kısmın 2023’te devreye girmesiyle, tuz yapılarında dünyanın en büyük depolama tesisine sahip olacağız” bilgisini paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerji ve doğal gaz konusunda paylaştığı istatistiklerin Türkiye’ye ciddi sorumluluk yüklediğinin farkında olduklarını sözlerine ekleyerek, “Karşılaştığımız birçok çifte standarda rağmen, diyalogdan, diplomasiden, uluslararası hukuktan asla taviz vermedik. Rekabet yerine iş birliğinin, gerilim yerine müzakerenin, kavga yerine meselelerimizi konuşarak çözmenin peşinde olduk. Bize bir adım atana, biz koşarak gittik. Bugün de yarın da aynı hüsnü niyetle hareket etmeye devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

“AVRUPA İLE ASYA’YI TANAP İLE BİR KEZ DAHA BİRBİRİNE BAĞLIYORUZ”

“Ne haklarımızdan vazgeçeceğiz ne Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin hakkını yedireceğiz ne de hakkımız olmayana el uzatacağız” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adalet, istikrar ve bölgesel iş birliği için gayret göstermeyi sürdüreceğiz. Bugün hep birlikte Avrupa bağlantısı açılış törenini icra ettiğimiz TANAP, ülkemizin barışçıl vizyonunun en somut nişanesidir. Dünya gündeminin ticaret savaşlarıyla, terörle, sokak olaylarıyla, istikrarsızlıklarla meşgul olduğu bir dönemde, biz bugün Avrupa ile Asya’yı TANAP ile bir kez daha birbirine bağlıyoruz” diye konuştu.

TANAP’ın Avrupa Bağlantısı Açılış Töreni’nin hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, projede emeği geçenlere, özellikle Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Gürcistan’a iş birlikleri için teşekkürlerini sundu.

Önümüzdeki dönemde kazan-kazan temelinde yeni projelere imza atacaklarına inandığını da vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını “Yaşasın Azerbaycan-Türkiye gardaşlığı” diyerek tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Gürcistan Başbakanı Giyorgi Gaghariya, Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konsey Üyesi Şefik Caferoviç, Sırbistan Ulusal Meclis Başkanı Maya Goykoviç, Kuzey Makedonya Başbakan Yardımcısı Koco Angjushev ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop ile boru hattının açılış butonuna bastı.

İlgili Konular:
TOKİ Haber
TOKİ Haber

Yaban hayvanları için özel köprü

Otoyollarda inşa edilmeye başlayan ekolojik köprüler, yaban hayvanlarından kaynaklanan trafik kazalarının önüne geçerek, yaban hayatını koruyor.
Otoyollarda inşa edilmeye başlayan ekolojik köprüler, yaban hayvanlarından kaynaklanan trafik kazalarının önüne geçerek, yaban hayatını koruyor. Yollarda ekolojik alt ve üst geçitler yapılarak yaban hayvanlarının yolun bir tarafından diğerine rahatlıkla hareket etmeleri sağlanıyor. Aynı zamanda biyolojik çeşitliliğe katkıda bulunuluyor. Bunlardan biri de Tarsus-Pozantı Otoyolu’nun 30. kilometresinde yer alan Orman Ekosistem Köprüsü. Çamalan Orman İşletme Şefliği sorumluluk sahasında bulunan, Gülek Boğazı ile Akdeniz’i İç Anadolu’ya bağlayan otoyolda tesis edilen köprü, Mersin Orman Bölge Müdürlüğü ve Karayolları 5. Bölge Müdürlüğü iş birliğiyle yenilenerek Orman Ekosistem Köprüsü adıyla düzenlendi ve devreye alındı. Kuzey Marmara Otoyolu Projesi kapsamında da yaban hayvanlarının otoyoldan etkilenmeden hayatlarına devam etmeleri amacıyla Uskumruköy’de ekolojik köprü yapıldı. İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolu’nun yapımı başlamadan önce ekolojik alt ve üst geçitler projelendirildi. Viyadükler gözden geçirilerek yaban hayatına ait koridorların korunması amaçlandı. Yolun 275 ve 336. kilometrelerine 50’şer metre uzunluğunda iki ekolojik üst geçit inşa edildi. Yer yer orman alanları içinden geçen İzmir-Çeşme Otoyolu’nda ise doğal yaşamın devamlılığı ve trafik güvenliğinin sağlanması amacıyla yaban hayatı kaynaklı trafik kazalarının gerçekleştiği noktalardan Zeytinler ile Alaçatı kavşakları arasındaki ekolojik köprünün inşası tamamlandı. Güzelbahçe ile Urla, Karaburun ile Zeytinler kavşakları arasında ekolojik köprü yapım çalışmaları ise devam ediyor. Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe Otoyolu’nun Malkara-Çanakkale kesimi için ekolojik üst geçit projesi hazırlandı. Proje

“24 Temmuz’da Ayasofya’yı ibadete açmayı planlıyoruz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Hazırlıkları süratle tamamlayarak 24 Temmuz 2020 Cuma günü, cuma namazı ile birlikte Ayasofya'yı ibadete açmayı planlıyoruz" dedi.
Ayasofya Camii’nin ibadete açılmasına ilişkin Millete Sesleniş konuşması yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hazırlıkları süratle tamamlayarak 24 Temmuz 2020 Cuma günü, cuma namazı ile birlikte Ayasofya’yı ibadete açmayı planlıyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Millete Sesleniş konuşması yaparak Danıştayın Ayasofya kararını değerlendirdi. Danıştayın bugün, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesini sağlayan 1934 tarihli Bakanlar Kurulu düzenlemesini iptal ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna dayanarak çıkarılan Cumhurbaşkanlığı düzenlemesiyle Ayasofya’nın yeniden cami olarak hizmete açılmasını sağladıklarını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece Ayasofya, 86 yıl aradan sonra yeniden, Fatih Sultan Mehmet Han’ın vakfiyesinde belirttiği şekilde cami olarak hizmet vermeye başlayabilecektir. Bu kararın milletimize, ümmete ve tüm insanlığa hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu. Kültür ve Turizm Bakanlığının, konunun idari ve teknik hazırlıklarıyla, Diyanet İşleri Başkanlığının da dini yönüyle ilgili çalışmalara hemen başladığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müze statüsünden çıkmasıyla birlikte, Ayasofya Camisi’ne ücretli giriş uygulamasını da kaldırıyoruz. Tüm camilerimiz gibi Ayasofya’nın kapıları da yerli ve yabancı, Müslim ve gayrimüslim herkese sonuna kadar açık olacaktır. İnsanlığın ortak mirası olan Ayasofya, yeni statüsüyle herkesi kucaklamaya, çok daha samimi, çok daha özgün şekilde devam edecektir” dedi. Ayasofya’nın dirilişi… pic.twitter.com/V3gy2y8Wki— Recep Tayyip Erdoğan (@RTErdogan) July 10, 2020 “24 TEMMUZ 2020 CUMA GÜNÜ, CUMA NAMAZI İLE BİRLİKTE AYASOFYA’YI İBADETE AÇMAYI PLANLIYORUZ” Hazırlıkları süratle tamamlayarak,

Danıştay’dan tarihi Ayasofya kararı

Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti.
Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti. Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesine yönelik Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle Danıştay’da dava açtı. Davayı duruşmalı inceleyen Daire, 2 Temmuz’daki duruşmada tarafları dinledi. Duruşmanın ardından dosyayı inceleyen Danıştay 10. Daire kararını verdi. Daire, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti. Daire’nin 19 sayfalık gerekçesinde, dava konusu Bakanlar Kurulu kararının, ilgili mevzuat, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Gerekçede, Ayasofya’nın, statüsü muhafaza edilerek, hukuk düzeninde güvence altına alınan özel hukuk tüzel kişiliğini haiz mazbut vakıf niteliğindeki Fatih Sultan Mehmet Han Vakfının mülkiyetinde olduğu kaydedildi. Ayasofya’nın, vakfedenin iradesi gereği, sürekli şekilde cami olarak kullanılması için toplumun hizmetine sunulduğu, bedelsiz kamunun istifadesine terk edilmesi yönüyle hayrat taşınmaz niteliği taşıdığı, tapu belgesinde de cami vasfı ile tescilli bulunduğuna dikkati çekilen gerekçede, şu ifadeler yer aldı: “Vakıf senedinin, hukuk kuralı etki değer ve gücünde olduğu, vakfedilen taşınmazın vakıf senedindeki niteliğinin ve kullanım amacının değiştirilemeyeceği, bu hususun tüm gerçek tüzel kişiler kişilerle birlikte davalı idare için de bağlayacı olduğu kuşkusuzdur. Türk hukuk sisteminde kadimden beri korunarak yaşatılan Vakfa